HAYAT

HAYAT

Hayat bizim dışımıza hep vardı, bizimle olduğu gibi. Biz var ettik… Bizden sonra da var olacaksa (ki olacak) oraya takılmamak lazım. Biz varsak hayat vardır hikâyesi malum. Bizimle var olan bir hayat yani…

Çiçek elvan elvandır, rüzgâr ise püfür püfür

Tarih denilen şey biliyorsun bir sürü malumat

Doğumlar, ölümler, savaşlar, barışlar…

Onu görmeli ve ona göre de yaşamalı

Yaşamın tadını çıkarmalı

Süt kaymak yapmalı, tadını çıkara çıkara  hayatın. Hedonizmin şahdamarı…

“Ez jı te pır hezdıkıme” (seni çok seviyorum) hayatın cilveli yanı

Albenisi sıcak, gülümseten tüm kasları

Ben sana kurban coşkusu sarmıştır her yanı

Etkilenene değil etkileyene bakmak lazım. Karizmatik bir durum, civan mı civan. Hayatı onduran, anlamlandıran hani… İşin sırrı bizimle var olanda; akan su, doğan güneş, yeşeren doğa. Dinamizmin kaynağı, hareket ettirici güç… İşte tam da bu noktada başlıyor her şey. Günaydın deyip teşekkürü patlatmak lazım, demlenmiş çayı hatırlattığı için. “Biraz soğumuş ama olsun demini güzel almış, buyurun bir bardak da siz alın” diyebilmenin mutluluğuyla. Yakın, ısrarcı, kavuran… Etkilenenin direnci kalmamıştır. Hayat başka bir renk, başka bir boyutta…

Benzerlik-benzersizlik değil faili meçhullerin yoğun bir tarihi var, bu hayatta utanç duyulacak kadar…

Kim kimi alıyor sevdiklerinden?

Neresine götürüyor hayatın?

Orası ne yapıyor orada?

Kötü bir çağrışım kulakları tırmalayan; faili meçhuller…

Kim gitti hayattan, kim kaldı?

Azalan…

Çoğalan…

Bir denge hesabı mı?

Tarlalardan, kovuklardan, bütün ülkenin dört bir yanından fışkıran kemikler… Hem de çok çok yıllar sonra.. Hayatın sinesinde yara var. Korkunç, ürkütücü. Yürek malum isyanda…

Ne oldu da bütün içtenliğinle hayata şükür ettin? Yoksa bebekleri leyleklerin getirdiğine inandın mı fışkıran kemikleri gördükten sonra? Elbette saygı için yeterlidir turna olmak. Hele bir de manda yuva yapmışsa söğüt dalına kesinlikle bahar mevsimidir. Artık yüzde doksana yönelmemek için hiç bir sebep yoktur. Hayatın devamı artık malumatta tescil edilmiştir. Gayrı asaletin sorgusu bitmeli. Yeşil doğanın en etkileyeni… Yağmurda yoksa serçeler intiharın eşiğindedir.

Hiç bir şey anlamadığın halde nedensiz gülersin. Bir anlam katkısı fena kaçmazdı. Formun esen rüzgarın elastikiyetini taşıyor. Hangi rüzgarın kalıbındansın anlamak hiçte kolay değil. Yönler alabora. Neden mutsuz, tedirgin ve ürkek bakıyorsun? “ Darısı hayata olsun” deyiver gitsin. Elbet bir gün onun da kemikleri sızlar. Eşek sütünün kaliteli bir süt (insan sütünden sonra) olduğunu anladıktan sonra… Hayat eşek gözlüdür. Eşek bunun farkında mı?

Anlaşılan durumumuz hiçte iç açıcı değil. Bu hayata ilişkin olanlardan sonra… Bir çığlık atmalı, etkileyen bu olmalı. Bu çığlıklar mutlaka herkese ulaşmalı… Herkesin ve her kesimin yüreğindeki yerini mutlaka bulmalı… Hayat hep beraber eşit şartlarda yaşanırsa güzeldir. Eşitsizlikler biz yokken de vardı. Biz varken de olacaklardır mutlaka bizim kendisine tanıdığımız şans kadar. Sonra bir bakmışsın toplum eşit her anlamda.

Ne yapacaksın şimdi?!

 

4 yorum

  1. Hayat konusunda çok emin konuşmamak gerek. Bizim dışımızda hayatın var olması doğrudur. Her bireyin “şu an” yaşamakta olduğu bir hayatı vardır, insanların olduğu gibi diğer tüm canlıların da aynen şu an yaşıyor olduğu bir hayatı vardır. “Şu an” adına her şey söylenebilir fakat “sonra”sı adına kesin ithamlarda konuşmak abesle iştigal olabilir…

    Yazınızdan, veya şiir-düzyazı, pek bir şey anlayamadım. Kavram kargaşasına uğramış yazınız. Hedonizm gibi bir bencilliği pozitivizm ile aynı oranda tutmanız mesela.
    Sonra, malumat dediğiniz ne ve nerede?..
    Ve son olarak;
    Yaşamın tadını çıkarmalı mı yoksa bize bir şekilde dayatılan ağır yaşam şartlarına ses çıkarmalı mı, çığlık atmalı mı? Hangisi?

    0
    • Yazımla ilgili görüşleriniz için teşekkür ederim Özdür Hanım.
      Yazıma ilişkin yorumlarınız ilk paragraf yoğunluklu.. Biraz önyargı mı var? Yazı bir bütün olarak analiz ve değerlendirmelerden oluşturulmuştur. Felsefi ironi alt yapısı vardır, şiirsel bir dil tercih edilmiştir.
      Hayatla ilgili *sonra*sı için fikir üretilmeseydi hiç bir ilerleme, gelişme kaydedilemezdi. Filozoflar, yazarlar, bilim insanları, siyasi liderler gelecekle alakalı düşünce üretimleriyle hayallerimizi zorlayıp beslediler. Jules Verne ve Aya Yolculuk adlı eseri…. Doğal olarak bu ne *itham*dır ne de *abesle iştigal*dir
      *Çığlık atmalı mı?* sorusunu sizde sorduğunuza göre yazım anlaşılmıştır diye düşünüyorum

      0
  2. Şiir – düz yazı kısmına ben cevap vereyim zira o seçim Ziya Bey’in değil… Şiirsel bir dil kullandığı için o şekilde biçimlendirmeyi ben uygun gördüm. Dolayısı o konuda ki eleştiriniz bana yönelik…

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>