Ana Sayfa / Edebiyat / Kadın Algısı 1
Kadın Algısı

Kadın Algısı 1

Toplumlar varlıklarını sürdürebilmek için tarihin çok erken tarihlerinden beri kendilerine çeşitli alanlarda frekanslar açarak bir nevi motivasyon kanalları açmışlardır. Özellikle din-toplum ilişkisini referans alan bu yaşam destek ünitesi olarak ifade ettiğim durum hem bireylerin hem de bireylerin oluşturduğu toplumların günlük hayatlarını düzenleyen yasalar halini almışlardır. Dünya üzerinde yaşayan toplulukların bir çoğunun mitolojik anlatılarla başlayan bir ortaya çıkış hikayesi ve sonrasında zamana yayılan ve tecrübelere dayanarak inşa edilmiş kalıp düşünceleri vardır. Bu yapı, inanç sistemini de içine alan bir özellik arz ettiği için bazı düşüncelerin zamanla evrilerek yanlış bir algı yarattığını ve bu yanlış algıyla uygulamaya konulduğunu gözlemlemek mümkündür.

Tüm düşünce tarihini ve çarpık bir şekilde gelişmiş anlayışları ortaya koymak çok uzun soluklu bir çalışmayı gerektirmektedir. Bu nedenle bu yazıda toplum içinde yer alan kadın – erkek algısının eşitsizliğinden bahsetmek isterim.

Anadolu coğrafyasının tamamını gezmiş birisi olarak, yerleşik toplumumuzun iliklerine kadar işlediğini gözlemlediğim düşünce tarzı, erkeğin hal ve tavırlarında taşıdığı sorumluluk ve mes’uliyetin kadınlara göre daha esnek bir kabulle uygulanıyor olmasıdır.

Bu durum, kadın ve erkeğin bir çok konuda eşit olmadığı düşüncesine hizmet ederek, erkeği daha rahat, kadını ise daha rahatsız bir yaşam sürmeye mecbur bırakmıştır maalesef. Oysa, olması gereken düşüncenin kadın ve erkeğin her durumda eşit olduğu ve bir kadın hangi nedenlerden dolayı iyi-kötü sayılıyorsa, bir erkek de aynı nedenlerden dolayı iyi-kötü sayılır şeklinde olması gerekliliğidir.

Mukayeseli bir vicdan muhakemesine esir olmadan, adalet duygusuna dair reflekslerimizi geliştirmek için pratik yapmak, kadın-erkek şeklindeki ayrım içeren ifadeyi “insan” şeklindeki olması gereken ideal duruma çevirecektir. Bu refleksin gelişmesi ise, “kadının alnının lekesi, erkeğin elinin kınası” gibi bir çok örneği mevcut düşüncenin yıkılmasına ve daha adil bir toplum düzenine kavuşmamıza yol gösterecektir(leke diye tarif edilen durumların tespiti ise ayrıca bir tartışma konusudur).

Son söz;

Atalarımızdan, onların sözlerinden, gelenek denen, çoğu zaman çarpık düşüncelerin çatışmasından doğmuş kabullerden korktuğumuz kadar Allah’tan korksaydık (utanma) her şey daha fıtrata ve evrene uygun olurdu. İyi,kötü, sevapkar, günahkar, düşmüş kalkmış ve her konuda erkek ve kadın eşittir. Bir şeyi erkek yapınca daha az kötü olmaz. Adem ve Havva beraber çıkarılmıştır cennetten.

5 yorum

  1. Bu yüzyılda hala kanayan bir yaraya parmak basmışsınız… Teşekkürler… Hoş geldiniz…

    0
  2. Merhaba, hoş geldiniz. Yazınızdaki fikre katılmakla birlikte -yani gönül isterdi ki eşitliği herkesin görmesini ve kabul etmesini ve olmuyorsa gerektiğinde oldurmasını- katılmadığım noktayı belirtmek istiyorum. Adem Havva hikayesini biliyorum ve aslı sizin bildiğiniz gibi değil, kovulmanın öncesi ve sonrası var. Önce Havva kovulmuş sonra Adem. Eğer eşitliği burdan yakalamak istediyseniz bu sizin saf ve masum bir bakış açısına sahip olduğunuzu gösterir. Eşitsizliğin kökleri bence “en başa” dayanıyor. Erkek Tanrıların varlığı, kadın Tanrıların yok sayılması. Burda yazacak çok şey var aslında ama yorum olmaktan çıkacak diye endişe duymaktayım..:)
    Son olarak “Allah’tan korkmak” fikrine değinmek istiyorum. Eğer yeni bir Tanrı türeseydi ve göndereceği elçilerine “kadın erkek tek vücuttur” şeklinde tembihleseydi; şimdi her şey(birtakım sorunlar) daha kolay ve gerçek bir hoşgörüyle halledilir olurdu. Ve bu Tanrı, asasını veya elini, veya her ne ise onu kaldırıp şöyle şeyler söyleseydi “korkuya” gerek kalınmazdı; “Benden korkmayın sevgili kullarım, sadece vicdanınızın sesini dinleyin. Günahlarınızdan sadece sizler sorumlusunuz.”

    Düşünceli tavrınız için teşekkür ediyorum öncelikle, kaleminiz dert görmesin…

    0
  3. Allah’tan korkma meselesinin toplum tarafından yanlış yorumlandigini bildiğim için parantez açmıstim. Toplum genelde birseyden korkar gibi korkuyor. Oysa ordaki olması gereken durum korkma değil utanma durumudur. Kalabalıklar icinde yapmadıgimiz birseyi yalnizken de yapmama halidir basit ifadesiyle. Din felsefesi konusunda konuşmak için dediğiniz gibi burası kısıtlı bir alan. Nezaketinize teşekkür ederim.

    0
  4. Eşitlikle ilgili farklı düşünüyorum, kadın-erkek dolanmış, iç içe geçmiş (grift) gibi düşünürsek… Bazen erkek bir adım önde, bazen bayan bir adım önde olabilir. Sakıncası yok. Burada önemli olan ahenk, uyum yakalamak.

    Hoş geldiniz. Yazınızı beğendim.

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>