Ana Sayfa / Edebiyat / Ernest Hemingway ve İnandırmak
Ernest Hemingway ve İnandırmak

Ernest Hemingway ve İnandırmak

Romanları ile romanlarındaki olaylarla / kahramanlarla içli-dışlı olan bir yazar…

Anlattıkları ile yaşadıkları birbirine öylesine girift olmuş ki; düş nerede başlıyor, gerçek nerede bitiyor ya da gerçek nerede başlıyor, düş nerede bitiyor belli değil. İçkili toplantılarda dostlarına öyle şeyler anlatırmış ki, dinleyenler şaşırır kalırlarmış…

Wakambalı on sekiz yaşındaki zenci eşi, bir de onun on yedi yaşındaki dul kız kardeşi ile harem hayatı yaşadığı günler! Ingrid Bergman’la, Marlene Dietrich ile serüvenler…

Düşle gerçeğin birbirine karıştığı serüvenlerden biri de ünlü casus Mata Hari ile yaşadığı aşk!

Bir sohbet meclisinde ballandıra ballandıra anlatmış, Mata Hari ile sevişmesini… Ernest, onu asteğmenken tanımış… Kalınca kalçaları varmış, sevişmekten zevk almazmış da erkeklere zevk vermek hoşuna gidermiş Mata Hari’nin…

Mata Hari’nin 1917 yılında Fransızlar tarafından kurşuna dizildiğini, Hemingway’in 1918 yılında Kızılhaç’ın kamyon şoförü olarak İtalyan cephesine gittiğini düşündüğümüzde; ortaya karmaşık bir görüntü çıkıyor. Acaba ünlü yazar palavra atmayı seven bir kişi miydi?

Sanırım yaşadığı serüvenler öylesine canlı/konuşkan, öylesine çekici şeylerdi ki arada bir olmamışla, olmuşu birbirine karıştırıyordu. Bir öykü yazar gibi, bir masal anlatırcasına… İnandırmak değil mi elzem olan? Hem karşındakileri, hem kendini oyalamak/avutmak değil mi? O da canı isteyince öyle yapıyordu herhalde…

3 yorum

  1. Özellikle düşle gerçeğin birbirine karıştığı dünyalarda inandırmak elzem olan. Sanal bir hayatın gerçekmiş gibi görünen imaj yönetimi. Anlatılana kanma arzusu mevcutsa hele dinleyende, inandırıcılığın arttığı da kesindir…

    Hikaye yazma kabiliyeti gerektirir epeyce. Hepimiz bir nevi hikaye yazmıyor muyuz zaten? Kimisi çok okunur kimisi az, bazıları da bestseller…

    Kalemine sağlık…

    0
  2. Kahramanın kimliğine bürünmesi o anı yaşayıp, yaşatmasıdır. Ve kendisi inandığı sürece inandırır kişi karşısındakini… Düşle gerçeğin birleşmesinden bazen harikalar doğabilir… Yazar da bu harikalardan biri bence… Ve siz çok güzel betimlemişsiniz, teşekkürler…

    0
  3. Ve yalan kendi gerçekliğini doğurdu. Bu yüzden yalanı hiç sevmem.

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>