Ana Sayfa / Edebiyat / Anı / IŞIKLA DANS ( 1. Bölüm)
Işıkla Dans

IŞIKLA DANS ( 1. Bölüm)

Güneşi çok daha farklı hatırlıyorum çocukluğumda. Şimdi sanki daha ıslak… Ya büyüdüğüm için daha az ısıtıyor yüzümü veya o da benim gibi yaşlanıyor günden güne… Sanki eskiden renkleri daha farklı yanardı gözümde. Fotoğrafa başlamamı sağlayan ışığın kaynağına hep teşekkür etmişimdir beni fotoğrafa aşık ettiği için, fotoğrafla aramda temel vazifeyi gördüğü için. Işık fotoğrafın temeliydi ve güneş benim ışığımdı. Hayatımın ışığı fotoğrafı yakan güneşti.

İstanbul’da bir öğleden sonra, kuzenimle o hep merak ettiğim Kız Kulesi’ne vardığımızda, güneşin Kız Kulesi’nin arkasında batışına şahit olduk. Bulutlar Kız Kulesi’nin saçları gibi dolanmıştı kulenin tepesine. Kızıl bir akşam yanaşmış Üsküdar’a ve Kız Kulesi bütün ihtişamı ile bana bakıyordu. Birkaç adım atıp durdum. Karşımdaki manzaranın anlatılmaz güzelliğinden olsa gerek, kalbim hızlı hızlı atmaya başladı. Bu ne güzellikti, ne anlatılması imkansız bir tablo idi, bu nasıl bir şiirdi böyle! Bir an aklıma Ankara’da yaşayan ve kuleyi hiç görmemiş, hele ki bu hali ile hiç görmemiş tanıdığım bir sürü insan geldi. Hayat bir defa idi ve bu muhteşem güzelliği görmeden öleceklerin olması kalbimi burktu. Heyecanla kuzenime dönüp “ makine, fotoğraf makinesi bulabilir miyiz? ” diye sordum. Kuzenim şaşkın bir ifade ile “ ne zaman şimdi mi, nereden bulalım? İmkansız ” dedi. O yıllarda çok az kişide olan, filmli makineler vardı. Belki on evin bir tanesinde ya vardı ya yoktu. Büyük bir hüsran, pişmanlık ve çaresizlikle izledim güneşin Kız Kulesi’nin sırtından akışını karşı manzaraya doğru. Kendi kendime içimden “ Fotoğraf makinesi alıp yeniden geleceğim” dedim. Öyle de yaptım.

Çokça zaman geçirmeden babama eski bir Zenith makine aldırdım. Harçlıklarımla biriktirdiğim parama babamın da verdiği destek ile bir makinem oldu. Biraz yaşlı, yorgun bir makineydi ama benimdi; ışığı hapsedebiliyordu, zamanı dondurabiliyordu. Uzun zaman o makine beni çok hırpaladı. Film yaktı, film kopardı, senkron ayarı bozuldu vs ama beni fotoğrafçı yapan, en azından fotoğrafı anlamamı sağlayan makineydi o. Unutmam makinemin elime ilk geçtiği anı… Filmi bile nasıl takacağımı bilmiyordum, ama heyecanım, merakım beni sürekli sorgulayan, öğrenmeye aç bir çocuk haline getirmişti.

Zaman geçti Kız Kulesi’ne bu defa elimdeki fotoğraf makinem ile “merhaba” deme vakti gelmişti. Öyle heyecanlıydım ki! Vapurdan indim, hızlı, heyecanlı adımlarla ve omzumda Zenith makinem, içinde 36’lık film ile birlikte yürüdüm kuleye. Köşeyi dönüp de kuleyi gördüğüm anı hiç unutmam. Sanki elbisesini giymiş, makyajını yapmış bir hanımefendi gibi karşıladı beni. Bekliyordu beni, yabancı değil gibiydi… Gün batıyordu yine ve bulutlar yine saçları olmuştu kulenin. Kalbim hızlı, İstanbul çok sessizdi. Önce birkaç dakika izledikten sonra, o anı fotoğraflamam gerektiğini söyledi kalbim aklıma. Vizöründen baktım makinemin, işte orada duruyordu. Bu nasıl güzel bir şiirdi böyle! Fotoğraf nasıl güzel bir kitaptı. Her harfi ile sanki yüzlerce şey anlatılabilecek bir kitap… Ancak acemiydim bilmiyordum ki neyi nereden ayarlamalı, nasıl çekmeliydim? Acemiliğimde hem hırçın hem de çok istekliydim. 36 pozun hepsini farklı değerlerde çektim. İllaki bir tanesi iyi çıkar diye umuyordum. Sonra veda vakti geldiğinde kuleye vedamı edip ayrıldım. Ankara’ya döndüğümde ilk işim fotoğrafları tab ettirmekti. Fotoğrafçıya gittim, filmi verdim. “ iki saat sonra gel” dedi…

