Ana Sayfa / Bakış Açısı / AŞK MASALI

AŞK MASALI

Masallar gerçek olmayan, olağanüstü olayları mı anlatır? Gerçek olmayan yerler, gerçek olmayan zamanlar mı vardır? Peki o zaman nasıl gelmişler günümüze kadar? Yedi cüceyi tanımayan var mı? Hangi genç kız beyaz atlı prensin öpücüğünü beklemiyor? Gerçek olmadıkları için mi hayatımıza bu kadar girmişler?

Mektubunda karısına masalların gerçek olmadığını anlatırken şair, karısı, ne çok istemiştir hayatının masal gibi olmasını. Bir çırpıda değişsin istemiştir her şey. Mesela kocası yanında olsun istemiştir…

Olmaz demeyin.

Olur mu olur…

Sabır taşı  çatlar…

Yaşananlar masal olur…

Masallar ise gerçek.

Alırsın bıçağı eline sürersin sabır taşına. Bilendikçe bilenir. Çelik öyle bir ışıldar ki yüzünü görürsün onda. Sadece kendi yüzün de değil, başka ne yüzler gelir geçer ısınan çelikten. Isınır çelik, ateş olur.Yakar ellerini. Yakar gözlerini. Tutamazsın. Düşer ellerinden. Sesi kalır yerde. Buz olur sonra. Olanlar da işte o zaman olur. Masallar gerçek olur, gerçekler de masal. Sabır taşı gelip hayatın orta yerinde durur. Herkes nasibini alır ondan. Siz hiç bilenmediniz mi yoksa?

İnsan düşleri olmasaydı masallar olabilir miydi? Ulaşılmaz hayaller peşinden koşmasaydık hangi masal mutlu sona erişebilirdi? Kan kurusu azaplar akmasaydı yüreklerden hangi aşk gerçek olabilirdi? İşte bu yüzden, en gerçek olan da aşk değil midir? Her masal özünü aşktan aldığına göre gerçektir o da.

Benim bilediğim bıçaktan da iki çift göz geçti. Sabır taşı çatladı mı bilmem. Ama kırk gün kırk gece düğün olmadı, gökten üç elma da düşmedi.

Kapkaraydı bir tanesi. Koca bir dağı yerinden oynatacak kadar kara.Öyle büyük bir güç veriyordu. Zaten ayaklarım ne dağa değiyordu ne de taşa. Büyülenmiş miydim? Delirmiş miydim? Neydim? Yaşım değmeden on yedisine, başım yıldızlara değmişti de geçiyordu bile. Ne mi oldu sonra? Bir kaç satır yazı ile kapkara bir iz bıraktı ve gitti. Ellerim titrerken savruldu küllerim. Küllerim korları örttü, kapattı kanayan yarayı.

Bitti mi?

Biter mi?

Eeee bir kere dellenmesin yüreğin. Bu kez de masmavi bir umman çıktı karşıma, ben bıçağımı keskinleştirirken sabır taşında. Bir çift mavi gölge düştü üzerine. Hem de nasıl bir mavilik. Öyle böyle değil. Yer, gök, dağ, taş maviye kesti. Bu mavi düş de uzun sürmedi. Omuzlarımda koca bir yük ile uyandım.

Bitti mi?

Bitmedi.

Bir düzen tutturamasa da gönül saatim, bu can bu tende iken bitmez ki…

Bilirim en karmaşık yerimde yazılmıştır intizam.

Buz deryasına dönmüş göğüs kafesinde yanan ateşi kime deyim ki; bilen bilir zaten.

Bu masalı nasıl anlatayım ki; duyan duyar zaten

Gören görür;

Koru da görür,

Közü de görür,

Külü de görür…

Aşk masalı dilden dile, gönülden gönüle geçer,

Gerçek olur.

İnanan inanır…

2 yorum

  1. Her kadın farklı güzellikler taşır yüreğinde. Kimi hüzünlü, kimi şefkatli, kimi hırslı, kimi aşk dolu…

    Fakat her kadının bakışında hep aynı masalsı güzellik vardır.

    Kaleminize sağlık…

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>