Ana Sayfa / Bakış Açısı / HASRET ile CAN

HASRET ile CAN

Yıl 1993 Neşâtî’nin “bile” redifli gazelinden aşağıdaki beyti yazmışım defterime. Hatırlıyorum da defalarca okumuştum bu şiiri. En çok da bu ilk beyti beğenmiştim. Sen gittin ama hasretin canımda kaldı. Yani beni özleminle bırakıp gittin.

“Gittin ammâ ki kodun hasret ile cânı bile

 İstemem sensiz olan sohbet-i yarânı bile.”

Yıl yine 1993. “Sevdim Seni” adlı bir şiir var sararmaya yüz tutmuş sayfalarda. Şairi Sinan Sabri.

“Sevdim seni

 Bahar kıvrak bir kısraktı

 Uzattım ellerimi ellerine

 Yüreğime inadının dikeni battı”

1993. Demişim ki “Bu günün dünden farkı yok, çaresizliğin tam ortasındayım.” Onlarca sayfa yazdıktan sonra da “Anlatamıyorum” diyerek bitirmişim. Daha nasıl anlatacaksam o kadar sözden sonra!..Sayfalar ilerliyor 1993 sonları artık “Mektuplar “ ım var. “Hiçliğe Doğru”  adındaki bu mektuplar dünyamızın gireceği yeni zaman diliminin güzel günler getirmesi dilekleriyle bitmiş.

1994’ün ilk günü de:

“Gönül, kader adında

 Bir tuzağa atılmış.

 Gönül birçok duygudan

  Ve oddan yaratılmış

 

 Yasa neymiş, anlamaz;

 Tasa çeker, inlemez,

 Gönül ferman dinlemez

 Çünkü aşka satılmış”

 

Atsız’dan aldığım bu mısralarla defterimi sonlandırmışım.

Defteri tekrar tekrar okuyorum. 1993. Baştan sona kadar Ocak ayı. Her güne bir yazı.  Sonunda ise Aralık ayının son günü ve 1994’ün ilk günü var. O yıllar üniversite yıllarım. Okuduğum kitaplardan notlar var, bırakın okumayı adeta yüreğime yazdığım şiirlerden bölümler var. Ne yok ki; felsefe, psikoloji, edebiyat… her şey var. İnsan üniversite yıllarında galiba biliyor tüm bilimleri, sanatı (!)

Masamın üzerinde tam yedi tane defter var. Sanki ömrüm yedi bölmeli. Her biri ayrı yerde.

30.12.1999 tarihiyle başlıyor diğer bir defter. Bu tarihin altında çok kısa bir yazı, ”Yoksa  yoksa ben binlerce yüz yıl ölü yaşayacağım!!! “ sözleriyle bitmiş.

 Yazmışım da yazmış. Neye yarar bilmem. Kalemim bütün sırlarımı aşikâr etmiş.

Galiba bütün yazanların kalemi geveze. Kalemler dillendirdikçe yürekleri aynı sırlarda buluşmuş yürekler.

 

“Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka

 Bir ışık daha var, bu ışıklardan başka

 Hiçbir yaptığınla yetinme geç öteye!

 Bir şey daha var, bütün yapıtlardan başka”

                                   (Ömer Hayyam)

 

Bu mısralar tarihsiz bir sayfada çıktı karşıma.

Bir yerde de “maske”yi “iç dünyanın başkalarından en çok da kendinden saklanması için oluşturulan davranışlar” sözleriyle tanımlamışım. Şimdi  bütün bu geçmişe bakınca bin bir çeşit duygu, düşünce, hayal, gerçek, özlem, hasret … görüyorum.  Ama hiç maske kullanmamışım.

İçimden geldiği gibidir sözlerim. Anlamam siyasetten. Dünya için tek kazancım ki kazanç sayılabilirse kalemimin yalansız oluşudur. Sadece yüreğim, gönlüm anlatmış, ellerim yazmış.

 

 Hep seni yazmış, bir seni yazmış.

 Hep aynı hasret ile dağlanmışım.

 Aynı yolculuktaymışım hep.

 Kara düzen bir hayatı adımlamışım

 

Sen ise;

“Gittin ammâ ki kodun hasret ile cânı bile
İstemem sensiz olan sohbet-i yarânı bile.”

Dudu’dan Sevgilerle

3 yorum

  1. İçinizden gelen sözler hiç bitmesin. Yüreğiniz, gönlünüz hep anlatsın, elleriniz hep yazsın… Yazılarınıza bir ad taktım: “Hüzün ve Huzur…”

    0
  2. Ben sizin kaleminizin gevezeliğini çok sevdim. Umarım hiç susmaz hep yenilerini okuruz. Gönlünüze sağlık…

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>