Fotoğraf : Yaşar Hakan Yeğin

12 yorum

  1. Ne güzel betimlemeler, bu ayrı bir dünya olmalı. Hep istemişimdir fotoğrafla ilgilenmeyi ama icraata geçemedim maalesef. Bir tutku, farklı bir bakış açısı. Baktığın her şey de anı dondurmak çok hoş olmalı, hani zamanı durdurmak belki de fotoğrafçılık..

    Kaleminize ve fotoğraflarınıza ayrıca da emeğinize sağlık Hakan Bey .

    0
  2. Ay Işığı, Öncelikle yine bu güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Evet Fotoğraf bir büyü bir sihir. zamanı biriktirememenin karşısındaki tek düşman, zamanı dondurmak. Başka böyle büyülü birşey varmı ki ?
    Keşke sizde bir şekilde ilgilenebilseydiniz fotğraf ile keza sizin gibi kelimeler ustasınında çok iyi bir ışık ustası olacğaına inanıyorum kesinlikle.
    Tekrar çok teşekkür ederim, Sağolun.

    0
  3. Hakan Beyin kalemine(klavyesi)parmak uçlarından sevgi, samimiyet, duygu, coşku akıyor ve imge olup bize geri dönüyor. Kalemin duygusunu, samimiyetini hiç kaybetmesin.
    İki saat sona fotoğrafçıya gittiğinde *tüm filmler yanmış* derse çok üzülürüm.2. bölümü bekliyoruz.

    0
    • Sevgili dılo şakır hemen hemen her yazımı beğendiğinizi farkediyor ve mutluluk duyuyorum. Çok teşekkür ederim. İki saat sonrasına gelince hem şaşkınlık hem mutluluk karşılamıştı beni. Çok teşekkür ederim.

      0
  4. Fotoğraf… Bir karenin içine duygusuyla, düşüncesiyle, estetiği ile hapsolmuş koca bir dünya… Yaşanmış, hissedilmiş andan bir iz…

    Fotoğrafçılık çok sevdiğim, çok takdir ettiğim bir sanat… Amatörce çabaladığım, yeterli ilgiyi göstermediğim için beceremediğim, benimle aynı dili konuşan fotoğrafların karşısında dilsiz kaldığım bir dal…

    Yazılarınızda yaşadığınız duyguyu tüm sıcaklığıyla geçirebilme yetiniz bu yazınızda da hissediliyor. Fotoğrafla olan bağınızı aktarırken, biz okuyuculara fotoğrafın duygu dünyasını da aktarmışsınız… Sevmeyen varsa bile sevdirir cinsten bir yazı…

    Hikayenin devamında fotoğraf dünyasının büyülü sularında daha da derine dalacağız gibi… Ben hazırım, bekliyorum…

    Mürekkebiniz hiç kurumasın sevgili Hakan…

    0
  5. Sevgili Yasemin Pforr Yorumunuz için çok teşekkür ederim… Umarım hikayenin devamı sizi hüsrana uğratmaz, Çok teşekkür ederim sağolun varolun…

    0
  6. Fotoğraf sanatının heyecanını bize yansıtan bir yazı, ayrıca amacını da bu yüzden çok beğendim…ama bulutların kız kulesinin saçları gibi dolandığı fotoğraf bu değil sanırım : ( görmek isterdim o manzarayı. Sanat sanat için mi yoksa toplum için mi diye sorulur hep. Sanat önce kendin için sonra kendinden taşanları paylaşmak için vardır ve bizimle bu duyguyu paylaştığın için ayrıca teşekkürler.

    0
    • Wind_Weaver Evet fotografın sevilmesini çok istiyorum, kelimeler ile birleştirmeye çabalamam bu yüzden. Amacımın farkına varan yüreğinize teşekkür ederim. Evet saçları bulutlar olan kule bu fotografım değil. Bu tek küpesi güneş olan, diğer küpesini kaybetmiş kızkulem benim. Severim bu fotografı, tek küpeli zerafet abidesi işte…
      Çok teşekkür ederim, okuduğunuz anladığınız yorumladığınız için. Saygılar…

      0
  7. Yasemin hanım, Kesinlikle o fotograf. şaşırdım ve mutlu oldum anladığınız için. Kulenin saçlarını görebilmişsiniz. Çok teşekkür ederim.

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>