Ana Sayfa / Edebiyat / Anı / Dünyanın Bütün Eldivenleri
Dünyanın Bütün Eldivenleri

Dünyanın Bütün Eldivenleri

İki yaşlı insanın yanında geçen çocukluğun, hırçınlığın, anlaşılamamanın yaşandığı hüzünlü yıllara ve yokluğa isyan ediş günlerim…

Evet, dedem ve babaannem… Onlara çok çektirdim, çok üzdüm, imkansız şeyler istedim.

Bir kış günü kartopu oynamıştım sokakta çocuklarla. Soğuktan kıpkırmızı kesildi, üşüdü ellerim. Ve sessizce depreşti yine çocuk sesleri arasında en büyük yokluklarım. Koşarak eve geldim ve eldiven almalarını istedim nasırlı elleri toprak kokusuna karışmış iki yaşlı insandan.

Almadılar, alışmıştı nasırlı elleri yokluklara, üşümüyorlardı belki de. Karlar eridi iki üç gün sonra. Unutuverdim eldiven istediğimi. Onlar da unuttular…

Mart ayıydı, kar yağdı yine. Mahallemizin çocukları çıktı sokağa. Kuş cıvıltısı gibiydi kartopu oynarken bağırışları, gülüşleri. Oynamak istedim onlarla ve avludaki koca kapıya doğru koşarken yandaki dut ağacına takıldı gözüm. Eldiven…  Eldiven istemiştim evet. Neden alınmamıştı? Dut ağacı, dertlerimi dile getirme ağacım, kürsümdü zaten. Aniden hırçınlaştım sokaktaki çocuk sesleriyle… Ve birden dut ağacına tırmanıp en tepesine çıktım.

“Eldiven istiyorum!” diye bağırdım, ağladım sümüğüm aka aka. Babaannem ve dedem geldi ağacın altına. “Oğlum in!”, “Yapma oğlum… Yapma ne olur oğlum!…” diye yalvardılar. İnmedim, komşular geldi onlar da indiremedi. İnince dedemden bir güzel sopa yiyecektim üstelik.

Babaannem komşuların birinden bir çift eldiven getirerek, “İşte bak oğlum al eldiven. İn hadi yavrum…” dese de “Komşulardan gelen eldiveni istemiyorum!” diyerek bastım yine yaygarayı.

Asıl sorun neydi, neden böyle yapmıştım? Diğer çocukların annesi, babası vardı, eldivenleri vardı. Bir eldivene indirgedim belki de bütün yokluklarımı. Asıl isyanım, hırçınlığım bundandı. İşte o eldiven hiç alınmadı. Alınamazdı ki. Dünyanın bütün eldivenleri toplanıp getirilse, yığılsa önüme faydası yoktu o an.

Çünkü geri gelmeyecek, yerine konamayacak bir şeyler istemiştim. Asla telafisi mümkün olamayan bir istek…

Çocuktum. Bir çift eldivende sökün etmişti ölüme ve yokluğa isyanım…

5 yorum

  1. Çok güzel anlamlı duygusal bir yazı olmuş… Yüreğine sağlık. Okudum, okurken gözlerim dolu dolu oldu. Bir şeyler yazmak istedim bir kaç saniye öylece kaldım… Yüreğini çok güzel ve içten açmışsın bize. “Yokluk” zaten imkansız olandır. Hiçbir zaman olmayacak olan esas “Yok” luk budur. O eldiven değildi yokluk. Dünyanın bütün eldivenleri toplanıp gelse ısıtamazdı o üşüyen küçücük elleri…

    0
  2. Bazen yokluğun, öfkenin, isyanın bir eldivene sıkışıp kaldığı olur. Asıl amaç bir eldiven değildir belki de… Asıl amaç yoklukların var olmasını istemektir. Kaleminize sağlık…

    0
  3. Bütün yoklukları bir eldivene sığdırabilmek… Sözün bittiği yer. İnanın hiçbir şey yazamadım, kelimeler boğazımda düğümlendi… Küçücük bir yüreğe kocaman yoklukları sığdırabilmek,
    kalemine sağlık koca yürekli…

    0
  4. Yüreğine sağlık.

    0
  5. O yoklukları yurt etütlerinde, ilkokul sıralarında, çıktığımız yaz kamplarında beraber çok çektik kardeşim. Yüreğine ve kalemine sağlık.

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>