Ana Sayfa / Edebiyat / METAMORFOZ
metamorfoz

METAMORFOZ

Birinci Evre:

Son raddesine erişmiş tüketici çılgınlığıyla alışverişe çıkarak, en seksisini satın aldığı sutyenini, açık yakalı şeffaf bluzundan göstererek ustaca sergilemekteydi. Arabasından indiğinde, yolda yürüme niyetiyle satın almadığı uzun, sivri topuklu ayakkabısı ile kıvraklıkla sekerek adeta rakkaselere taş çıkartırdı. Tamamlayıcı olarak bir yıllık işçi maaşını elimde gezdiririm diye bağıran bir çanta taşımadan yapamazdı…

Kategorize ettiği hayatları küçümser, piramidin en tepesinde oturduğunu düşünerek insanları aşağılardı. Kendi haklılığına olan inancın aşırılaşması, delirmiş bir zihnin çırpınışları haline dönüşmüştü. Dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanırken başını bir deve kuşundan daha aciz ve onursuzca kendi küçük dünyasına gömerek gerçekleri görmeyi reddederdi. Çelişkiler yaşamaya alışık ruhunu sıradanlıktan kurtarmak için başkalarının kusurlarından yakınarak gününü geçirmekteydi. Çatışma ortamı yaratma maksadıyla sarf ettiği müstehzi sözlerini belirgin bir aşinalıkla dışa vurur ve oluşan karmaşadan tarifsiz bir haz alırdı.

Uzun süredir dizginlemeyi bıraktığı duyguları, benliğine tamamen hükmederek genetik kodlarında gizlenen metamorfozu tetiklemiş ve fizyolojik bir değişim göstermeye başlamıştı…

İkinci Evre:

Bir hafta süresince karanlıkta kalan ruhu artık şeytan tarafından ele geçirilmiş, kan ve ruh emici bir vampir haline dönüşmüştü. Geçirdiği ağır başkalaşımın gafil haliyle kendini iyi hissetmişti. Kana susamışlık sarkacının alamet-i farikası, açlığını gidermek için hayatlar arasında ayrım yapmadan insanlara saldırabilecek duruma gelmişti. İlkel nefsani duyguların esiri olan bedenini, sadece kan doyurabilirdi artık…

İlk açlığını, iki ay önce yaşlı ve zayıf, sokakta sızıp kalmış evsiz bir adamdan emdiği bayat kanla gidermiş ve bundan pek hoşlanmamıştı…

Hiç kan ememeden geçirdiği bir gecenin sabahında, açlık krizi yaşamış ve titreme nöbetleri geçirerek, delirmiş bir halde kendisinin bile anlamadığı bir dilde bağırmıştı. Zulüm dolu düşüncelerle çıldırmasına ramak kalmış ve ölülerden bile medet umar hale gelmişti. Yatışabilmesi için mutlaka keskin köşeli dişlerini masum bedenlere geçirmeli ve kanlarını emmesi gerekliydi.

Her akşam kana duyduğu açlıkla uyanıp aynaya bakarken, sevecen bir bakış atmayı unutan kanlı gözleriyle karşısında gördüğü yüze hayranlık duyar ve ölümsüzlüğüyle böbürlenirdi. Kırmızı ojeli, sivri uçlu tırnaklarını, kabuk bağlamış ve nasırlaşmış derisinin üzerinde gezdirerek açlığını giderme planları yaparken, banyoda derisine yapışan kanı temizler ve düne ait tüm izleri silerek avlanmaya hazırlanırdı.

Yine bir gece, evinin yakınındaki ormanlık alanda pusuda beklemeye başladı. Gerçeklik duygusunu yitirmiş bir halde umudu tükenmek üzereyken, kalabalıktan sıyrılmış ayak seslerini, sivrilmiş kulağıyla duydu. Burnuna gelen taze kan kokusunu, hırıltılı nefesiyle içine çekti. Giderek artan yalıtılmış yalnızlığının yerini yeni bir deneyim yaşama arzusu aldı. Huzursuz, aceleci ve pervasız dürtülerinin esareti ile heyecanı iyice arttı. Biraz sonra avını yakalayacak olmanın heyecanıyla kendinden geçerek bir zamanlar insan olduğuna dair sanrılar görmeye başladı.

Küçük bir çocuk saklandığı yere doğru yaklaşmaktaydı. Bu gece çok şanslıydı. Çocukla göz göze geldiğinde yüzünü örten masumiyet maskesini çıkararak bakışlarıyla avını hipnotize etti ve hareketsiz kalmasını sağladı. Çeviklikle yakaladığı minik bileğine dişlerini hunharca saplayıp taze kanını emmeye başladı. Arada mola veriyor ve yere düşen damlalarla toprağın kırmızıya boyanmasını seyrederek haz alıyordu.

İşi bittiğinde yerde biriken pıhtılaşmış kanı ziyan etmemek için avucuyla alarak pahalı çantasına doldurdu ve yerde yatan cansız minik bedeni ormanlık alanda bırakarak eve döndü. İlk defa bu kadar farklı bir tat almıştı. Gün ağarmadan hemen önce, çantasından çıkararak metal bir kaba koyduğu pıhtılaşmış kanı tükürüğüyle incelterek kırmızı bir sıvı elde etti ve bardağa doldurdu. Üstte biriken köpükleri uzun tırnaklarıyla alarak parmaklarını yaladı ve ağzını şapırdatarak sıvıyı içti…

Kan ziyafeti çekmek, en lezzetlisini bulmak için anofel becerisi geliştirmişti. Yüzlerce bedenin kanıyla beslenerek geri dönüşümsüz bir yolda hızla ilerlerken, ruhunun derinliklerinde saklanan insansı korkularıyla hesaplaşmaktan iyice uzaklaşmış, başkalaşımını tamamlamıştı.

3 yorum

  1. Çok teşekkür ederim:) Bu yazıyı ne çok aramıştım. Tekrar okuyabildiğime çok sevindim. Çok sağolun:)

    0
  2. Teşekkür ederim.

    0
  3. Alışveriş çılgınlığından sonra bir de üzerine evrim geçirmiş… Sadece vampirlere has değil alında kanla beslenmek… Günümüzde şiddet o kadar çok ki haber izlemek ayrı bir sinir harbi oldu…

    Yine akıcı bir dille çok güzel anlatmışsınız başkalaşımı… Temenninize katılıyorum, başkalaşım geçirenler bizden uzak olsun … Emeğinize sağlık…

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>