Ana Sayfa / Edebiyat ( - Sayfa 20)

Edebiyat

  • Ben-Fatma-Donusum

    BEN – FATMA – DÖNÜŞÜM

    Merhaba insanlar, ben Fatma. Bu ismi siz taktınız bana, sizin atalarınız. Oysaki biz sadece dişi değ...

  • Öülüme İki Gün Kala

    ÖLÜME İKİ GÜN KALA

    Hasta yatağından hafifçe doğruldu kadın. Elini yastığının altında yavaşça gezdirip, yıllardır bir ke...

  • Vuslat

    Vuslat

    Gün ağarmak üzereydi. Bir yılın daha sonu gelmiş, nihayet vuslata saatler kalmıştı. Bir kez daha iki...

  • Agaclarin-Gozyaslari

    AĞAÇLARIN GÖZYAŞLARI

    İlkokula giderken kitap ve defterlerimi (defterlerim dememeliyim aslında bir çizgili bir de kareli d...

  • Kadın Algısı

    Kadın Algısı 1

    Toplumlar varlıklarını sürdürebilmek için tarihin çok erken tarihlerinden beri kendilerine çeşitli a...

  • Kimim-Ben

    Ben Kimim?

    Her şeyin bir tamamlayıcısı var bu dünyada. En basiti kadın / erkek ya da insan yapımı fiş / priz...

  • Yalnızlığa Geldim

    YALNIZLIĞA GELDİM

    Yalnızlığa geldim… Nazara gelir insanlar, duyarım sık sık. Rast gitmeyen işlerinin sonunda bek...

  • Seni-Unuttum-Sanip-Gucenme

    Seni Unuttum Sanıp Gücenme…

    Parfüm niyetine koynuna sakladığın güllerin kokusuna, avlunun ortasında kazanda su kaynatıp küllü su...

Bavulları Hep Toplu Durmalı İnsanın

Bavul

“Bavulları hep toplu durmalı insanın” diyor Can Dündar. Bu akılları eskiden Tarık Tarcan filmlerinde İstanbul’a yerleşmiş varoş kadınlarına; “Ezdirmeyin kendinizi, bohçanız hazır olsun. Bir gün olur, bir Tarık Tarcan gelir sizi kurtarır bu patriarkalist erkek despotizminden” mesajı verirlerdi Yeşilçam vasıtasıyla. Mahalledeki ...

Devamı »

İLGİNÇ KORİDOR

ilginc-koridor

Çok güzel bir pazar günüydü. Güneş, gökyüzünde pırıl pırıl parlıyordu. Annem, beni yatağımdan kaldırırken yüzünde hoş bir gülümseme vardı. Yatağımdan kalkıp kahvaltı masasına gittim. Annemin özel pazar günü kahvaltılarındandı. Babam, annem ve ben kahvaltımızı yaptıktan sonra babam bana “Bugün dedenin ...

Devamı »

BİR SUÇ DENEMESİ

suc-saat-zaman

Yirmi altı yıl önce tüm nüshaları yakılmış, yok edilmiş bir kitabın ilk taslağını, iki hafta önce tesadüfen, yıkık bir evin taşları arasında, çürümeye yüz tutmuş küçük bir sandıkta bulmuştu. Akşam olunca gizlice evine götürmüş ve etraf sessizliğe bürününce mum ışığı altında okumuştu heyecanla. Her defasında anlamı değişen sayfaları huşu içinde tekrar tekrar okumuş ve sarhoş olmuştu....

Devamı »

GELME EYLÜL(DE)

Eylül

Hüznün meydan okumasıdır bu sarı safâ, dört tarafta bayrağı dalgalanır. Hazan, takvimlere düşen efkâr zamanı, vuslatı özleten kahır ânıdır… Hayat yaşamaksa, ölmektir biraz da. Ürpertisi sarı yapraklardan toprağa düşer. Keder karışır gönle. Hazan, dağlanmış firak yarası bülbül canında. Bir gül dalından yollara düşer. Yollar yâre varmadan gelme hazan(da). Ya da gel de, al git hüzünlerimi.

Devamı »

Adın Elveda mı?

Adın-Elveda-mı

Sevdayı yürekte besleyip hiç sır vermemek mi doğru olanı? Tek başına yaş(l)a(n)mak mı? Paul Vincent misali sürünmek/acı çekmek mi? Paul, gözlerin bir lahzada birleşmesine esir olur. O ilk karşılaşma, o gözler… Sonra “Düş bakışlı Mireille, gözlerinde Paris uyanıyor” diye yazılan şiirler… Paul, ...

Devamı »

METAMORFOZ

metamorfoz

Birinci Evre: Son raddesine erişmiş tüketici çılgınlığıyla alışverişe çıkarak, en seksisini satın aldığı sutyenini, açık yakalı şeffaf bluzundan göstererek ustaca sergilemekteydi. Arabasından indiğinde, yolda yürüme niyetiyle satın almadığı uzun, sivri topuklu ayakkabısı ile kıvraklıkla sekerek adeta rakkaselere taş çıkartırdı. Tamamlayıcı ...

Devamı »

AĞAÇLARIN GÖZYAŞLARI

Agaclarin-Gozyaslari

İlkokula giderken kitap ve defterlerimi (defterlerim dememeliyim aslında bir çizgili bir de kareli defterim olurdu) gazete kağıdı ile kapladığım çocukluk yıllarım geldi aklıma. Kaplık sorununu gazete kağıdıyla çözmüştüm de, neyle yapıştıracaktım?  İşte burada devreye girmişti yeni keşfim. Benim için oyun ...

Devamı »

Hatırlayabildiğim…

Hatirlayabildigim

Küçük mersin ağacının yanındayım. Dışarıdayım… Akşamüzeri evimizdeki tüm lambalar sarı ışıklar saçıyor. Çok kalabalık avlumuz… İnsanlar avludaki koca kapıdan içeri giriyor sürekli. Domates fideleri var, basmamalıyız onlara! Fidan ocağının ortasındayız… Ezildi bütün fideler… Dedem kızmadı hiç… Dedem ağlıyor… Dışarıda bekleyen ...

Devamı »