Acaba

ACABA

Ağızdan çıktığı anda merak, tereddüt ve şüpheyi peşi sıra sürükleyen onca kelime vardır. Bunlardan biri de “acaba”dır. İnsanın aklını en çok yoran bu kelime, gereksiz zihin işgallerin failidir. Beklentisi bol bir sorudur o. Kocaman bir soru işareti yerine de kullanılabilecek olan “acaba”, hayata ironi katan bir cevaplar ortaya çıkarır.

Acaba, insanların şaşırmışlıklarını, doğruları kabullenemeyişlerini ve acizliklerini ele veren ipucudur . Rahatsız zihinlerin parazitidir o. Rahat bir uyku dahi uyutmaz. Uyutsa bile kabuslar gördürür.

“Zihnimizdeki, kalbimizdeki sorunlara eklenen, “acabalarımız” bizi daha da karamsar hale sokar. Daha vicdanıyla ve nefsiyle yaptığı savaştan zafer elde edememiş insanı, oldukça zorlar acabalar. Çünkü kuşkuculuk ve takıntılı olmak bir yana şeytan da çok sever, insanın kendiyle çatışmasını. Bunun adı vesvesedir zaten, şeytanın en sağlam numaralarından biridir”(1)

Hayallerin yarım kalmasını elbette istemez kimse ama acabalar içinde dolanırken yorulur insan. Buna rağmen çoğu insanın zihninde ve dilinde vardır acabalar . Acaba dedikten sonra, çeşitli yaşanan olaylar ve verilecek tepkiler bir cerrah hassasiyeti ile derinlemesine düşünülür. Nadiren söylemek neyse de, eğer ki bu kelime dillere pelesenk olmuş ise, zihinlerde bir kararsızlık furyası hüküm sürüyor demektir. Bu kararsızlık rüzgarına kapılanların zihinlerinde “Acaba öyle mi yapsaydım, acaba diğerini mi seçsem?” gibi yüzlerce cümle feveran eder. Bu hal onların beynini yer bitirir.

Acaba kelimesi duyguların değil zekânın bir kusurunu yansıtır. Bu kusuru görmeyenlerin hayatında gelmesi beklenenler gelse, geçmesi beklenenler geçse de acabalar hep olacaktır. Acaba, kimi zaman da geçmişle barışık olup olunmadığının bir ölçüsüdür. Öyle ki, geçmişi ile barışık olanlar acaba ve “keşke”leri unutup hep iyi kileri hatırlayanlardır. İnsanın aklına sık sık acaba kelimesin gelmesi kalp ile mantığın, iyi ile kötüye yorulabilecek olayların arasında sıkışıp kalacağının resmidir.

Bir “acaba”nın bir diğer acabayı doğurması an meselesidir. Bu zincirleme düşüncelerin kitlenmesine kadar sürer. Zihin tereddütlerin girdabında can çekişirken, bir girdaptan bir girdaba düşer insan. Ve sonunda “acaba”ların neden olduğu sorular, belirsizlikler ve ortada duran kararsızlıklar yüzünden boğulacak gibi olur. Çıkacak yol bulamayıp endişenin artması ile birlikte yaşadığı bu çaresizlik onu tükenişe doğru çeker götürür. Harap olup bitap düşer. Kişisel gelişim uzmanı Sıtkı Aslanhan acaba ile ilgili olarak bir kitabında şöyle der:

“Acaba sorusunu sormaya başladığınız an gücünüzün, enerjinizi kaybettiğiniz andır. İçerde bir kurt beyni kemirmeye başlamıştır. Kemirdikçe gücünüzün azaldığını hissedeceksiniz. Tereddüt etmeyin. Hayatın bazı anları vardır. Örneğin kaza yapanlar bir anlık tereddütle; sollasam mı solamasam mı geçsem mi geçmesem mi? Frene mi bassam, gaza mı bassam?” derken bir an bir tereddüt. Allah muhafaza…”(2)

Acaba, umut edilerek başlanan bir süreci baltalayan, zalim bir kelimedir. Bu yüzden hayatın her alanında oluğu gibi, “acaba” derken de denge elden bırakılmamalıdır. Uzun soluklu huzur isteniyorsa, hayatı acabalarla yaşamak yerine, kaptanı iyi ki olan gemilere binilmelidir. Göreceksiniz ki; o gemi selamet sahiline ulaştığında sizde kurtulacaksınız, fareler de…

