Ana Sayfa / Dosya / BEYİN (Bölüm 4)
beyin-bolum-4

BEYİN (Bölüm 4)

KARAR VERMEK

İnsan karar vereceği konuda her şeyi bilemediğinden, uzmanların yardımına ve onların meseleyi nasıl değerlendirdikleri konusundaki kriterlerine ihtiyaç duyar. Bir uzman kişiden gelen bilginin değerini ölçerken onun kriterlerini esas almalıdır. Çünkü uzman kişinin daha geniş ve derin olan bilgi ve tecrübesini kullanmak genelde daha avantajlıdır. Ancak istişare ettiğimiz kimsenin bilgi ve tecrübesinin derinliğini, yüksekliğini, genişliğini gösterecek sorular sormaktan çekinmemek gerekir. Veri selinin ve aşırı karmaşıklığın dünyasında, uzmanların bizden daha iyi bir şekilde bilgiyi değerlendirebileceğine, bizim tek başımıza varacağımız sonuçtan daha iyi sonuçlara ulaşacaklarına inanıyoruz. Ve şu günlerde korkutucu ve kafa karıştırıcı olan bir dönemde, bize ne yapıp yapamayacağımızı açıkça söyleyen uzmanların ebeveynvari otoritesi sayesinde kendimizi daha güvende hissediyoruz.

Ama bunun büyük bir sorun olduğuna inanıyorum,bizim için toplum olarak, kültür olarak, ve bireyler olarak tehlikeli potansiyel sonuçları olan bir sorun. Bu uzmanların dünyaya yaygın bir şekilde katkıları olmadığından değil, elbette katkıları var. Sorun bizimle ilgili, uzmanlara bağımlı hale geldik. Onların kesinliğine,güven vermelerine onların kat’iliğine bağımlı hale geldik,ve süreçte, sorumluluğumuzu devrettik. Onların varsayılan bilge sözleri için zekamızdan ve bilgimizden feragat ettik. Kendi gücümüzden vazgeçtik, belirsizlikten duyduğumuz rahatsızlığı onların sağladığı kesinlik illüzyonu için elden çıkardık. Bu abartı değil.

Yakın zamanda yapılan bir deneyde, bir grup yetişkinin, onlar uzmanların konuşmalarını dinlerken, beyinleri MRI ile tarandı. Sonuç son derece sıra dışıydı. Uzmanların seslerini dinlerken, beyinlerinin bağımsız karar verme ile ilgili kısmı kendini kapatıyordu. Tam anlamıyla dümdüz bir çizgideydi. Ve uzmanlar ne derse dinlediler ve onların tavsiyelerine uydular, doğru olsun ya da olmasın.

Ama uzmanlar yanlış yapar. Doktorların on teşhisinden dördünün yanlış olduğunu gösteren çalışmalar olduğunu biliyor muydunuz? Eğer vergi iadesi formlarınızı kendiniz doldurursanız, istatistiksel olarak doğru olarak doldurma ihtimalinizin bu iş için tutacağınız vergi danışmanından daha fazla olduğunu biliyor muydunuz?

Bir uzamanın desteğine ihtiyaç duyduğunuzda, sizin için yaptığı herhangi bir şeyi; Bunu destekleyen varsayımlar neler? Bunun dayandığı kanıt nedir? Araştırmalarınız neye odaklanmıştır? Ve neyi dışlamıştır?… gibi sorularla, anlamaya çalıştınız mı? Geleneksel düşünce, uzmanların ileri dereceli eğitim almış, şık sıfatları, diplomaları, çok satar kitapları olan statü sahibi kişiler olduğu şeklindedir.

Temel olarak uzmanlar denilen kişilerin kim olduğunu yeniden tanımlamalıyız. Sadece hayal edin eğer biz uzmanın, bir tür elit kadro olduğu düşüncesini bir kenara atarsak ve yerine demokratik uzmanlık fikrini kucaklarsak, eğer beynimizin bağımsız karar verme kısmını açık tutarsak, eğer uzmanlara meydan okur, şüpheci olursak, eğer otoriteyi bırakırsak, eğer asi olursak ama aynı zamanda farklılığa, belirsizliğe ve şüpheye karşı çok daha fazla rahat olursak, ve uzmanlarımızın da bu terimlerle kendilerini ifade etmelerine izin verirsek, kendimizi 21. yy ın zorluklarına çok daha iyi bir şekilde hazırlayabileceğiz. Dünyayla gözleriniz apaçık yüzleşme zamanı , evet uzmanları, bazı şeyleri anlama konusunda kullanarak, onların sınırlarından haberdar olarak ve elbette, kendimizinkilerden haberdar olarak kararlarımızı daha doğru verebiliriz.

