Ana Sayfa / Edebiyat / ÇİNGENELER

ÇİNGENELER

Cingene-Kadinlar

Gözbebekleri hep aynı çingenelerin. Yüzlerinde çamurlu bir ifade var. Neşeleri darbuka gibi sanki, içi boş ama çok ses çıkartıyor…

Kadınları, duvarları tablolarla süslü küçücük duvarlar arasında erkeklerine bakmakla geçiyor… Giysileri görkemli “kir” izleriyle süslü. Bazılarının ayakkabıları öyle parlak ki, asalet veriyor duruşuna çingene adamın.

Ölülere saygısı çok çingenelerin; en güzel ve temiz kıyafetlerini ölünün odasına girerken giyiyorlar. Ve ölüleri içi boş, kırılmış darbuka gibi sessizce yatıyor tabutunda. Yüzlerinde kanayan bir acı var, ölüye bakarken…

İhtiyar çingeneler var bir de, yaşanmış(lık)larını gere gere taşıyorlar, buruş buruş yüzlerinde… İskarpinleri beyazını kaybetmiş ama olsun, yere vurunca ses çıkartıyor hala topukları “tak tak”… Ve ellerini ateşe uzatan bir kadının yüzünde soğuk bir mevsim. Fotoğrafın birinde daracık bir odaya sıkışmış beş-altı kadın… Biri kucağında bebeğini emziriyor. Düşündüm “çingene olarak doğmak ister miydim diye”. Bilmem ki. Çingenelerin ruhu yollara saçılmış. Ayakları araba tekeri gibi, hep “gitmek” üzerine, geceleri bile…

Ve kar yağmuru altında bıçkın bir çingene delikanlısı… Görmeliydiniz!… Kış yakalamış onu bir harabede. Harabe demişken; hep harabe, hep sefalet. Ama göze batmıyor. Çingene varsa fotoğraf karesinde sefaletin (b)içi(mi) değişiyor nedense. Bütün yüz hatları aynı yere çıkıyor. Az isyanla yoğrulmuş bıçkın, az bitkin neşenin peşinden giden hüzünlü yer… “Çingeneler” en güzel konuydu…

Fotoğraflar çok başka… Bir yerde dondurucuya koymuşsun hayatın o anını ve duygusu hiç silinmiyor zamanın (b)akışına rağmen… Tıpkı yüzünün yarısı karanlık çıkan dört çingene adamın karanlıklarını elli yıl sonra bugüne taşımaları gibi… Hiçbir ışık değmemiş, hala karanlık hayatlarının bir yüzü… Bir yanları yitik belki yollarda…

Teşekkür ederim…

2 yorum

  1. Gözlerini hep birbirlerine benzetirim ben de onların, nedenini bilmem ama gözlerinden ele verirler kendilerini. Onları serseri kılan göçebe ruhları ve göçebe yaşamları bence. Köksüz yaşamlarının mutlu ve umursamaz bireyleri onlar. Yeryüzü kesinlikle çok renkliliğiyle güzel, evrene güzellik veren çamurlu suratlarıyla seviyorum onları…

    Sevgi ve muhabbetle…

    0
  2. Gözlerinin derinliklerindeki hüzün hep etkilemiştir beni de..Bir yere ait olamamaktan ,hep eksik kaldiklarini düşünürüm..Göçebe bedenlerdeki göçebe ruhlar..Aidiyetin verdigi huzurdan uzak yaşamak ve hep az olmak..kök salamamak..gerçekten bir lanet var mı bilemiyorum ama bundan daha zor bir yaşam var mıdır?

    keyifle ve düşünerek okudum..tesekkur ederim..

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>