Ana Sayfa / Edebiyat / Anı / Alles Wieder Gut
alles-wieder-gut

Alles Wieder Gut

Dışarıdan bakıldığında sadece bir ticarethane, içine girdiğinizde ise saf ve hiç kirlenmemiş ruhlara sahip dünyaların olduğu, umudun engel tanımadığı, hayata azim ve tebessümle direnen bir işe sahibim.

Evet ben zihinsel özürlülerle birlikte çalışıyorum. Aslında çalışmıyorum, yaşıyorum. Öyle saf ve masumlar ki, en temiz kalpli bir insanın kalbi bile onlarınkinin yanında günahkar kalabiliyor. Normal insanların gün boyunda hiç farkına varmadan yaptıkları onlarca şeyden sadece birini başardıklarında bile gözlerindeki o sevince şahit olmak beni hayata bağlıyor.

En basitinden bir ayakkabı bağlamanın bu kadar zor ve güç bir hal aldığına ilk kez şahit olmuştum. Ve aylar süren bir eğitimin ardından bir sabah ayakkabısını bağladı ve bağları gibi sımsıkı bana sarıldı. Gözlerindeki o sevinci gördüğümde; boş yere kızdığım onca şeyi düşünüp, hayatı bu kadar hafife aldığım için kendimi sorguladım.

O henüz yirmi bir yaşında Afrika kökenli genç bir adam. Henüz çocukken ailede yaşadığı büyük bir kavga sonucu hayata olan güvenini yitirmiş, sadece iki cümle dışında susmayı tercih etmişti;

“ALLES BESTENS”“ALLES WIEDER GUT” yani “Her şey çok iyi”“Her şey çok güzel olacak”. 

Nasılsın? Ne yapıyorsun? Neredesin? Tüm bu sorulara verdiği tek cevaptı. Ve aynı soruları sana da sorduğunda cevabı beklerken, gözlerindeki o endişe, senden aynı cevabı alamamak korkusu insanın içini acıtıyordu.

Çünkü o her şeyin iyi olmasını ya da olduğunu bilmeyi, düşünmeyi istiyordu. 

Her şey çok iyi, her şey çok güzel olacak…

 

Bir diğeri ise yine aynı yaşlarda. İnsanları tanımadan ve güvenmeden hiç kimseyle konuşmuyor, sadece susuyordu. İlk hafta ikinci hafta derken üçüncü hafta… Ve bir gün ansızın beni sevdiğini söylemesi… Benden önce ekipten tanıdığı insanlarla iki yıldan önce asla diyaloğa girmeyen bu adamın ismimle birlikte beni sevdiğini söylemesi bende büyük heyecan ve huzur yaratmıştı.

Kendime dert ettiğim bir çok şeyin aslında dert olmadığını, dert etmemem gerektiğini anlamıştım. Onlara duyduğum bu tarifsiz büyük sevgi nihayet meyvesini vermişti. Her gün onlara bir şeyler öğretmek amacıyla gitsem de aslında ben onlardan öğreniyordum. Neyi mi? Neyin aslında engel olduğunu. Daha doğrusu engelin ne olduğunu?

Sana, bana ona…

10 yorum

  1. Neyi?
    İnsan olmanın dayanılmaz güzelliğini. İnsan olabilmenin becerisini. Bence onlar, Yaradan’ın Kainat’a bir armağanı. Keşke toplumdaki bir yığın insan, onlardan bir nebze olsun ders alabilseler. O güzel gönüllerindeki güzelliklerin ve erişilmezliğin sırrına varabilseler. Ahhh keşke…

    0
  2. isminivermekistemeyenseyirci

    cok beğendim

    0
  3. Çok takılmam aslında sıfatlara. Ama bu “engelli/özürlü” meselesi hep canımı sıkmıştır. Her ikisinin de doğru sıfat olmadığına inanmış, doğrusunu da bulamamışımdır. Yazınızı okurken “zorlu” olabilir mi acaba dedim…Bazen çok zorlu bazen daha az…Ama hep zorlu…Hayat kendilerine zor, sevenlerine zor…Öğretilenlerin içinde çevredeki insan müsveddelerinin bakışlarını, tepkilerini önemsememeyi, gereğinde en sert cevabı -sessizlikte- hissetmeyi öğretmek en zoru olsa gerek.
    Verdiğiniz örnekteki gencin savunma mekanizması belki de hepsinin hatta hepimizin ihtiyacı olan sessiz tepki…
    Laf olsun diye değil, çok ama çok içten söylüyorum; -bana göre- dünyanın en zor, en kıymetli işini böylesine severek yaptığınız için siz özelsiniz…İyi ki varsınız…
    Yüreğinize sağlık, sevgiyle…

    0
    • Öncelikle tsk etmek istiyorum bana bu hislerimi yazabilmem icin cesaret veren herkese…Yaptigim yapmaya calistigim yazimdada bahsettigim gibi ögretmek ama ögrenen benim gercekten is demek cok zor, engelli demek zor aslinda yazinin sonundada bahsettigmiz gibi “Engel aslinda bizde onlarin bizi sevmesini biziimle vakit gecirmesini engelleyen bizleriz.. onlara engelli deyip engeli aslinda kendimize koydugmuzun farkinda degiliz.. Duyarliliginiz icin tsk ederim..

      0
  4. “Her şey çok güzel olacak”

    İnanmak ile başlıyor engelle mücadele, engelle karşı karşıya olan için.
    Sonrasında bizler…
    O’ nun , Onlar’ın eline el, ayağına ayak, gözüne göz, velhasıl “yok” una “var” olan-olacak bizler.
    Ve basit bir ayakkabı bağı ile bağlanabiliyor kalpler, yürekler.
    Bir, “Seni Seviyorum” ile yıkılıp geçiliyor, geride bırakılıyor engeller.
    …..
    Onlar’ı düşünmeden projelendirilen bir merdiven, bir araba, bir mekan bizim acziyetimiz, düşüncesizliğimiz.
    Hatta en büyük engelin, karşındakini düşünememek, hiçe saymak olduğunun göstergesi.
    Peki; dış dünyamıza ördüğümüz duvar, yardım eline uzattığımız elimizin tersi, ötekileştirmemiz, yok saymamız, bir “Merhaba” ya bile düşünerek verdiğimiz cevap neyin nesi, neyin barikatı engeli?
    Kim nasıl aşacak bu engeli?
    Yardımsız, sevgisiz…

    0
  5. Aslında hayatta en masum olanları onlar. Onların yanındayken insan gerçekten de utanıyor kendinden.

    0
  6. Okurken gözyaşlarıma engel olamadım. Evet gerçekten onlardan birçok şey öğrenebiliyoruz. Askilal duygulara tercüman olduğunuz için sonsuz teşekkürler…

    0
  7. Hiçbir şeyden haberi olmayan ama en çok eziyeti çekenler onlar her zaman anlayışlı ve yardımcı olmamız lazım. bizlerde bir anlık dalgınlık sonucu en küçük bir kazayla sağlığımızı kaybedip onlar gibi veya daha kötü olabiliriz.
    Sevgi, saygı anlayış her zaman her yerde ve herkese…

    0
    • Kesinlikle Sakarabim hiç bir şeyden haberleri yok. Eğer olsa eminim bizi affetmezlerdi. Günahsız ve masumlar. Onlara kötü davrananlar unutmasın ki “her sağlıklı insan birer engelli adayıdır”. Kesinlikle size katılıyorum. Duyarlılığınız için teşekkür ederim…

      0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>