Ana Sayfa / Edebiyat / KÜLTÜR YOZLAŞMASI MIDIR NEDENİ?
Kimsesiz Çocukların Ellerinden Tutsam

KÜLTÜR YOZLAŞMASI MIDIR NEDENİ?

“Bireysel ve toplumsal ilişkilerde en zor şey nedir? ” sorusuna verilecek  cevaplar, cevaplayanın düşüncesini yansıtacaktır. Cevaplardan bir tanesi sohbet ettiğiniz kişiyi tanıyıp tanımadığınıza dair olabilir mesela. İnsan daha önceden tanımadığı, davranışlarını, dünya görüşünü, değer yargılarını bilmediği biriyle sohbet ederken ölçülü davranmaya azami gayreti gösterebilir. Ölçünün kaçması durumunda da hava bir anda değişip, sinirler gerilebilir. İnsanın ruhunda huzursuzluk varsa gerilimin dozu daha da artar.

“Bu düşünce bir yanılgı, bir hatadır” diye düşünülebilir. Ya da “yerden göğe kadar haklısın” da denebilir. Tartışma kültürünü benimsemiş biri ile eli palalı birini elbette bir tutamayız. Diğerinin düşünce ve duygularına saygıyı kabullenmiş olanla külhanbeyi havasında olanı bir kefeye koymak doğru değildir.

Otobüs garajında olacaklar bir rastlantı, sıradan bir olay mıydı yoksa bilinçli yapılmış bir kurgu muydu? Neden kavga etmişlerdi? Önceden tanışıyorlar mıydı? Acımasız birer evsiz, yersiz yurtsuz, gözlerini kan bürümüş insanlar mıydı, yoksa sıradan garibanlar mıydı bilinmez… Bilinmez çünkü yaşanan arbede bir kaç dakika içinde olup bitmişti.

İnce belli küçük çay bardağı elimde dalıp gitmişken, bir anda bağrışmalar arasında sandalyelerin havada uçuştuğunu gördüm. İnsanlar neye uğradıklarını şaşırmış, olup bitenleri anlamaya çalışıyorlardı. Az önceki sıcak ortam yerini buz gibi bir havaya bırakmıştı. Arbede sonrasında iki adam yaka paça dışarı atıldı. Her ikisi de birer mezar taşı gibi dikilip kaldı öylece. “Külhanbeyliğinin acı sonucu” diye düşündüm bir an. İnsanın inanası gelmiyor. Sırtı pek , karnı tok olsalar derim ki hadi bir konuda anlaşamadılar. Oysa her gün, her ikisi de garaj bekçiliği yapıyorlar belli ki. Sohbet anında birbirlerinin sözlerine itiraz etmiş, incitici sözler sarf etmiş olmalıydılar… Kim bilir belki…

Gürültü patırtının bitmesiyle herkes masasına dönmüştü. Aklıma dahi getirmeyeceğim bir olaya şahit olmuştum. İnsan tanımadığı, belki de bir daha karşılaşmayacağı biriyle neden kavga eder ki? Velev ki tanışıyorlar. Kavgalarının sebebi neydi acaba? Kültür yozlaşması mıydı nedeni?

Demek ki bal gibi kavga da oluyormuş gürültü de. Havada uçuşan sandalyeleri görünce bir anda sinirlerim gerilmiş, kargaşanın ortasında kalmıştım. Üstelik olayın ne olup olmadığını da bilmiyordum. İçerisi biraz sakinleşince garsondan çay getirmesini istedim. Uzun favorileri ve kısa kesilmiş saçlarıyla yorgun ve yaşlı izlenimi veren garson çayı getirdi. Çay tabağının kenarındaki şekerler yarıya kadar ıslanmış, dağılmak üzereydiler. Elime alınca dağılıp gittiler. Tekrar şeker alıp masaya geldim. “Böylesi  gereksiz bir olayı görünce dışarıda yaşadığınız stresi yanınızda getirmediyseniz dünyanın en huzurlu yeri insanın kendi evidir” diye düşündüm…

Kırsalda yılın bu zamanları sıkıcı geçer, kışın etkisiyle dışarıda pek durulmaz, insanların çoğunluğu baharın gelmesini ve işlerin açılmasını bekler. Gün geçtikçe bunalan insanların bir kısmının sinirleri gerilir, bir kısmı ise tevekkülle günlerin geçmesi için dua eder. Köyünde, kasabasında işlerini bitirenler büyük şehirlere gidip inşaat işlerinde çalışır, inşaatlarda yatıp kalkar, zor şartlarda para kazanmanın mücadelesini verirler.

