Kurgu

GURBETİ BEN YAŞADIM!

gurbet

Masada oturanlar çaylarını içerken kendi aralarında sohbet ediyordu. Kavruk yüzlü  orta yaşlarda bir adam dikkatimi çekmişti. Gözlerinin altı mordu. Avurtları çökmüş, sakalları kırlaşmıştı. Renkleri iyice solmuş kabanının yakasını kulaklarına kadar çekmişti. Yüzünü gizler gibi bir hali vardı. Belki de bana ...

Devamı »

ÖĞLE YEMEĞİ

Öğle Yemeği

Saat 12.30 vurduğunda denetleme memurlarından Celal Saatçioğlu işe başladığından beri, her Salı yaptığı gibi, arka sokaktaki, altı adet masası, duvardan duvara çeşitli doğa resimleriyle insanın iştahını kabartan ve de en önemlisi yemek yerken kendisini izleme fırsatı veren aynası olan Kebapçıoğlu ...

Devamı »

İlkbaharın İlk Coşkusu

Baharın İlk Coşkusu

Zorlu geçen kış köylüye illallah dedirtmişti. Artık soğuklar sona ermiş, bahar gelmişti. Güneş sıcak yüzünü yavaş yavaş gösteriyor, lakin tamamen ısıtmıyordu. Sadece havanın donduran ayazını almıştı. Doğa da, yavaş yavaş uyanmaya başlamış, kışın bembeyaz karın örttüğü akasya, ıhlamur, erik, elma ...

Devamı »

KIRMIZI BİSİKLET

Kırmızı Bisiklet

Sabah saat 06.30, güneş yavaş yavaş sıcaklığını bir kenar mahalle olan (…)’ın üzerine tüm sevecenliğiyle dağıtmasına rağmen kış ayının baskısı altında kendisini sadece bir ışık dansı olarak hissettirebiliyordu. Mahalle evleri karmaşık bir şekilde bir çocuğun oyuncaklarını dağıtması gibi kimi zaman ...

Devamı »

DUVARDAKİ PORTRE (1. Bölüm)

Duvardaki Portre

Postacıların apartman girişindeki posta kutusuna bıraktıkları bankaların kredi kartı hesap özetini bildiren mektuplarını, elektrik, doğalgaz ve telefon faturalarını, hiç birini okumadan çöp kutusuna attığı pahalı kağıtlara rengarenk basılmış reklam broşürlerini daha sonra inceleyeceğini düşünerek tomarıyla bıraktı çalışma masasının üzerine. Aslında ...

Devamı »

GELECEK VE ÖZGÜRLÜK

Gelecek ve Özgürlük

Cenk, dev binaların arasından geçerken her zaman yaptığı gibi başını yere eğmiş, yine kendi düşünceleri içerisinde kaybolmuştu. Başını sağa çevirdiğinde hemen yanında uzanan bir kale, üzerine düşecekmiş gibi ona bakıyordu. Düz yontulmuş büyük bir taşı andırırcasına karşısında uzanan beş katlı ...

Devamı »

TEŞEKKÜRÜN ÖDEYEMEDİKLERİ

Teşekkürün Ödeyemedikleri

Abdullah’ın dükkanına uğradığımda başı önüne eğik, tezgahtaki aletle kalıba sıkıştırdığı anahtarı çoğaltmakla meşguldü, tezgahın önünde bekleyen müşterisi için. “Hayırlı işler” deyince başını kaldırdı, beni fark etti. “Ooo hocam hoş geldin” deyip tekrar başını işine çevirdi. Bende anahtar çoğaltacaktım, hanımda unutkanlık hat safhada; anahtarları kaybediyor ...

Devamı »

HAK-İM-İ-YET

Hakimiyet

Bir klasiği yaşıyordu şu an; ölümle burun buruna gelen birinin gözlerinden hayatı film şeridi gibi baştan sona geçmesi. Kısacık bir fısıltıdan, upuzun geçen bir ana kadar hepsi. Belli ki sonu diğerlerinden farklı olmayacaktı. Burnundan kaçıp beynine kadar ulaşan ve onu delirten ...

Devamı »