Ana Sayfa / Edebiyat / KAN VE SES

KAN VE SES

Elinde sıkıca tuttuğu bir demet kırmızı krizantemle ölüme doğru yolculuğa çıkıyordu düşünceleri. Korkuyordu ve bu korkusuna neden olan şeyin farkındaydı. Yüzünde korku iziyle, soğuk, kasvetli ve büyükçe bir odaya girdi. Bir mezbaha olabilirdi burası…

Soğuk, hızla içine işlemekteydi. Debelenirken, iyice güçsüzleşen, soğuktan titreyen, biçimli bacaklarını kıpırdatmaya çalışmanın anlamsızlığının farkına vardı. Gözüne gelen parlak ışık, çevresinde olup biteni görmesine engel oluyor, bir yandan da yüzünü ısıtıyordu. Ellerinin üşüdüğünü hissetti ve ısıtmak için ışığa doğru getirmeye çalıştı. Bileğindeki acıdan ellerinin kalın bir şeyle bağlı olduğunu anlaması uzun sürmedi.

Özlemini duyduğu sesi düşünerek teselli etmeye çalıştı kendini.

Boğazında düğümlenmiş bir acı hissediyordu. Nefes almakta zorlanıyor, öksürmeye çalışıyor, bir türlü öksüremiyordu. Konuşmayı denedi… Çıkan ses, iniltiden öteye gidemedi. Oysa içinden haykırıyordu. İmdat çığlıkları kafasının içinde yankılandı.

Gözlerinde biriken yaşı silmek istedi. Acıdı el bilekleri.

Tarifsiz bir korku kapladı bedenini. Hissettiği korku, iniltiler çıkarabildiği sesindeki titreklikten anlaşılıyordu. Faydası olmayacağını bildiği halde kalan son gücünü de sarf ederek çırpınmaya çalıştı. Ölümün karanlığında önünü göremeden ilerlediği düşüncesine kapıldı ve kendini teslim etmeye hazırlandı.

Özlemini duyduğu sesi düşünerek teselli etmeye çalıştı kendini. Bu sesi duyabilmek için değil miydi zaten bunca acı?

Biliyordu ki beklediği sesten başka hiçbir ses,  onun karanlık düşüncelerini silemez ve korkusundan kurtarıp yolunu açamaz, aydınlatamazdı. Bu uğurda ölmeyi gözle aldığını fark etti ve utandı geride bırakacak olduğu hayatı hatırlayıp.

Naif tenine değen soğuk metali hissetti…

Bu zor anları yaşatanın kim olduğunu öğrenmek için son bir gayretle göz kapaklarını kaldırmaya çalıştı. Bir an önce bu kabustan kurtulup canını acıtanın kim olduğunu öğrenmeliydi. Göz kapaklarına söz geçiremedi. O sesi korkuyla ve merakla beklemeye başladı.

Ne olacaksa olsun artık dedi içinden. Çünkü beklemek daha ürkütücüydü. Düşünceleri de debelenmeyi bıraktı. Artık hissetmiyordu…

Üzerine çullanan karaltıdan bir el uzanarak ustalıkla kullandığı bıçağı karnına hızla soktu ve bir çırpıda derisini kesti. Etrafa sıçrayan kana aldırmadan daha derine indi keskin metal. Mahremiyetini umursamadan fütursuzca bedeninin içinde dolaşan el, hiç titremiyordu. Bu ehil el işini defalarca yapmıştı, artık hissetmiyordu…

Akan kan, kasığından ve bacaklarından aşağıya süzülürken akışkanlığını yavaşça yitiriyor ve yere düşen her damlayla bir parça etini koparıyordu sanki. Elinde tuttuğu kırmızı krizantemler birer birer düşüyordu…

En mahrem yerlerini kana bulayanın kim olduğunu öğrenme arzusu iyice söndü. İçinde fırtınalar koparan o sesi beklemeye başladı. Elbisesindeki küçük kırmızı çiçek desenleri kandan görünmüyordu. Artık hissetmiyordu…

Korkusunun en karanlık dehlizlerinde derin bir uykuya daldı. Rüyasında, ölümle kardeş olduğunu gördü ve kollarını açarak bilinmeyene doğru hızla koşmaya başladı.

Artık hissetmiyordu…

Kendine geldiğinde bilinçsiz bir şekilde ağlıyordu. Yüzü şişmiş, göz altları iyice morlaşmıştı. Bir sürü insan sesi duyuyor fakat ne dediklerini bir türlü anlamıyordu. Beklediği sesi duyamayınca ölümü istedi ve utandı. Kasığına doğru keskin bir acı hissetmeye başladı ve elini uzatmayı denedi, uzatamadı. Konuşmayı denedi… İniltisini duydu. Oysa içinden haykırıyordu. Öksürmeye çalıştı öksüremedi. Özlemini duyduğu sesi aradı, duyamadı. Başını kaldırmaya çalışırken kendinden geçti…

Aylar öncesinden aşık olmuştu. Hem de hiç yüzünü görmediği birine. Hem de bir başkasına aşıkken. Şehvetle sevişirken, yüzünü hiç göremediği, sesini hiç duymadığı biriyle buluşma hayalini kurmuştu. Aşk denilen ateşin içinde yandığını hissederken yatağı kan gölüne dönmüş ve bir daha sevişmemişti…

Gözyaşı terine, teri kanına karışırken, hücrelerini yitirmiş bedeniyle yaptığı kavgadan galip çıkarak yeniden kendine geldi. Göğsünde bir sızı hissetti. Ağlıyordu, yüzüne vuran sıcak nefesle gözyaşının ısındığını ve çektiği acıdan haz aldığını fark etti.

Ve ölümü göze alarak beklediği sesi, kanıyla kazandığı zaferin sesini nihayet duydu…

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>