Evet, karar vermekten bahsediyoruz, yani kararlarımızı özgür irademizle vermekten…
Peki, birileri size karar verme konusunda özgür irademizin olmadığından bahsetseydi!

Bu konuda Max Planck Enstitüsünden bilim adamı Prof. John-Dylan Haynes
gelişmiş manyetik rezonans ve bilgisayar tekniklerini kullanarak son derece ilginç araştırmalar yapmıştır.
Ve denek, Oxford üniversitesinde matematik profesörü olan Marcus Du Sautoy.

İzleyelim;

Not: Konunun anlam kaybına uğramaması için deneyi yazılı olarak da ekliyorum...

Not: Konunun anlam kaybına uğramaması için deneyi yazılı olarak da ekliyorum...

Biz insanlar karar verebilmekle övünürüz. özgür irade , benim bir şey için alıyorum ya da almıyorum şeklinde karar verebilmem demektir. Ancak bilimin özgür irade ile bir sorunu var , bilime göre bir şey başka bir şeye sebep olmalı. Peki, eğer bedenimden ayrı bir gözün olduğunu düşünüyorsan bu olabilir ,bu kararlarımı verme konusunda yardımcı olabilir. Ancak yakın zamanda biyolojiden okuduğum şeylerden sonra özgür irade konusunda bir problemimiz var. Çünkü bu kararları vermek , sadece kendi aktivitemizin bir met-ceziri , gelgiti…

Kararlarımızın kaynağı ve zamanlamasını araştırmak için tasarlanmış bir deney için Berlin’deyim. Sonuçların hayatımı nasıl yaşadığım üzerine büyük etkileri olabileceği için oldukça endişeliyim. Kararlarımdan kimin sorumlu olduğu ortaya çıkacak. Bilinç ben mi? Yoksa kontrolüm dışında olan bilinçsiz bir gri madde kütlesi mi? Yapılacak olan deney çok basit , şimdi bir beyin tarayıcısına bağlanacağım ve beynim monitörle görüntülenecek. Elimdeki butonlardan , rastgele bir karar vererek sol yada sağ butona basacağım. Tarayıcı beynimin karar verdiği anı kaydedecek. Bilgisayar ise benim parmağımla tuşa bastığım anı kaydedecek. Başlıyoruz…

Deney çok uzun sürmedi ve dürüst olmak gerekirse heyecan verici de değildi. Fakat sonuçların daha ilgi çekici olmasını umuyorum.

Deneyi yapan: Senin durumunda sen karar vermeden 6 saniye öncesinde hangi kararı vereceğini tahmin edebiliyoruz.

Denek: 6 saniye? yani bilinçli olarak sağ parmağımla basmaya karar verdiğimi ve bundan 6 saniye önce beynimin karar verdiğini mi söylüyorsun?

Deneyi yapan: Aynen

Denek: Biraz ürkütücü, beyin aktiviteme göre bilinçli kararım ikincil bir şey.

Deneyi yapan: Kesinlikle… görünüşe göre kararlarını şekillendiren yoğun bir bilinçaltı beyin aktivitesi var ve bilinç, karar vermede çok sonraki bir aşamada devreye giriyor.

Denek: 6 saniye önce olan nöral aktivitenin esiri olduğumu düşünmek ürkütücü.

Deneyi yapan: Esir gibi demezdim çünkü esir olman , bilinçli aklın ve beyin aktiviten arasında bir ikilik olduğuna işaret eder. Oysa bilinçli aklın beyin aktiviten de kodlanmış beyin aktiviten tarafından gerçekleştiriliyor, onun bir yönü. Ve bilinçaltı beyin aktiviten de senin belli yönlerinin farkında , inançların ve isteklerinle uyum içinde. Yani , çoğunlukla seni istemediğin bir şeyi yapmaya zorlamaz.

Denek: Peki bu açığa çıkanlar, bilinci anlama ve içimde ki ‘ben’e dair yapılan araştırmaları nasıl etkiler?

Deneyi yapan: Kişilerin düşüncelerinin beyin aktivitelerinin içinde kodlandığını tespit edersek, düşüncelerle beyin aktivitesi arasında bir farklılık belirleyemeyiz, iki ayrı uzaydaki iki ayrı var olan şey olduklarını farz etmek yerine , aynı fiziksel işlemin farklı görünümleri olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden bilinciniz beyin aktivitenizdir ve hayatınızı yönlendiren şeydir. Deneyler gösterdi ki bu genişleyen, belirli bir mekanizmadır, kararlarınız ise zaman içinde daha sonra ki bir aşamadır, bu kaçınılmazdır, mutlaka ilerleyecek ve sonuca ulaşacaktır.

