Ana Sayfa / Bakış Açısı / Çocukluğumuz
Çocukluğumuz

Çocukluğumuz

Bizim çocukluğumuz var ile yok arasında geçti deyim yerindeyse. 1980′in 90′lara doğru aktığı ikinci yarısında başlayan yaşam maceramız her şeyi dolu dolu yaşadığımız zamanlar olarak kaldı aklımızda. Her şey azdı ama anlamlıydı yapabildiklerimiz…

Evimiz, ailemiz, komşularımız, mahallemiz, arkadaşlarımız, okulumuz kısacası bize ait olduğunu hissettiğimiz her şey ayrı bir güç verirdi ruhumuza. Biraz romantik, biraz hayalci çocuklardık belki de. Akşam herkes mahallesinde toplanır, oyunlar oynar, çift kale mahalle maçları yapardık.

Ölçülüydü ilişkiler; herkes duracağı yeri bilir, haddini aşmazdı tabiri caizse.

Çocukluktan gençliğe adım attığımız ilk yıllar 1990′ların mirasıyla devam etti bir süre. Lakin teknolojinin hızla ilerlemesi ve alışılagelmiş insan kalıbının dışına çıkılmaya başlanması aile, mahalle, arkadaşlık ve toplum ilişkilerini hızlı bir dejenerasyona itti. Herkes birey olmak için uğraşmaya, tek başına yaşamaya ve yalnızlığa alışmaya başladı. Toplumu tamamıyla saran bu bireysellik furyası her şeyi kökünden dinamitledi. Çocukluğumuzda ki yaşam tarzı, arkadaşlıklar ve ilişkiler, yerini herkesin kendini yarış atı sandığı ve toplumun o yönde eğitildiği, yönlendirildiği tuhaf bir sistem anlayışına bıraktı.

2000′li yıllara yaklaşıldığında ise gerek teknolojinin gücü, gerekse devletlerin bireyselleşmeye verdikleri önemi artırmaları dolayısıyla yaşadıklarımız birer anı olmaktan öteye geçmedi, geçemedi… Günümüz gençleri artık mahalle kültürünü çok bilmeseler de, bayramlarda şeker toplamaya çıkmasalar da büyüklerinden dinledikleri eski zaman hikayeleriyle kafalarında bir yaşam kültürü çizmeye ve bugün ki imkanların olmamasına rağmen o zaman ki insanların nasıl yaşadıklarını merak etmeye devam ediyorlar…

Bayram Günaslan

 

4 yorum

  1. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte her şey öyle hızlı gelişti ki, adeta insanımıızın başını döndürdü. Ardından kapitalizmin fırsatı ganim et bilip dayatmaları insanımızın rahat yaşama, çok şeye sahip olma, üretmekten ziyade tüketme çılgınlığı yazınızda bahsettiğiniz tüm güzelliklerin yerini hırsa daha çok kazanma isteğini tetikledi. Dolayısıyla insanları kaynaştırmada olmazsa olmaz sevgi, saygı, güven üçlemesi birbrinden uzaklaşırdı ve yalnızlaşmasına sebep oldu. Ama şurası gerçek ki, her nesil kendi dönemini yaşıyor. Birbirinden bağımsız olarak. Oysa değişimleri gerçekleştirirken kendi kültürümüzü, ananemizi, örfümüzü değiştirmeden yapabilsek keşke, ama maalesef…
    Emeğinize sağlık, kaleminiz daim olsun.

    0
  2. Teşekkür ederim Yaren,emeğinize yüreğinize sağlık. Yorumunuz,incelemeniz ayrı bir değer kattı yazıya. Sevgiyle kalın..

    0
  3. Eskiler güzeldi. Oyunlar şık ve anlamlıydı. Saygı ve sevgi ölçülü idi. Hüseyin Güzel’in de böyle bir yazsısı vardı. Onda da çok etkilenmiştim.

    Evet gördüğümüz üzre artık hikayelerde yaşanıyor sadece. Şimdi sokakta oynayan çocuklar yok hepsi bilgisayar başında maalesef …

    Kaleminize, emeğinize sağlık Bayram .

    0
  4. Teşekkür ederim Ayışığı yüreğinize,kaleminize sağlık. Yorumunuz her şeyin kısaca özeti..

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>