Ana Sayfa / Edebiyat / İnsanın Kaderi Yazılanı Yaşamak, Çizilen Yolda Yürümektir!

İnsanın Kaderi Yazılanı Yaşamak, Çizilen Yolda Yürümektir!

Küçük KızAnlasa ne yapsın ki? Dünyada belki de hiç bir çocuğa nasip olmayacak bir olaya şahit oluyordu garibim. “Hangi çocuk anasının yerine koyacağı kızı-kadını babasına istemek için büyüklerle beraber gider ki!”, dedi Hatice Ana.

Onun çocuk aklı, büyüklerin bile algılamada yetersiz kaldığı bu durumu algılayacak olgunluğa erişmemişti henüz. Zira küçücük hayal dünyasında yarattığı güzelliklerle, gözlerinde ki puslu gerçekler alabora olmuş, ne hayalde yaşayabiliyor ne de gerçekleri kavrayabiliyordu. Çocuk aklı ile kavrayamadığı şeyler içinden çıkılmaz bir hal alıyordu.

Bakalım kaderi küçük Elifciğe daha nasıl sürprizler hazırlamıştı! Hayat onun için nasıl bir yol çizmişti? Bilmiyordu…

Hasan kendisinden cevap bekleyen gözlerden rahatsız olmuş, anlatmaktan başka çaresinin olmadığını anlamıştı. Zira bu insanları mektup yazıp kendisi çağırmıştı. Lakin o, konuya nasıl gireceğini bilemiyordu. Daha Zeynep’ten bile boşanmamıştı. Tekrar evlenmek istediğini nasıl açıklayacaktı? Korkuları vardı, endişeli idi. “Ya tekrar!” sorusu beynini kemiriyor, sorunun tamamını düşünmemek için zihnini bulandırmak istemiyordu. “Dünyaya bir daha mı geleceğim?” diyordu. İnsan her güzelliği tatmalı. Nasılsa bir gün durulacak, göçüp gideceksin bu fani dünyadan… Kendini kaderin kollarına bırakmış, o nereye götürürse, kendisine nasıl bir yazgı yazılmışsa onu yaşayacaktı bunu biliyordu. Başını eğmiş bu düşüncelerle boğuşurken; Hatice Ana, Melek ve Emine’nin gözlerini ayırmadan kendine baktığını fark etti. Çaresizliğini gizlemeye çalışıyordu. Gülümsedi…

Hatice Anaya baktı. Onun gözlerinde de aynı şeyleri gördü. Tıpkı kendisi gibi, endişe, merak ve korkuyla karışık hüzün vardı. Hatice Ana dayanamadı:

- Oğul! Bir musibet bin nasihatten daha evladır dedi. İyi düşündün mü? Bak daha Zeynep’ten boşanamadın. Bu kız kimin nesi, kimin fesi sordun soruşturdun mu? Yaban ellerdesin. Hırlı mı, hırsız mı? Hiç değil bizim köyden olaydı da…

Hasan anasının ince eleyip sık dokuyan tavrını anlıyor hak da veriyordu lakin işin aslı öyle değil, olay şöyle oldu diye annesinin sözünü kesti ve konuşmaya başladı:

-Mesai arkadaşlarımdan biri için, tavsiye üzerine bir kızı görmeye gittik. Kız; eli yüzü düzgün, iyi ailede yetişmiş, terbiyeli, namuslu bir kızdı. Hoşuma gitti. Ben talip oldum. Görüştüm, kabul ettiler. Bunun üzerine sizi çağırdım, siz içinizi ferah tutun, sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş ben akıllandım, dedi.

Bu söz üzerine Melek ve Emine gülüştüler. Melek:

-Güzel mi bari? Adı ne?

-Kezban. Boyu boyuma huyu huyuma dedi birlikte güldüler.

Hatice Ana pek hoşlanmamıştı bu işten. Hasan gözlerini ayırmadan merakla kendisine bakan Hatice anaya bakarak:

-İnsan yalnız olmuyor. Akşam yorgun argın eve geldiğinde güler yüzlü bir eşe, sıcacık bir yuvaya, bir kaşık yemeğe ihtiyaç duyuyor. Eninde sonunda benim de bir yuvam olmalı, geçmişi geride bırakıp, ben de hayatıma yeni bir yön vermem gerekli, değil mi? İlkin hata ettim. Ömrümün sonuna kadar o hatamın bedelini mi ödemeliyim? Dedi.

Hatice Ana, Hasan’ını iyi anlıyor hak da veriyordu. Lakin yaşadığı kötü tecrübe onu ürkütüyordu. Elini çenesine yasladı sesini çıkarmadı. Sadece derin derin düşündü. Zihni öyle dolu idi ki, bir türlü düşünceleri arasında birlik sağlayamıyordu. Çaresiz:

-Sen bilirsin oğul, Allah sonunu hayır etsin, gönlüne göre olsun her şey diye dua etti.