Alıntılar:
1) Genç Dergi; Salih YÜZGENÇ
2) Duyarlı Gencin Hayat Rehberi; Sıtkı ASLANHAN

5 yorum

  1. Yazınıza katılıyorum.

    Acaba ve keşkenin sıklıkla yer aldığı hayatlar, geçmişin gölgesinde kalmaktan geleceğin ışığını göremeyen hayatlar oluyor. Aslında o anda alınan karar, o an ki ruh hali içinde alınabilecek en doğru karardır. Zaman kararın yanlışlığını çıkarsa bile, o yanlıştan alınacak ders alınıp gene ileriye doğru yürünmelidir. Acaba insanı yerinde saydıran bir kelime. İnsan acabanın içinde kaybolup giderken hayatta yanından akıp gider.

    “hayata ironi katan bir cevaplar ortaya çıkarır.” cümlesinde bir ve çoğul eki kullanmışsınız. ” hayata ironi katan cevaplar ortaya çıkarır. ” olmalı sanki.

    Mürekkebiniz hiç kurumasın Aydın Bey.

    0
  2. Hepimizin zaman zaman ”acaba” dediğimiz anlar olmuştur ancak ne kadar sıklıkta ya da ne kadar az kullandığımız önemlidir.

    Kaleminize sağlık, acabasız günler temennisi ile Hoş geldiniz.

    0
  3. Öncelikle hoş geldiniz…
    Güzel bir konuda, biraz karmaşık bir yazı okudum. Bakış açısı da, irdeleyiş biçimi de, varılan ya da varılmaya çalışılan sonuç da karmaşıktı bence…Karmaşanın sebebi yazanın kararsızlığı mı dedim, tekrar tekrar okudum. Sanmıyorum. Bence “Acaba”ların hayatın içindeki çeşitliliği neden olmuş karmaşaya…
    Kimi zaman gidilen yoldan/sonuçtan memnun olunmadığında zihni kemirir. Bu gibi zamanların da nüansları vardır ama. Dizginler eldeyse işe yarar “Acaba?” demek. Yok değilse, şükretmeyi bilmek gerek…
    Bazen yola çıkmadan onlarca “Acaba” ziyarete gelir ki bence en sağlıklı/faydalı olandır. Onlarla dost olmayı bilmek gerek:)
    Arkasını dönüp gitme/vazgeçme/boş verme/yok sayma imkanı olmayan, her şeyin ters(kime/neye göre ters) gittiği, kontrolün kaybedildiği, dizginlere ulaşma ihtimali bile olmayan zamanlarda düşman bilmek gerek “Acaba”ları…
    Atılan adımda, yaşanan an’da, yapılan işte yandaşlar, yoldaşlar varsa, paylaşılan/tartışılan “Acaba”lar hem lezzet hem destek verir galiba…
    Hayat seçeneklerle ve sürprizlerle dolu. Her anında, her aşamasında…”Acaba” ile “Şükür” dengesi kurulabildiği sürece huzur artıyor sanki…
    Kaleminize sağlık, sevgiyle…

    0
  4. Sitemize hoş geldiniz.

    Anlatım oldukça başarılı. Alıntılanan cümlelerin sahiplerinin belirtilmesi şık bir davranış. Kaleminize sağlık.

    Yazıda anlatılan fikre katılamayacağım. Örneğin şu cümleye; “Acaba kelimesi duyguların değil zekânın bir kusurunu yansıtır.”

    Tam aksine kabullenmek, “acaba” dememek zekanın kusurunu yansıtır kanımca. Şüphe, kuşku adına her ne der isek bilimin olmazsa olmazıdır. Hatta takıntılı bir hal almadıkça yararlıdır şüphe. Bizleri peşin hükümden kurtarır ve doğrulara ulaştırır. Bir hekimi ele alalım örneğin: Tanı koyarken “acaba” demese doğru teşhis koyabilir mi?

    Bu açıdan baktığımızda “acaba” demek, gereklidir ve bir zorunluluktur.

    0
  5. Hoş geldiniz…

    Acaba, vicdanımızı sorgular. Bizi içten içe kemirir. Düşüncelerimizi sulandırır.

    Acaba en doğru sonuca ulaşmanın anahtarıdır. Acaba bilimi bize yaklaştırır.

    O zaman acaba hem iyi hem kötüdür. Bir kesinlik yoktur. “ACABA?” vardır ve bir takıntı halinde gelmedikçe, bizi tüketmedikçe de olmalıdır.

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>