Ana Sayfa / Bakış Açısı / KİRAZ ÇİÇEĞİ
Kiraz Çiçeği

KİRAZ ÇİÇEĞİ

Bahar geldi, ağaçlar çiçek açmaya başladı. Binlerce baş döndürücü koku yayılıyor çiçeklerden. Güneş, bahçede oyun oynamasına izin verilmiş çocuklar gibi şen şakrak parlıyor yeryüzünün üstünde. Deniz griliğini derin bir maviye bırakmış, güneşle oynaşıyor dalgalarının üstünde.

Bu oyun bahçesinde ben de yer alıyorum, karşımda duran muhteşem kiraz ağacının yeni açmış bembeyaz çiçeklerinin nezdinde. Sessiz sakin, sadece seyirci olduğum bu oyuna kiraz ağacı davet ediyor beni dallarıyla. Hayata yeniden açmış bembeyaz çiçekler sunuyor bana. Yakın zamanda olgunlaşıp dönüşeceği kiraz olmadan önce, hayata yeniden, baştan, sıfırdan başlamak üzere bembeyaz… Zarafetinin içinde tüm gücüyle lekesiz, darbesiz, yarasız…

Aynı o kiraz çiçeğinin yaprakları gibi bembeyaz hissediyorum bende. Kıvrımlarının arasında hafif pembeye dönmüş renk gibi, yavaş yavaş bende kendi yaşam yolumun kıvrımları arasına renkler serpiştiriyorum. Geçmişin karasını silip, yüreğimi aklaştırdığımdan beri denizin mavisini, güneşin dansını, hayatın coşkusunu derin derin çekiyorum içime. Bazen ara ara yağan bahar yağmuru düşüyor coşkuma. Defterlerimizde silinse de kalan izler gibi, silik bir iz yokluyor yüreğimi ara sıra. Kaçmış baharların gölgesi vuruyor kiraz çiçeğinin beyazına. Güneş yetişiyor imdadıma. Yağmurun ardından açan güneşle birlikte mis gibi yaşam kokusu tekrar döndürüyor başımı. İzin vermiyorum gölgelenmesine, ne çiçeğin ne de ruhumun. Güneşin “ gel benimle oyna” çağrısına kulak veriyorum. Veriyorum elimi eline, kucaklıyoruz yaşamı beraberce.

Yunan mitolojisine göre kiraz çiçeği doğum ve yenilenmenin sembolüdür. Kışın sert rüzgarlarına karşı koymuş ağaçlar her bahar yeniden çiçek veriyorlar. Her türlü zorluğa karşı dimdik ayakta kalmanın keyfiyle, neşeyle tüm güzelliklerini sunuyorlar doğaya. Her kış ölüp her bahar yeniden doğuyorlar; asla vazgeçmeden, pes etmeden… Kaç kış geçti bahara ulaşamadan? Dallarımı kaç donla kırdım çiçek açamadan? Kırık dallarımı kaç ocağa od diye verdim? Kaç yürek ısındı soğuğumdan?

Bahara ulaşma ümidimi yitirmişken köklerim direndi soğuk kara. Karı, yağmuru, rüzgarı nimet saymayı öğrenip onları sevip kucakladıktan sonra onlar da vazgeçti bana hoyrat davranmaktan. En nihayet birçok es geçtiğim bahardan sonra açtı bembeyaz çiçeklerim. Öğrendim ki kar da bizim için, fırtına da… Karın suyundan, fırtınanın rüzgarından beslenmeyi bileceksin ayakta kalmak için. Bileceksin ki güneşi görüp çiçek açabilesin yaşam bahçesinde. Her bir çiçeğin benzer ama ufak ayrıntılarla birbirinden farklı olduğunu fark edeceksin. O bahçede kendine has özelliklerinle yek olmanın bilinciyle salacaksın dallarını rüzgara. Ve etrafın mis gibi SEN kokacak…

Yasemin Pforr

6 yorum

  1. Bahar kokuyor bu yazı. İçim kıpır kıpır oldu okuyunca . Ayrıca bu şarkıyı da çok severim, yine başarılı bir seçim ;)

    Kaleminize sağlık Hocam …

    0
  2. En çok sevdiğim mevsimlerdendir ilkbahar. Doğanın uyanışı, yenilenişi, canlılık, ferahlık ve huzur verir bana. Yenilendiğimi hissederim. Yasemin hanım yazınızda kendimi buldum. Emeğinize, yüreğinize sağlık.
    Kaleminiz daim olsun.
    Sevgiyle kalın.

    0
  3. Kiraz ağacı olasım geldi ama ya don olursa yeniden…
    Harika bir yazı, bayıldım.

    0
    • Önceki donlardan nasıl sağ ve sağlam çıktıysak gene çıkarız. Donun eriyen suyu ile köklerimizi kuvvetlendiririz yeniden… Umutmayalım ki kiraz ağacı aslında kiraz vermekle görevlidir bu evrende.. Ve ne olursa olsun kirazı vermekten vazgeçmeyecektir. Kış da olsa don da…

      Yorumunuza teşekkürler Tanzer Hanım…

      0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>