Ana Sayfa / Edebiyat / “Merhaba” Diyordu Gülümseyişin

“Merhaba” Diyordu Gülümseyişin

Tüm insanlardan uzakta, sisli denizin ortasında bir sandalda sürdürmekteydim yolculuğumu. Nereye gittiğimi bilmeden… Günler öncesinden sessiz sedasız indirdim sandalımı bilinmezliğe. Pusulamı yitireli çok zaman oldu. Hiç bitmeyecek gibi görünen denizde, balıkların refakatinde çekerken kürekleri, ne bir deniz feneri görebilir ne de balıklara sorabilirdim yolumu.

Kimsesiz bir çocuk gibi öylesine ilerledim sisin içine doğru. Gökyüzünde ne bir yıldız vardı ne de ay ışığı. Deniz, karanlığa gömülürken sisli havanın soğuğu yüzüme çarptı. Amaçsız, ufuksuz ve umutsuzdum sisin ortasında. Yılgınlığım kollarımın gücünü azaltırken, sis koyulaştıkça artan yalnızlığıma, kasvetli oluşuma şaşırmadım hiç.

Uzaklara anlamsız ve boş gözlerle bakarken, gözlerimi yummayı ve bir daha açmamayı kabullenmem zor değildi. Yine de yolculuğumu anlamlı kılacak bir umut olmalı, bir yakamoz ışıldamalıydı, görmeliydim.

Haykırmak isterken boğazım düğümlendi, dudaklarım karıncalandı ve iyice karardı her yer. Bir fısıltı halinde çıktı sesim. “Sis, neden örtüyorsun görmek istediklerimi!” Fısıltıma karşılık, denizin uğultusu kafamın içinde yankılandı. Kapanan gözlerimin hiç açılmayacağını düşünerek korktum ve aceleyle son kez düş kurdum.

Ne kadar süre öylece kaldım bilemiyorum. Sesini uzaklardan duyduğum bir varlık tarafından uyandırıldığımı hayal meyal hatırlıyorum.  Gözlerimi araladığımda yine geceydi ve sis dağılmak üzereydi. Ay, belli belirsiz ışığıyla yüzüme dokunarak “Uyan! Uyan bak etrafına!” diyordu sanki…

Kendime gelmek için çabalarken etrafa baktığımda uzakta bir yakamoz görür gibi oldum. Sonunda bir umut yakalamış olabilirdim. Hemen sandalda doğrulup küreklere olanca gücümle asılmaya başladım. Yakamoza yaklaştıkça sis dağıldı, hava aydınlandı ve balıklar sandalın etrafında kılavuzluk edercesine coşkuyla yüzmeye başladı. Dalgalar fikrini değiştirerek o yöne doğru daha hızlı ilerlememi sağladı.

Güneşin kızıllığı ufuktan belirirken, giderek berraklaşan deniz, içinde barındırdığı tüm renkleri sergilemeye başladı. Hayretler içinde seyrediyorken olup bitenleri; saçların dalgaların eşliğinde dans ederken, gülümseyen yüzünle bir denizkızı olarak çıkıverdin karşıma. Yakamoz, bakışlarındı ve davet ediyordu denizin içine benliğimi. Farkındayım, kurduğum düş gerçekleşiyordu. Dudaklarının kıpırdandığını fark ettim ve bilinçaltıma hükmeden bir şarkı kulağımda yankılandı. Kalbimin atışı hızlandı ve bedenime söz geçiremedim. Son kez derin bir nefes alarak, tüm bildiklerimi unutarak atladım denize.

Gözlerimi suyun içinde açtığımda “Merhaba” diyordu gülümseyişin.

Yaklaştım, dokundum saçlarına, tenine. Nefesim dudaklarına değdi. O an anlamıştık, biliyorduk imkansızlığını. Yanında kalsam, sen denizde can bulurken, ben ölecektim ve razıydım. Yanımda götürsem, yüreğimin akvaryumunda hapsolacak, ölecektin ve razıydın.

O gün sırlarla dolu denizde bir karar verdik…

Şimdi sakinliğin, huzurun ve varlığının karasularındayım…

1 yorum

  1. Neden imkansız olmak zorunda aşklar… Ya da imkansız olduğu için mi adı ”AŞK” ???

    Tam iş yerimden çıkarken gözüme takıldı ve okumadan geçemedim…

    Yüreğinize sağlık…

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>