Ana Sayfa / Bakış Açısı / Bizim Emine Teyze…
Emine-Teyze

Bizim Emine Teyze…

Hani sizlere hoş geldin derken bizim Çerkezlerden söyle biraz bahsetmiştim ya. Hani Çerkez büyüklerine tahmada denirdi. İşte yine böyle tatlı tahmadalardan biriydi bizim Emine Teyze. Bizim yaşlılarımızın, hatta Çerkez’ceyi konuşan herkesin Türkçe’si biraz garip olur, hemen anlaşılır dilin kaydığı.

Bizim Emine teyze de bunun tam örneğiydi. Allah vergisi bir espri yeteneği vardı, kendisi fakında değildi belki ama, bir konuşsun bir güldürsün, öyle bir kadındı rahmetli. Komikliği biraz da dilinden ileri geliyordu. Kendi kendine uydurduğu kelimeleri cümlelerin istediği yere yerleştiriverirdi mesela. Onunla konuşurken Emine Teyze’ye özel lügat kullanmak gerekirdi.

Günlerden bir gün bizim  Emine Teyzeyi  kızı ve torunları alıp sinemaya götürmüşler. Hayatında ilk kez gitmiş bizimki sinemaya, pek keyiflenmiş, coşkuyla izlemiş filmi. Sanki başrol  oyuncusu kendisi, hop oturup hop kalkmış. Son sahnede bir sürü at bizim oyuncuları almış götürmüş, film bitmiş. Emine Teyze alkış kıyamet pek mutlu izlemiş filmi.

Neyse film bitmiş kalkmışlar çıkış salonuna gelmişler ki, ikinci seans için diğer izleyiciler içeriye girmekte. Bizimki sanki üstüne vazife imiş gibi hemen atılıp; “Hiç boş yere içeri girmeyiniz, kimse kalmadı, atlara binip gittiler” demiş.

Yine bir gün Emine Teyze’ye ziyarete gitti annemler ben de annemlerle gittim köye. Evin genç hanımları içeri dışarı girip çıkıp duruyorlar, yemek hazırlığı için, ikimiz oturuyoruz yan yana. Bahçe içinde, kireç badanalı, iki katlı, camlarında, merdiven basamaklarında teneke saksılar içinde sardunyalar dizili sevimli bir evdi. Sıcacık bir havası vardı evin, tıpkı Emine Teyzenin sıcaklığı gibi. İnsan yaşadığı yere mi benzer, yoksa yaşadığı yeri kendine mi benzetir bilinmez ama aynı sıcaklıktı işte hissettiğim. Şehirlerin, sokakların, evlerin, eşyaların da ruhu olduğuna inanmışımdır ben zaten hep. Neyse bahçeye bakan iki pencerenin önünde sedir var boylu boyunca, yan yana oturduk sohbet ediyoruz güya, ben de yarı anlar yarı anlamaz eşlik ediyorum sohbete. Küçük olmama rağmen beni dikkate alıp sohbet etmesi de gururumu okşuyor diğer yandan. Eli yanağında dalgın dalgın, kah camdan bakarak kah içeri dönerek sürdürüyoruz konuşmayı. Bir an bana bakıp; “Şu enseri görüyor musun?” dedi. Karşı duvardaki kendi başına yalnızlıktan sıkılmış gibi duran çiviyi gösterip. “Görüyorum Emine Teyze, noldu ki” dedim.”Ah ahh, o enseri Mosa çakmıştı oraya, oğlum öldü gitti,  şimdi enser ağloyor, ben ağloyorum, enser ağloyor ben ağloyorum, yas tutuyoruz ikimizde” dedi. “Hıı” diyebildim, “Ağlama Emine Teyze”.

Böylesi tatlı bir tahmadaydı bizim Emine Teyze, mekanı cennet olsun. Tahmada deyince  aklıma geldi de paylaşıverdim sizinle.

Sevgi ve muhabbetle…

Lila - 2014

4 yorum

  1. Emine teyzeler, Hatça nineler… Tahmadalar… Zorlukları yaşamış, yoklukları görmüş o yüce insanlar… Elleri öpülesiler…

    Kalemine sağlık ve senin sözünle;
    Sevgi ve muhabbetle…

    0
  2. Yazdığım yazılara yorum almak, bana hep zili çalınan bir kapının ardında bekleyen postacı tadını vermiştir. Çantası boynunda asılı duran, elinde bir sürü zarf olan postacı. O zarflardan biri bana geldi die mutlandığım zarflar.
    Teşekkürler Net.

    Sevgi ve muhabbetle…

    0
  3. Gerçekten de yazınız okunmaya değecek kadar güzel Lila. Bazen insan yaşamın kendisinden parçalar okumak istiyor. Siz de bu parçaları çok güzel anlatmışsınız. Ben yazınızı okumaktan büyük keyif aldım.

    0
  4. Canım teşekkürler Bilge’cim. Okuma ve yazmayla olan gönül bağın çok mutlandırıcı. Seni bu nedenle kutluyorum, Doğru yoldasın tatlım, öpüyorum seni.

    Sevgiyle…

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>