Ana Sayfa / Kişisel Gelişim / BEN(CİL)LİK – İLİŞKİLER

BEN(CİL)LİK – İLİŞKİLER

Öncelikle, benliğimizi tutup içimizden filmlerdeki gibi söküp atamadığımıza göre hepimiz benciliz. “Ben” olan yerde bencillik mutlaka vardır. Olmalıdır da. Ama bencilliğin şekilleri, çeşitleri ve deformasyonu vardır. Ne kadar benciliz? Ne kadar farkındayız? Bu bir paradoks aslında, en fazla bencil görünenler en az bencil olanlardır.

Beni yeterince doyuracaksın ki diğer benlikleri görebilesin. Benlik açtır, onu doyurmadığında,  kendinden başkasını göremez… Yeterince “ben” olmadan başka benliği algılayamazsın.

İstediklerini yapacaksın ki başkalarının isteklerine değer verebilesin. Kendiyle savaşı olan biri, nasıl başkalarının savaşlarıyla ilgilenebilir ki?

Bütün kavgalarımız benliğimizin ispatına doğru, bu benliği biz geliştirdik, biz büyüttük, biz kişilik sahibi yaptık. Yıllarımızı verdik bunun için! Doğduğumuzda şekillenmemişti biz ince, ince işledik. Yaşanmışlıklarımızı kattık yoğurduk, bazen sağlıklı yöne gitti bazen de çözemediğimiz şeyler bizlerde hastalık haline dönüştü.

Her kavgamızda karşımızdakinin bu hastalıkları depreştirdiğini düşündük. Eksikliğini gördüğümüz şey bizde iken, karşımızdakinin her söylediğini eksikliğimizi vurguladığını düşünerek kavgamızı oluşturduk. Oysa o onu demek istememişti ki! Sen nasıl görmek istiyorsan öyle idi…

Kimse beni anlamıyor, sen anlatabiliyor musun ki? Sen seni anlıyor musun ki?

Kimse beni sevmiyor, sen sevebiliyor musun ki? Sen seni sevebiliyor musun ki?

Kimse bana değer vermiyor, sen verebiliyor musun ki? Sen sana değer verebiliyor musun ki?

Bu tarz şeylerin hepsini önce kendine vermeden zaten başkasına veremezsin; kendini dinle, kendini sev, kendine değer ver, kendine güven ve inan. Bunları sen yapamazken, zaten hiç kimseye veremezsin. Sende olmayan bir şeyi nasıl karşı tarafa sunabilirsin ki? Sen yarımsan karşındakiyle bütünleşme hayallerin boşa çaba, önce senin bütün olman gerekiyor.

İnsanlar bu açılardan bazen kötü davranışlar sergiliyorlar. Eğer bir bütün bir yarımla karşılaşırsa sorun yok da, iki yarım bir araya gelirse öbür yarıyı kapıp bütünleşmeye çalışıyor, başlıyor didiklemeye. Birden hepsini alamayacağından ufak ufak almaya çalışıyor haliyle. Aldıkça doymuyor, aldıkça tam olamıyor, tamamlanması için o yarımın hepsini birden yutması lazım. Didiklendiğini sonradan hisseden diğer yarım da didiklemeye başlıyor, katma değeri lafları ve hareketleriyle. Sonra sil baştan aynı hikâyeler sürüp gidiyor. Bazen de, asıl daha acı olan, bu hikâyeler ömür boyu sürüyor da sonuçlanmıyor. Didiklenmenin karşılıklı dozajına bağlı olarak, birbirlerinin ısırıklarıyla beslenen hayatlar…

Ne yapmalıyız noktasında, birey olarak bir bütün olmalıyız. Eksikliklerimizin, açlıklarımızın, yanlışlarımızın, hatalarımızın farkında olarak, kendi eksikliğimizi görerek, kendimizi geliştirip tamamlamaya çalışmalıyız. Eksiklerimizi tamamladıkları için birliktelikler kurmamalıyız. Önce “ben”i mutlu edip, sonra mutluluk vermeliyiz. Yarımken diğer yarımlara yapışmamalıyız.

Herkesin tek başına bir bütün olabilmesi, cesareti, özgüveni, saygıyı, sevgiyi, şıklığı, güzelliği, anlayışı, kibarlığı, zarafeti, güveni, inancı önce kendine vermesi dileklerimle… Zaten senden taşanları rahatça paylaşabilirsin. Hammaddesi kendi içinde, korkma azalmaz, üretmeye devam…


Depeche mode/Precious Çeviri  :

Nadide ve kırılgan şeyler, Özel işlemeye (dokunmaya) ihtiyaç duyarlar. Tanrım, biz sana ne yaptık… Her zaman paylaşmaya çalışıyoruz, ilginin en naziğini,  şimdi seni ne duruma getirdiğimize bakıyoruz… Her şey incinir, Her şey kırılır, düşündüm ki yoluna koyabiliriz. Fakat söylenmeyen kelimeler, bizi çok kırılgan bıraktı, vermek için çok azı kaldı. Gümüş kanatlı melekler, Istırabı bilmemeliler. Senin için bu acıyı alabilmeyi dilerim. Eğer Tanrının sadece kendinin anlayabileceği büyük planı varsa, Umarım Senin gözlerinden görüyordur… Her şey incinir, Her şey kırılır, düşündüm ki biz yoluna koyabiliriz. Fakat söylenmeyen kelimeler, bizi çok kırılgan bıraktı, vermek için çok azı kaldı. Güveni öğrenmen için dua ediyorum, ikimiz için de inan ve kalbinin içinde iki kişilik bir odayı koru… Her şey incinir, Her şey kırılır, düşündüm ki biz yoluna koyabiliriz. Fakat söylenmeyen kelimeler, bize çok az nezaket bıraktı, vermek için çok azı kaldı…

6 yorum

  1. Hepimizin içinde bir miktar bencillik vardır ancak dozajı fazla kaçırmamak gerekir. Önce kendine inanmalı insan… Kendisinin inanmadığına başkasını nasıl inandırır değil mi? Sen kendini sevmezsen, nasıl sevdireceksin benliğini…

    Bir de Yunus Emre’nin dizeleri geldi aklıma

    ” Beni bende demen, bende değilim
    Bir ben vardır bende, benden içeri”

    Emeğinize, kaleminize sağlık ”MoonStruck” … Güzel bir konu irdelemişsiniz yine, teşekkürler.

    0
  2. Teşekkürler Ay Işığı güzel yorumunuza.

    0
  3. Bencillik illa ki vardır, olmalı da… Aşırıya kaçmamak kaydıyla. Bu bağlamda bütün cevher insanın kendinde gizli… İnsana düşen içindeki o cevheri bulup çıkarabilmeli. Bu da kendini çok iyi tanımaktan, anlamaktan ve sevmekten geçiyor. Kendi bilen kendini bulan kimse salt “Ben”in peşine düşmeyecektir. Başka “ben” lere de fırsat tanıyacaktır.

    Emeğinize yüreğinize sağlıklar.

    0
  4. Gecikmeli teşekkürler yorumunuza …

    0
  5. Okurken bir yandan kendimi sorgulama gereği duydum… Sormaya başladığınızda öğrenmeye de başlıyorsunuz haliyle…

    Teşekkürler ve tebrikler…

    0
  6. Teşekkürler sgul güzel yorumunuza…

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>