Ana Sayfa / Kişisel Gelişim / BU BEN MİYİM?
Bu ben miyim?

BU BEN MİYİM?

Farkındalıkla ilgili yazdığım yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.

“İnsan kendini bilmese farkında olarak yaşayamaz”.

BU BEN MİYİM?

İnsan yaşamı karşılaştırarak tanır. İnsan kendini görüp bilmese başkalarıyla benzerlik ve karşıtlıklarını fark edemez.

Ne gariptir ki herkes hayata kendi gönül penceresinden bakar ve sadece görmek istediğini görür. O pencereden kimisi mavi gökyüzünü görür, kimisi yerdeki çamuru… Kimileri olduğu yeri aydınlatamazken, kimileri meşale gibi karanlığı yırtabilir… Peki neden?

Yaşam bir aynadır ve insanın kendisini yaşamın aynasında görebilmesi hiç kolay olmuyor. Alışkanlıklarımız, inançlarımız, korkularımız ve kaygılarımız zamanla öyle sarıveriyor ki etrafımızı, onları aşıp kendimizin ve çevremizin farkına varmamız kolay olmuyor.

VE SONRA BİR GÜN…

Bir gün bir işaret alıyoruz. Bazen bir dosttan, bazen bir çocuğun gülüşünden, bazen bir eğitimden geliyor bu işaret. Bazen sıradan bir konuşmanın içinden geçen bir söz dikkatinizi çekiyor. Dolmuşta yer verdiğiniz bir yaşlının dudaklarında dökülen iki cümle belki, görmeyen gözlerimizi açıyor, yaşamın aynasını fark ediyoruz. Yaşamın aynasına yakın olduğumuzu o an görüyoruz. Bizi uyaran o işarete kadar; Neden fark etmediğimize hayret edip, kızıyoruz kendimize.

Yaşamın kimi zaman o acımasız aynasında, kendi ruhumuzu, davranışlarımızı, ruhsuzluklarımızı, yeteneklerimizi tüm çıplaklığıyla görmek çok şaşırtıcı. Kendimizi aynanın karşısında her bulduğumuzda…

BU BEN MİYİM? Sorusu çığlığa dönüşüyor. Anlıyoruz ki başka bir insana, başka bir kültüre, başka bir topluma ve başka bir inanca yaklaşırken ilk yapmamız gereken ayakkabılarımızı çıkartmaktır. Tıpkı Musa A.S. Tuva vadisinde yürürken yaptığı gibi, Ayakkabılarımızı çıkartıp yalın ayak elimizi göğsümüze götürüp, karşıdakini anlamaya hazırlanmalıyız. Orada bir süreliğine de olsa başkası gibi yürümeye, başkası gibi davranmaya hazır olmalıyız. Onlara katılmak için değil, onları anlamak için.

Başkalarını ve kendini anlamak için çıktığın bu yolculukta Tuva vadisi kadar mukaddes olduğunu görüyorsun hayatın ve yaşam daha da anlam buluyor.

BU BEN MİYİM? Sorusuyla başlayan bu uyanışta sorular ve cevapları arka arkaya geliyor… Sana neden mutlu olmadığını, neden başarılı olmadığını, neden duyarlı olmadığını ve hayatın anlamını tekrar tekrar sorgulatıyor ve fark ediyorsun yeniden…

Dünyaya geldiğimizde elimize bir hayat kaşığı veriliyor, yaşadıkça bu kaşıkların sayısı artıyor. Anne kaşığı, baba kaşığı, komşu kaşığı, evlat kaşığı, iş kaşığı liste uzuyor böyle. Yalınız mesele şu ki kaşığın içi yağ dolu, biz bu yolculukta kaşıktaki yağı dökmemek için kaşığa o kadar odaklanıyoruz ki, çevremizde olanların farkında olmadan yaşıyoruz, ya da kaşıktaki yağı tamamen unutup sadece kendimiz için yaşıyoruz.

Oysaki mutlu olmak;

Başarılı olmak kaşıktaki yağı dökmeden çevresindeki güzelliklerin farkında olmaktır. Yaşarken aklını, emeğini, yüreğini katabilmektir hayata. Yüreğine güneş gözlüklerini takıp yeni yollar, yeni patikalar açabilmektir ve kirpiklerini saçlarının ucuna takıp bütün dünyaya göz kırpmaktır.

GÜNAY DEMİR YIKILMAZ

6 yorum

  1. Sade bir anlatımla güzel bir yazı olmuş… Kaşığa odaklanmak güzel bir örnek olmuş zaten çay taşırken de odaklanırsanız dökersiniz, Ama burada kaşıktan kastınız beni biraz karıştırdı, biraz ayıklamak gerek diye düşünüyorum, çünkü çoğunluğu sizin olmayabilir, elinize tutuşturmuş olabilirler …

    0
    • Selam… Burda anlatmak istediğim yani kaşıktaki yağdan kasıt onu dökmeden ve çevresindeki güzelikleri de görerek yaşayabilmektir. Çünkü gerçek farkındalık ve denge içsel ve dışsal yolculuğunuzu tamamlamış olmanızdır. Yani dış dünyada mücadele edeceksiniz lakin içinize döndüğünüzde kendinizle barışık bir insan olacaksınız. İşte gerçek farkındalık budur. Elimize tutuşturulmuş olanlar gerçek hayatta kazandığımız kimliklerimizdir. Anne olmak, baba olmak, eş olmak, kardeş olmak vs. Önemli olan bu kimlikleri doğru oluşturup uyumlu yaşamaktır.

      0
  2. İçsel yolculuğu tamamlayıp, dışsal uyum ve dengede yaşamak için öncelikli tutuşturulmuş kimliklerin içini doğru doldurmak gerek… Eğer bunda kastınız yağ ise ya yağı ayıklayacaksınız, ayıklayamıyorsanız da döküp yeniden yapılandırmanız gerekebilir demek istemiştim.
    Sevgiler…

    0
    • Çok haklısınız işte o yeniden yapılandırmak kimliklerin içini doğru doldurmaktır..yanlış oluşmuş kimlikleride bu yolculukta yeniden ve doğru bir biçimde yapılandırmaktır.Tespitiniz çok doğru sevgiler

      0
  3. “Yağına kıymayan çöreğini yavan yer” mi acaba? Cesaret edebilir mi fedakarlık yapmaya…

    Kim kendine itiraf edebilir ki kendini? Kim bu ben miyim diye sorabilir?

    0
    • Zaten ben kimim sorusunu kişi kendine sorduğu an, yolculuk başlamıştır.Malesef ki insanın egosu o kadar büyüktürkü gerçek anlamda bu soruyu çok az insan kendine sorabiliyor.

      0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>