Bu döngü, her zaman hüzünlendirmiştir beni. Ne zaman toprağa kırağı düşmeye başlasa yüreğime belli belirsiz bir keder çöker, kendimi o insanların yerine koyarım. Kimsesiz çocukların ve evsizlerin sokaklarda yaşamasını hatırlarım.

Kimsesiz çocukların ellerinden tutsam, gurbetin yolunu kurtarıcı görenlere sorsam… Hayatta beklentilerini anlatırlar mıydı? Anlatsalar, onları anlar mıydım? Acıyı, yokluğu, kimsesizliği karnı tok olan değil benzer acıları çeken bilir derler ya…

 

11 yorum

  1. Biraz empati, azıcık sempati, bolca sabır, çokça özgüven, aşırı dozda saygı, bol kepçe sevgi…Üstüne bir de kul hakkından kaçınma özeni oldu mu bu iş tamamdır:)
    Haklısınız insanın ruhundaki huzursuzluk ve değiştirilemeyen/değiştiremediği gerçekleri gerilimin dozunu artırıyor. Yine de konuyu, sebeplerin –bir kısmını dahi olsa- kırsala, işsizliğe, boşluğa, yokluğa, kimsesizliğe bağlamazdım ben. Tamam bunlar kişisel gerginlik nedenidir ancak her gün yaşadıklarımı bana açıklayamaz. Ben artık insanların kör olduklarını düşünüyorum, kendilerinden başka kimseyi göremeyecek kadar kör…
    Son zamanlarda günlük hayatımdan örneklerle yazmayı düşündüğüm bir konuda yazmışsınız hem de çok güzel olmuş.
    Kaleminize sağlık, sevgiyle…

    0
    • Elbette haklısınız. Konuyu söylediğiniz gibi sadece “kırsala, işsizliğe, boşluğa, yokluğa, kimsesizliğe ” bağlamak doğru yaklaşım olamaz. Bu bağlamda düşüncenize katılıyorum. Lakin, konuyu otobüs garajında geçen bir olay nedeniyle ele almamın etkisi söz konusu . Genel bir perspektifle yaklaşıp toplumun tüm kesimlerinin yaklaşımını ele almamanın etkisi olsa gerek. Genelde yaptığınız yoruma katıldığımı belirtmek isterim. Saygılar.

      0
  2. Aslında sorun ne biliyor musunuz? Dinlemeyi bilmiyoruz. Anlamayı bilmiyoruz. Yozlaşan sadece benlik duyguları. Bencillik had safhada… Sadece kendini düşünüyor insan, yolun gittiği yere kadarını düşünüyor ..Yani sadece kırsal kesim değil, insanların kafasının içindekiler önemli olan. Düşünme yetisi, anladığı kadarı, bildiği kadarı….

    Emeğinize sağlık Hüseyin Bey…

    0
    • Sayın “Ay Işığı”;
      Dinlemeyi, anlamayı bilmiyoruz yaklaşımınıza katılmamak elde değil. Benlik vurgusu da gerçekçi. Anladığı, bildiği, düşündüğü kadarı saptamanıza da katılıyorum. Aydın kesimin sıklıkla üzerinde durduğu sorunları yorumunuzda sizde eli kalem tutan, düşünen bir aydın olarak belirtmişsiniz. Bunlar doğru. Sorun kırsal, şehir ayrımı yapmadan gelişen bir konu. Yazının başlangıç ve devam süreci kırsalda geçtiği için “kırsal” ağırlıklı ele alındı. Öncelikle bunu belirtmem lazım. Eğitim sisteminin geldiği noktada özgürce düşünen bireyleri yetiştirmek oldukça zor görünüyor. Yıllarını eğitime adamış biri olarak bu durumun üzücü yanını görüyorum. Sorunların üstesinden gelmek için ailenin ve okulun vereceği eğitimin vazgeçilmezliğini bilmemiz gerekir. Sorun eğitim sorunudur. Çözümü de eğitim vasıtasıyla yapabiliriz. Konu çok boyutlu tartışmaya açık bir konu. Bunun bilincindeyiz elbette. Kalemimizin yazdıklarının yanı sıra yazamadıklarını da bir gün yazması dileğiyle, eleştirmesi, bildiği doğruları kırmadan, dökmeden, ötekileştirmeden anlatması dileğiyle, yanlı kalemşorların, düşüncelerin yerini ülke ve insanının geleceğini düşünen kalemlerin ülke genelinde yerini alması dileğiyle saygılarımı sunuyorum. Çok teşekkür ediyorum yorum için. Yazıyı tamamlayan, eksiklerini dile getiren yorumunuz için teşekkürler.

