Ana Sayfa / Yorum / ÖLÜM, ADIN KALLEŞ OLSUN!
Ölüm Adın Kalleş Olsun

ÖLÜM, ADIN KALLEŞ OLSUN!

Gece. Sükunet, sessizlik içindeki Batıkent, rengarenk ışıklarıyla göz kırpıyor. Balkondan Ankara’yı seyretmek bir başka güzel, ışıl ışıl her taraf… Elimi uzatsam Çankaya’nın saçlarını okşayacağım. Hafif boynumu ileri doğru sarkıtsam Gölbaşı Mogan Gölü’nde sazlıkları, ördekleri, karabatakları göreceğim. Elmadağı aha şu ilerisi. Şentepe, Karşıyaka’yı yok say, dümdüz gör. Esenboğa Hava Limanı sanki önüne uzanmış bir ışık, hareket cümbüşü. Etimesgut-Elvankent, sağ kol dirseğimi dayadığım kırlent/ köşe yastığı. Ağıtıma Yenimahalle, Demet’ten ses geliyor.

Ay doğar mı doğmaz mı bilmiyorum. Doğduğunda da çok güzel doğar. Büyük bir sini, içinde kızarmış kek. Şöyle Mamak üstünden Sivas’tan doğrulmuş sanırsın. Kucağını uzatsan kucağında, avucunu uzatsan avucunda… Uçaklar geçiyor balkonumun üstünden, gökyüzünde; yanıp sönen ışıkları ve uzaktan ve derinden ve tepeden ve yüksekten ve hafiften gelen motor sesleri. Doğaldır buna eşlik eden şehrin uğultusu, ağıdıma ses veriyor.

Duydum…

Salo Amca ölmüş. Parkinson hala hayatta… Hoca’nın eşi de çok rahatsızmış. Uzun uzun anlattı cepten, biraz önce. Parkinson hala ayakta…

Cemal Süreya, 24 yıl önce benim de babam bir kere öldü, 63 yaşında, kalp krizi denildi. Hani soruyorsun “Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü kör oldum” diyorsun ya! Gözlerimiz hala kapalı. Sözü vardı, harman işlerini halledip gelecekti, dişlerinin tedavisi için yanıma. Hiç gelmedi ve bir daha da hiç ölmedi. Hep yaşadı kalbimin en derinlerinde. Ne zaman daralsam, rüyalarımda genç, dinamik, hoş sohbet ve esprili boy verir. Sabah uyandığımda kuş gibi hafifimdir. Bitmiştir şehrin bütün kederleri.

Duydum. Salo Amca ölmüş. Dayım da çok hasta. Hüzünlüyüm. Yıldız da gözükmüyor gökyüzünde uçak ışıltısından gayri. Ağıtım dem alıyor.

Bir türkü… Bir türkü… Çok uzaklardan, bir 40 yılı vardır en azından. Ergen, gençlik dönemlerine denk düşen… Mecburi radyo dinleyiciliği günleri… Bütün türkü programları mutlaka dinlenir. Hiç söylemediğim ama solosunu Mustafa Geceyatmaz’ın söylediğini bildiğim, o günler için ağır olan şimdi merhem gibi gelen kulak aşinası olduğum türkü, belleğimin derinliklerinden çıkıverdi, söyletti kendisini . “Şu uzun gecenin gecesi olsam… Sılada bir evin bacası olsam… Dediler ki nazlı yârin çok hasta. Başında okuyan hocası olsam…”

Annem de öldü biliyor musun Cemal Süreya? Bir gecenin karanlığında zor bela ulaştığım kardeşimin evinde, kollarımda verdi son nefesini, bir 11 sene kadar önce. Çok ağladım hıçkıra hıçkıra, hüngür hüngür. Kimseler tutamadı beni, katıldılar üstelik bana. Çok ağladım susturamadım kendimi, şimdi olduğu gibi. Ne çok gözyaşım varmış, bilemedim. Okyanus kadar. Ağıtım feryat figan.

Sen de öldün Cemal Süreya? Körüm artık bundan gayri..

Şehir ışıl ışıl… Ankara ayağımın altında, onuncu kattaki evimin balkonunda… Gökyüzünde göz kırpan ışıklarıyla uçaklar, yıldız arama bulamazsın, yeryüzünde şehrin uğultusu, Batıkent’in sakinliği. Ne tesadüftür ki babamdan tam 13 yıl sonra mide kanseri dendi, son aşama, canına can katmak istedim, koşturdum oradan oraya. Ne fayda… Hayatta böyle bir çaresizlik yaşamamıştım. En onulmaz çaresizliğimdi. Babamdan sonra o da 63 yaşında… Annem olurdu kendileri… Dünyanın ta kendisi…

Salo Amca ölmüş, duydum. Köyde, arife günü… Babamın en değerli arkadaşı… Babam kaç kere ölmüştü Cemal Süreya?

“Ölüm, adın kalleş olsun!” demezsin de ne dersin? Usta şair Enver Gökçe’nin bu ölümsüz dizesini besleyen diğer dizelerle:

“Gitti vadesiz, gencecikken

Yiğitken, güzelken, incecikken

Ölüm, adın kalleş olsun!”

7 yorum

  1. Hüzün aktı gözlerimden okurken. Derin, çok derinlere indi cümleler. Betimlemeler bile hüzün kokuyor. Sevdiklerimiz, hayatımız, kan bağımız…. Söyleyeceklerim düğümlendi boğazımda, yazıya da gelemiyorlar…

    Yüreğinize, emeğinize sağlık Enver Bey…

    0
    • Ay Işığını sabah sabah hüzünlendirip üzdüysem özür dilerim ama asıl yapmak istediğimde ölümsüzlüğe uğurladığımız sevdiklerimizi hayatın hengamesi içinde toprağa hapsedilmemesiydi. Ağıtımla gidenleri yad etmek var olanların kıymetinin bilinmesiydi .Ağıt tek kişilik değildir bizim toplumumuzda ,ağıtıma eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim.
      Enver Gökçe güçlü dizeleriyle yazımı destekleyen 1940 Toplumcu Şairler Kuşağı’nın en önemli şairlerindendir.(Dost Dost İlle Kavga, Panzerler Üstümüze Kalkar)-Yanlış anlaşılmayı önlemek için bu not.

      0
      • İyi ki söylediniz :)) Ben de isminiz sandım zira duymamıştım daha önce …

        Elbette uğurladıklarımıza aynı sahiplik duygularıyla eşlik etmemiz gerekir amma velakin ne zaman düşünsem içim acır ve o düşünceleri kovmak için gayri ihtiyari her defasında elimle hadi gidin derim …

        0
  2. Sincan, Etimesgut…Yıllarca kaldım orada. Bilirim. Bu duygulu yazı için teşekkürler.

    0
  3. Kesif hüzün kokusu sızıyor satırların arasından… Aynı hüzün yağmuruna ben de eşlik ediyorum cümlelerle birlikte… Son noktaya geldiğimde derin derin bir daha çekiyorum içime… Üzerime siniyor…

    Hüzün ormanlarında ıslanacağım bu gece…

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>