Denek: Gerçek şu ki yaptığım seçimin farkında olduğumda, John bundan 6 saniye önce daha ben ne yapacağımın farkında olmadan ne yapacağımı söyleyebiliyor. Demek istediğim bu çok sıra dışı , 6 saniye çok uzun bir zaman. Bunu rahatsız edici buluyorum, bilinçaltımın bir bölümünün bilinçli seçimi oluşturduğu kesin ama John kafamın içine bakarak biliyor ki John’un bilinci benim ne yapacağımı, bilinçli olmadığım şeyi biliyor. Bu gerçekten şok edici…

 

Ben (CoMe_0N_THeN) burada açık bir çelişki, bir yanılgı olduğunu düşünüyorum. Deney hakkındaki fikirlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum;

Burada oluşan karar için, biz farkında değilken belliydi gerçeğinin, kontrolümüz dışında var oluşu yanılgısına düşmeyelim. Bölüm 1,2 ve özellikle de 3′deki bütün bilgilerin ışığında deney üzerinde bir analiz yapıp, sonrasında yorum yapacak olursak;

Hangi karar? Dediğiniz an, bilinçaltının uygun gördüğü sonuç ne ise onu uyguluyorsunuz. Yani deneyden sonra deneğin; “bilinçli kararım ikincil bir şey, bu önceden belliydi” ifadesi; bilinç, bilinçaltının esiridir şeklinde yorumlanamaz!

Şimdi düşünelim ki, evinizdesiniz, susadınız ve su içtiniz… Bu eylem her zamanki gibi gerçekleşti değil mi? Evet evinizde susadığınızda hep aynı tür şeyler olur ve her defasında, suyun temiz olup olmadığı konusunda, endişelenip belli analizlere yönelmezsiniz değil mi? Her defasında bunu yapmamanızın sebebini şöyle ifade edebilir miyiz?

Daha önce bu konuda bilinçli olarak yaptığınız sorgulama ve analizleriniz ile bilinç ve bilinçaltı bu kararın, uygulanabilir güvenilir bir karar olduğu konusunda birbirlerini ikna ederler. Yani bilinçaltıyla bu uyum sağlandıktan sonra bilincimizin her seferinde bilinçaltıyla tekrar tekrar “çatışma” çıkarması için bir sebep yok. Yani bilinç müdahaleyi gerektiren bir şey bulamadığı sürece bilinçaltının kararlarının uygulanmasına müsaade edecektir. Verilen kararın değişmesi için bilincin, tekrar o kararla ilgili sorgulaması veya değerlendirmesi gereken bir şeyler olmalıdır. Mesela evinizin içme suyu borusunun toprak altında kalan bölümünde bir patlak meydana gelmesi gibi. Bu durumda ilk kararı verdiğinizde var olan şartları bozan bir durum değişikliği ve bilinç tarafından değerlendirilmesi gereken yeni bir durum ile karşılaşmış olduk.

İşte bu şekilde şartları değişen durumlarda, tekrar bilinç ve bilinçaltı uyumu sağlanarak verilen en son karar, yine şartlar tekrar değişene kadar otonomik olarak gerçekleşir. Ve bu sahip olduğumuz mükemmel bir özelliktir.

Hipnoz konusunda ele alınan bilinç-bilinçaltı ilişkisine dayanarak;

  1. Değerlendiren mekanizma: Bilinç
  2. Değerlendirmeden çalışan mekanizma: Bilinçaltı
  3. Deney için belirlenen tek koşul:”Rastgelelik”
  4. Rastgele kelimesinin anlamı:Bir sürecin olasılıksal yapıda olduğunu belirten terim. Örneğin, bir nesneler kümesinin her bir ögesine eşit seçilme olanağı veren süreç rastgeledir,

Bilinçaltına bu ve diğer kararlarımız için , şöyle durumlarda şunu uygula şeklindeki kaydı giren yine bilincimizdir. Ve bilincimiz bilinçaltımıza bu kararı uygula şeklinde ki kararı kaydederken de aldığı duyumları değerlendirmeyi bilinçaltında bulunan eski bilgilere göre yapmıştır. Kararlarımız bilinçaltında daha önceden bu şekilde, kontrolümüz dışında ve bilinçli olarak, pozitif, negatif ve nötr “bilinenlerimiz” şeklinde mevcut bulunmaktadır. Ve bu kararlarımız, Gereklilik durumlarına göre son kontrolleri bilinç tarafından yapılarak, karşılaşılan durumlarda otonomik bir tepki olarak açığa çıkarlar.

