Ana Sayfa / Bakış Açısı / Eksik Kalan Hayatlar

Eksik Kalan Hayatlar

Eksik Kalan HayatlarVakit öğleni geçmişti. İnsanın yüzüne alev alev vuran yakıcı güneş ışığının etkisi azalmıştı. Rüzgar yoktu lakin evin yanında akan derenin başındaki iğde ağacının yapraklarının hışırtısı ve kokusu insana huzur veriyordu. Bir müddet ağacın gölgesinde oturdu. Kokuyu içine çekti. Sonra yokuş yukarı yürümeye devam etti.

Zeynep’in annesi ile birlikte oturduğu ev, dere yatağı üzerinde bulunuyordu. Bu nedenle ana yoldan biraz aşağıda kalıyordu. Yokuş yukarı yavaş yavaş hem yürüyor, hem de evinin yan tarafında dereden  şırıl şırıl akan  suya gözü takıldı. Durdu bir süre suyun akışını izledi. Öyle güzel akıp gidiyordu ki, önüne çıkan her ne varsa beraberinde alıp götürüyordu. İnsana benzetti akan suyu. Tutunacak bir dalı kalmamış nereye gideceğini bilmeden bir oyana bir bu yana savrulup duruyordu.

İçini karartan düşünceler iyice bunaltmıştı, lakin ne kadar kurtulmak istese de bunu başaramıyordu. Ateşe üşüşen “pervane” gibi düşünceler beynine doluşuyordu. Kurtulmak ne mümkün?

Kaçsam diye düşündü… Çok uzaklara! Kimsenin tanımadığı bilmediği bulamayacağı uzak diyarlara  gidip kaybolmak, her şeyi geride bırakarak kendime yeni bir hayat kursam diye geçirdi içinden…

İnsan bazen kaçmak ister. Kendinden kaçmak.  Hatta kaçıp kendi gölgesinde gizlenmek ister.

Çünkü yaşadıkları ona öyle ağır gelir ki, üzerine yüklenen yükün ağırlığı canından bezdirir. Oysa insan nereye kaçarsa kaçsın, nereye gizlenirse gizlensin. Zira kaçacağı yer de, gizleneceği yer de kendisi değil mi?

Öyleyse, kaçmak niye? Nereye giderse gitsin, ne kadar uzağa giderse gitsin beraberinde götürür her şeyini… Sırt çantası gibi koskoca bir yaşanmışlığın yükünü taşır üzerinde… Uzağa gittikçe hafifliyor gibi zanneder insan. Oysa bu bir yanılsamadır aslında. Yeni yerler, yeni yüzler, yeni yaşanmışlıklar, soğuk bir damga gibi yapışan geçmişine dokunamaz. Küçük bir gölgedir o an yaptıkları. Gölge, bir müddet kapatır üstünü. Ama gölge kaybolduğunda, gerçeğin ağırlığı tüm çıplaklığıyla çöküverir omuzlarına. Onca çabanın karşılığı  yorgunluktur sadece…

Bu karmaşa düşüncenin ardından, gözünde canlandı birden kocası Hasan ile evlenmeden önce yaşadığı dillere destan aşkı. Yüreği burkuldu. Özlemişti de… Birden başka bir kare belirdi hayalinde dayak yediği geldi gözünün önüne! Sevdiği, uğruna her şeyden vazgeçtiği adam ona acımadan vuruyordu… Öyle ki bir defasında tahta sandalye kırmıştı üzerinde. Birden sevgisi, özlemi nefrete ve kine dönüşüverdi. Biz bu hale nasıl geldik diye de düşünmeden edemedi. Bir başka kare açıldı gözünün önüne; beyaz önlüklü, asık yüzlü, beyaz saçlı doktor belirdi;

-Sen ne biçim annesin! Diyordu. Bu çocuğa hiç mi su vermedin?.

Artık bunalmıştı… Kurtulmak istiyordu bu olumsuz düşüncelerden. Yoksa cinnet geçirmek elde değildi…!

 

Hanife MERT

6 yorum

  1. Bazen paket hayatlara benzetirim yaşanmışlığı… Hani toplumluculuk tarafından sana arz edilen hayat dizisi… Kız doğar çok şirindir küçüklük zamanları… Sonra büyümeye başlar ve bakışlar değişir,yorumlar değişir… Oturmana dikkat et, çok konuşma, kız kısmı vs. v.s … Hayat değil insanlar tarafından aşılanır bunlar beynine… Zeynep’in de yaşadığı bir paket hayat aslında… Zeynep onun için ön görüleni yapmış eşi de belki Babasından gördüğü gibi davranmıştır eşine…

    Emeğinize , kaleminize sağlık…

    0
  2. Hani demişsiniz ya; “Bazen paket hayatlara benzetirim yaşanmışlığı” haklısınız yaşanmışlık kadar insanın yaşayacağı da bazen paket hayatlara benzeyebiliyor. Bazen hayatın size sundukları aslında sizin istedikleriniz değildir. Sunulanı istediğinize çevirmek kimi zaman insanı yanlışa itiyor, buna bir de alışkanlıklarınız adetleriniz ve büyüklerin birebir müdahalesi eklenince içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Zeynep’in yaptığı gibi Çaresiz kaçıp kurtulmak geliyor içinizden onu da başaramıyorsunuz…

    İlginize teşekkür ediyorum..
    selam ve sevgiler

    0
  3. Yazınız düşündürüyor ve derinden sarsıyor…Kaçmak zor…Kaleminize sağlık Yaren.

    0
  4. İnsan ruhu yaşanan olumsuzluklardan insanların vefasızlığından zalimliğinden, hayatın acımasızlığından öylesine etkileniyor ki… Kafesine sığamaz oluyor. Ruh özgürleşmek istiyor. Hal böyle iken dünyada kendine verilen süreyi tamamlamak zorunda. Kaçması özgürleşmesi zorlaşıyor. Okuyan gözlerinize yüreğinize sağlık. İlginize teşekkür ediyorum.
    Selam ve sevgiler.

    0
  5. Merhaba “Yaren”. Bu güzel yazıyı yazan kaleminize sağlık. Saygılar.

    0
  6. Merhaba Hüseyin Hocam. Çok teşekkür ediyorum, sizin de okuyan gözlerinize gönlünüze sağlık.
    Selam ve saygılar.

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>