Mustafa Emmi uyanmış, gözünü oğuşturarak yanlarına geldi. Konuşulanların tamamını duymuştu. Zira tilki uykusu uyuyordu. Hatice Anaya baktı, kaşlarını çatarak sert bir tonla:

-Oğlanın üstüne fazla gitme kadın! Yalnızlık Allah’a mahsustur, nereye kadar yalnız kalacak oğlan? Çocuk değil ya! Ne yaptığını bilir elbet, dedi. Hatice Ana:

-Ben ne dedim ki şimdi. Tövbe, tövbee! Dedi sessizce.

Artık gitme vakti gelmişti. Melek, Elif’i uyandırdı. Saçlarını düzeltti, üzerine örme ceketini giydirdi. Birlikte lojmandan çıktılar. Dışarıda geçmekte olan faytonu çevirip bindiler.

Elif yol boyu etrafı seyrediyor, geldikleri bu yeni şehri inceliyordu. Hiçbir detay kaçırmamaya özen gösteriyordu. Taş döşeli dar yollardan geçiyorlardı. Yol kenarlarında çiçek açmış zakkumlar, kimi tek katlı kimi iki-üç katlı kiremit çatılı evler, evlerin damlarında asmadan yapılmış talvarlar vardı. Balkonlarında saksılarda envai çiçekler, kimi evlerin balkonlarından bahçe kapısını kadar sarkmış sarmaşık vardı. Efil efil esen rüzgar ile birlikte çiçeklerin kokusu, her tarafa güzellik ferahlık yayıyordu. Sokakta oynayan çocukları gördü. Keşke ben de onlarla oynasam diye geçirdi içinden. Nere burası? Köylerine hiç benzemiyordu.

Faytoncunun atın iplerini çekerek durdurmaya çalıştığını fark etti. Tek katlı betondan yapılmış, duvarları kireçle boyanmış, beton damının üzerinde asmadan yapılmış talvarlı bir evin önünde indiler. Şırıl şırıl su akan bir ark ve kocaman bir dut ağacı ile altında tahta bir divan ilk anda göze çarpıyordu.

Hanife MERT

6 yorum

  1. Bir romanın sayfalarını okuyor gibi hissettiğim bu yazınızla sitemize hoş geldiniz…
    Kaleminize, yüreğinize sağlık.

    0
    • Hoş buldum Hüseyin Bey. Haklısınız, hali hazırda yazmakta olduğum otobiyografik romanımın sona yakın bölümlerinden bir bölümle merhaba demek istedim.
      Teşekkür ediyorum,
      Saygılar.

      0
  2. yasemin pforr

    Hanife Hanım merhaba,

    Siteye hoşgeldiniz. Hikayenizi okudum, güzel bir konu yakalamışsınız ancak bu hikaye sanki yarıda kalmış gibi… Başlıkla devam birbirini tamamlamıyor.

    Elif’le giriş yapmışsınız ama Elif’in duyguları neredeyse hiç yok. Bence bu hikayede en önemlisi Elif’in duyguları düşünceleri… Elif kaç yaşlarında? Elif annesiz neler hissediyor?Elif’in babayla ilişkisi nasıl? Anladığım Elif babayla yaşıyor. Doğru mu? Evde konuşulanları duyabilir ve akabinde duyguları veya duymaz ama bir anormallik olduğunu hissedebilir. Bu konudaki endişeleri gibi…

    Hikayenin sonunda gayet güzel başlamışsınız Elif’i anlatmaya ama orada kalmış… O eve girince ne oldu? gibi hikayeniz bende eksik kaldı. Yazdığınız yere kadar gayet güzel ama bir iki paragraf daha devam ederseniz tamamlanacak hikaye.

    Mürekkebiniz hiç kurumasın Hanife Hanım

    0
    • Merhaba Yasemin Hanım;
      Hali hazırda yazmakta olduğum romanımın sona yakın bir bölümü ile merhaba demek istedim. Sorularınızın cevabı romanımın ilk bölümlerinde… Zaman içinde paylaşarak sizlerin değerli görüşlerine ihtiyacım olacak. Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum.
      Selam ve sevgiler.

      0
  3. Öncelikle hoş geldiniz… Hikaye güzel, sürükleyici ancak hikayenin devamını da okumak isterim… Roman ne zaman çıkacak?

    Emeğinize sağlık. Devamı merak konusu (: bekliyoruz…

    0
  4. Çok teşekkür ediyorum, hoş buldum. Şuan yazıyorum… Paylaştığım bölüm son yazdığım bölümden. Beğenmenize sevindim. Ne zaman çıkacağı konusunda bir tarih vermek istemiyorum. Çünkü henüz yazma aşamasında. İlginize teşekkür ediyorum.
    Sevgiler, selamlar.

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>