Deneyin nasıl olacağı belirlendiğinde rastgele bir karar verecek olmamız;

  • Rastgeleliği bozmamak için bilincin, yapılacak seçime dair değerlendirmeye herhangi bir şey dahil etmeyeceği, yani eşit seçilme olanağı sunacağı kararı, alması gereken ilk karardır.
  • Bilincin, bilinçaltında önceki verilere göre hazırlanmış olan bu veriyi elini uzatarak ordan alması ve “evet seçime müdahale etmeden eyleme dönüştürüyorum” diyerek parmağı butona bastırma eylemini tamamlaması ise aldığı ikinci karardır.
  • Seçimin ne olacağı ise bilinçaltının kararıdır.

6 saniyelik süre ise, kesinlikle iradenin yokluğu şeklinde yorumlanamayacağını düşündüğüm bir tespittir.

Gelin işin süre kısmını birlikte değerlendirelim;

Yakınınızdaki ilk insanı yakalayın ve kafasında soru işareti kalmaması için önce ona şunları söyleyin;
“Az sonra senden çok basit bir şey isteyeceğim. İsteyeceğim şey, kanın ne renk olduğu sorusuna vereceğin cevap kadar kolay ve anlık bir şey olacak. Ve yapacağın şeyin ne olduğu değil, sadece bunu ne kadar çabuk yapabildiğin önemli.”

Ona söyleyeceğiniz şey şu olacak; “Sadece bir elini kaldır” ve kronometrenizi hazırlamayı unutmayın.
Söylerken dikkat edeceğiniz şeyler;
Bütün kelimeleri net, algılanacak bir şekilde ve olabildiğince kısa sürede söyleyin. Hazırda bulundurduğunuz kronometrenizi söyleyeceğiniz şeyin “bir elini kaldır” kısmında başlatın, son olarak da eylem gerçekleştiği an kronometrenizi durdurun.

Göreceksiniz ki bunu her denediğinizde 6 sn den kısa bir sürede sonuç alacaksınız.

Sonuç olarak;

  • Burada yapılan şey, rastgele bir seçimdir (sağ el yada sol el kaldırma eylemi için seçim kararı).
  • Seçimi rastgele yapacağı, yapacak kişi tarafından bilinçli olarak kabul ediliyor (alınan ilk karar).
  • Kişi hangi konuda seçim yapacağını bilmiyor.
  • Kişi neyi seçeceğini bilmeden bir seçim kararı alamaz.
  • Dolayısıyla seçimin belirleneceği an, ona neyi seçeceği bildirildiği andan daha öncesi olamaz.
  • Yani kronometrenin başlatıldığı ve durdurulduğu an arasındaki zaman farkı , yapılan bu rastgele seçim için karar alma süresini kesin olarak gösteriyor olacak.

Bu durumda, değerlendirmeye aldığımız John’un deneyinde;

Beynin yapacağımız hareketleri 6 sn önceden bildiğini gösteren tespitin, aslında yanlış anlaşılmış olduğuna inanıyorum…

 

Buraya kadar bu konuda inceleyip hazırladığım her şeyi sizlerle paylaştım. Beyin konusunda yeni bilgilere ulaştıkça yararlı olduğunu düşündüklerimi yayınlamaya devam edeceğim. Sizlerinde bu konulardaki fikir ve bilgilerinizi paylaşmanız ümidiyle…

 

Not: Bu yazı, gerçekliği ve güvenilirliğine inandığım metin ve belgesellerin, konuyu tamamlayıcı olduğuna inandığım kısımlarının tarafımca toparlanışı şeklindedir.

1 yorum

  1. hasan özdemir

    Bu test beni baya bi etkiledi bu testteki maantikla hareket edersek sizin soracaginiz soruda 6 saniye onceden belliydi bunun testini de yapsinlar boyle sacmalik grmedim insanlarin kafasini karistriyorlar tam temeli olmayan testleri yayinlamamalari gerekir bence mark balaguer adli felsefeci bu tespit edilen bolgenin onceden planlama tahmin etme bolgesi oldugunu soyluyor ve bur gercek olan bi bilgidir yani denek karar vermeden once plan yapmis olmasi cok yuksek bir ihtimaldir zaten plan yapmasi icin gereken sure denege firsat olarak verilmistir deney uzun surdugu icin ve anlik bi karar olmadigi icin sizinde bu yorumuma cevabinizi bekliyorum tesekkurler boyle yararli tespitleriniz ve bilgileriniz icin ve bu test beni baya bi korkkuttu acikcasi:))

    5

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>