Ana Sayfa / Edebiyat / Durup Beklemek Var Bir de, Acısı Başka, Lezzeti Başka
Durup Beklemek Var Bir de Acısı Başka Lezzeti Başka

Durup Beklemek Var Bir de, Acısı Başka, Lezzeti Başka

Durup beklemek var bir de, acımtırak bir tadı var ama keyifli.

Geri dönmesini beklemek değil, bir başkasını sevene kadar kalbi dinlendirmek de değil. Çok seviyor olmanın hazzı ile yaşanmışlıkları düşünerek beklemek.

Çok sevilmenin demiyorum,  sevildiğimi hissetmeden, sevilmeyi beklemeden çok sevmenin, karşılığı olmadan çok sevmiş olmanın hazzını yaşattım kalbime. Karşılıksız hayır yapmak gibi bir şeydi bu kalbime yaşattığım. Sevilerek sevmeyi herkes becerebilirdi zaten. Benim seçimim zor olanıydı. İmkansızlıklar içinde, mutlu sonu asla olmayacak, buna küçük bir ihtimal dahi vermeyen şartlar dahilinde çok sevmek! İlk görüşte vurulmak değildi, tanıyarak aşık olmaktı.

Yalnızlığını üzerinde asalet timsali gibi taşıyan bir adam düşünün. Uzaktan seyrederek sevmeye başladığım, hayatına kıyısından, köşesinden de olsa girmeyi başarabildiğim bir adam. Çok sevmek, ama karşılıksız, kaçınız bunun tadını yakalayabilirdiniz? Yaptığı hiç bir şeyle canınızı acıtmayı başaramayacak biri, delilik demeyin, etmeyin yahu.

Çok sevmek diyorum ya işte. Mecnun da böyle sevmedi mi? Leyla sevmeli miydi sevilmek için, sevmiş miydi acaba? Ya da  Nazım’ın Zühre ve Tahir meselesi! Sevmek için sevmedim kısacası. Sevilmeyi bekleseydim yokluğu yıkım olmaz mıydı?

Alışılmış bencilliklerin dışında sevdim ben bu adamı. Bir varmış bir yokmuş misali, bir bakıp çıkacağım der gibi kısaydı beni seviyormuş gibi yapması. Durdum, izin verdim gönül eğlencesine, kısa süreceğini bile bile. Ben çok seviyordum bu adamı, beni seviyormuş gibi yapmasına katlanmam da bundandı. Geldi ve gitti. Bana beklemek kaldı, ama gelir ama gelmez. Gelse ne fark edecek, yine gidecek. Gelse de gelmese de bana çok sevmenin hazzını yaşatmadı mı, beklemek boynumun borcu. Ama ne keyifli onu uzaktan izlemesi, bilemezsiniz. İnsanın sevdiğine uzaktan bakması. Bu can yakıyor olsa da hazzı var. Çünkü Allah herkesin gönlüne aşkı düşürmüyor.

Gerçek aşkı hisseden kıskanılmaz mı? Kıskanın beni, çok seviyor, çok acı çekiyor, acılarımla pişiriyorum kendimi. 

Onu uzaktan seyretmekten haz duyacak kadar olgunlaştıran bu aşka aşığım ben, kıskanın beni! Her yüreğin dayanamayacağı bir acıyı yaşatıyorum zevkine vararak, dokunduğu ellerimi okşayarak…

7 yorum

  1. Aşk olmak bu.. Tek başınalıkla büyük bir aşk. Zordur beklemek, gelmeyeceğini, sevmeyeceğini bile bile ama zamanla yorulur beklemeler, seyrelir düşünmeler… Anlamazsın bile bir bakmışsın ki onu daha az düşünür olmuşsun, canın yanar ama önceki gibi değil. Zehir tükenmeye başlayınca içinde anlarsın azaldığını…

    Yüreğinize sağlık Dolunay…

    0
  2. Müthiş, kutlarım…

    0
  3. teşekkürler ay ışığı, teşekkürler sgul…eksik olmayın, selamlar…

    0
  4. sevgili bilgelog ruhumu hisseder gibi müzikler ekliyorsunuz yazılarıma, teşekkürler…

    0
  5. Merhaba Dolunay,

    Yazınızı okurken bir an Elif Şafak’ın “Uzaktan da sevilirdi yar. Mümkündü. Hem mümkün hem imkansızdı aşk. Hayatın bir parçasıydı dokunmadan sevmek. Yaklaşmadan.” sözleri geldi akılma. Sonrasında ise karşılıksız sevgiyi, uzaktan sevme yürekliliğini gösterdiğini gördüm cümlelerinizin.

    Müzik ve görsel seçimleri; okurken hissedilenler. Demek ki duygularınızı doğru yansıtabiliyorsunuz yazılarınıza.

    Kaleminize ve uzaktan sevebilme cesareti gösteren yüreğinize sağlık.

    0
  6. Çok ama çok güzel bir yazı okudum…Cümleler, ifade filan güzeldi de, asıl güzel olan yazı değil yürekti bence…Beni etkileyen buydu en azından…
    Kıskanmak değil de tebrik etmeyi tercih ederim bunu başarabileni. Küçük ayrıntılara parantez açarak…
    Sevmenin adını koymamayı tercih ederim ben ki o zaman “karşılık”ın esamesi okunmaz…
    “Asla” demek için ihtimaller söz konusu olmalı; tek tek değerlendirilip “Asla” denecek…Adı yoksa, ihtimal de yoktur şayet varsa o zaman da “Asla” yoktur…
    “Yalnızlığını üzerinde asalet timsali gibi taşıyan adam” yalnızlığıyla bu kadar barışık olsa bir bakıp çıkmazdı bence…Neye bakıyor olabilir ki:)
    “Yaptığı hiç bir şeyle canını acıtamayacak olmak” bunu iyi tanırım:) Tanırım da; bunun ancak isimsiz, aslasız, ihtimalsiz, beklemeksiz, gitmesiz gelmesiz bir sevgide olabileceğine inanırım. Bence sizinki daha çok “Öfkelenmemek/Affetmek”… Bu da sizin kocaman yüreğinizden akıp bizlere gelen…

    Kaleminize sağlık, sevgiyle…

    0
  7. Teşekkürler Hüseyin bey ve Simsiyah… Yazmak için yüreklendiriyorsunuz, kendini sevdirene ve bana bu satırları yazdırana selamlar olsun… İyi geceler, sevgiler.

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>