      0
  3. Sevginin, saygının gittikçe azaldığı bir dönemde yaşıyoruz. Arkadaşlık, komşuluk gibi hatta hatta aşk kavramının bile anlamının değiştiği bir devirdeyiz.Öncelikler değişti, var oluş başka yerlerde aranmaya başlandı.

    Sevginin, saygının azaldığı yerde kavga da olur, gürültü de… Herkes, kaybettiği kimliğini yeniden bulma, ispatlama derdinde nereye saldıracağını şaşırıyor. İçinde aslında kendisine birikmiş öfkesini kusuyor insanlar…

    Yitirdiğimiz değerlere güzel bir atıf..

    Mürekkebiniz daim olsun Hüseyin Bey…

    0
    • Yasemin Hanım, yazdıklarınızın en somut şeklini “facebook” ve “twitter” sosyal paylaşım sitelerinde görüyoruz. Orada yapılan paylaşımların sonucu bireylerin yönlendirmesi yapılıyor. Okul çağında ya da bitirmiş bireyler okumak, düşünmek, yorumlamak yerine görsele ve iki satırlık yazıya önem veriyorlar. Gazete ve kitabın yerini ne yazık ki sanal ortamın bilgi kirliliği almış durumda. Hal böyle olunca durum sizin belirttiğiniz gibi gelişiyor. TV ekranlarında şiddet öğesi genç dimağları yönlendiriyor. Reklam furyası algı yanılsaması yaratıyor. Tüm benzeri verilerin birleşmesi sonucu da günümüz anlayışı yaşanıyor maalesef. Yorum için teşekkür eder saygılar sunarım.

      0
  4. Toplumsal ve bireysel ilişkilerin bir bütün olarak değişim, dönüşüm sürecinde yaşanan sancılar birey duygusallığı merceğinde yansıtılmış.
    Yazının girişi beni sosyolojik bir metne hazırlarken, klasik deyimle gelişme bölümü anekdot edebiyatına ve duygusal bir melodramla sonuç bölümüne nokta koyduk.
    Güzel hazırlanmış güzel bir yazı
    Emeğine sağık

    0
    • Eleştirel yaklaşımınız ilerde yazacağım yazılarda referans olacaktır. Bu bağlamda şahsınıza çok teşekkür ederim. Konuyu gerçekten düşündüğünüz şekliyle düşünmemiştim. Yazmanız iyi oldu . Yorum için teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.

      0
  5. Benzer tablolara son dönemde de çok fazla rastlar olduk. İnsanlarda bir agresiflik, gerginlik, sinirlilikten kaynaklanan mutsuzluk, umutsuzluk, karamsarlığın sonucunda oluşan adeta patlamaya hazır bomba hali mevcut. Saygı, sevgi, hoşgörü, empatiden yoksun bir toplum haline geldik. Aslına bakarsanız Hüseyin Hocam, bu durum kendimizden uzaklaştığımızın bizi biz yapan değerlerden koptuğumuzun göstergesi. Çözüm yine kendimize dönmekle mümkün. O da çok kolay görünmüyor. Zira ipin ucu kaçmış durumda.
    Elinize emeğinize sağlıklar. Yine içerik olarak üzücü, anlatım olarak mükemmel bir yazı okuttunuz.
    Saygılar.

    0
    • Hanife Hanım her zamanki duyarlılığınız ve yapıcı eleştiriniz yazılarıma referans olmaktadır. Bunu bilmenizi isterim. Yaptığınız her yorum hem yazıyı tamamlayıcı, yol gösterici hem de değerlidir. “Utanmaktan Utanma” yazınızda gerçeği tüm çarpıcılığıyla zaten siz dile getirmiştiniz. Benim bu yazım sizin yazınızın yanında tek yönlü konuyu ele almakta. Yaklaşımınıza katılıyorum. Her yorumcu ve okuyucunun da katılacağını biliyorum. Çözüm eğitimden geçer diye düşünüyorum. Çözümün adresi yine bizleriz sonuçta. Yem olmamak, kültürel erozyona uğramamak, tarihin olumsuzluklarından etkilenmemek için yanlışı yok etmeli, olması gerekeni yapmalıyız. Bu güzel ve yapıcı yorum için teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.

      0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>