Ana Sayfa / Edebiyat / Anı / Babam ve Dedemin Anısına…
KirazAgaci

Babam ve Dedemin Anısına…

Kiraz mevsiminde;
hep hüzün,
hep isyan,
hep hırçınlık,
hep yedi yaşındaki çocuk…

Hep buruk babalar günü.
Yoklukların ayrımına varılan ilk o mevsim.
Sokakta yoğurt sürülmüş yufka dürümünü yarım domates ile yerken,
diğer çocukların elindeki somun ekmeği gören
ve yavaş yavaş yoklukları kavramaya başlayan çocuk.

Kiraz bahçelerinin çokça olduğu, çalışkan insanların yaşadığı bir kasabada doğdum. Yüzlerinde evlat acısı çizgileri belirgin, iki yaşlı insanın oğullarından miras kalan, ele avuca sığmayan bir çocuktum. Dedemle babaannemin bu acıya katlanmalarını, avunmalarını sağlıyorken bir yandan da  varlığımla acılarını her gün hatırlatıyordum.

Yedi yaşında iken iki katlı evimizin alt katında bulunan samanlıkta bir çuval içinde bir sürü kaval bulmuştum. Hemen dedeme götürdüm kavalları ve sordum ne olduğunu kavalların. Dedem aldı bir kavalı ve çalmaya başladı. Gözünden yaş aktığını gördüm çalarken. Zira derin bir anlamı olduğunu sezmiş olmalıyım ki  sordum neden ağladığını. İşte o zaman anlattı dedem acısını ve kızgınlığını:

“Elifi Kara (Hacı Omar Karası, Elifi Kara, Omar Oğlu gibi isimleri vardı kiraz türlerinin) kirazlarının yenice olgunlaştığı zamanda bahçeye kiraz toplamaya giderken, mezarlığın önünden geçiyorduk oğlum. Baban tüfeğiyle mezarlıktaki kuşlara ateş etti. Ben de neden mezarlıktaki kuşlara ateş ettin diye kızmıştım babana. Bir hafta geçmedi kendisi oraya gitti yavrum…”

Dedemin babama dair anlattıklarının bir kısmını yazdığım şiirle  paylaşmak istedim sizlerle.

BİR AVUÇ BUĞDAY

Bana bir avuç buğday verin.
Bana avuçlar dolusu buğday verin!
Bir avuç buğday tanesi…

Neden mi istiyorum o buğday tanelerini?
Acılarımı soruyorsunuz değil mi?
O her sabah yüzümü yıkadığım,
Avucumla güne başlamaktır acılarım.

Neden mi istiyorum o buğday tanelerini?
Babam, bir zamanlar mezarının olmadığı yerde,
Şimdi orada olmayan ağaçtaki
Anaç, yavru minicik serçeler var ya
Hani bedenleri avucum kadar,
Yürekleri buğday taneleri kadar
İşte o serçelere tüfeğiyle bir el ateş etmiş.
Ve serçeler yüreğimi dağlayan acılarımla birlikte
Acıyla öterek,
Yürekleri ölerek,
Düşmüşler tek tek…

Neden mi istiyorum o buğday tanelerini?
Her bayram arifesinde,
Gittiğimde babamın yanı başına
Tek tek hiç üşenmeden,
Dizerim o buğday tanelerini
Babamın mezar taşına.
Serçeler yesinler, yaşasınlar diye
Beni sevsinler babamı affetsinler diye.

Bana bir avuç buğday
Bir avuç buğday
Serçeler için…

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>