Ana Sayfa / İnceleme / RADİKAL İSLAMCI TERÖR ÖRGÜTLERİ

RADİKAL İSLAMCI TERÖR ÖRGÜTLERİ

İslam dünyasını takriben son yirmi beş yıldır kasıp kavuran ülkesiz örgütler ya da devletsiz örgütlerin büyüklüğü gerçekten şaşırtıcı.

Taliban‘ı biliyoruz, sırtında Suud desteği var. Taliban, İslam devleti kurdu ki bu İslam Devleti, radikal İslam’ın ikinci başarısı, birincisi İran İslam devriminde oluşmuştu. Ancak İran’ın köklü devlet geleneği, devletini daimi kılmayı başardı. Rusya ile birlikte nükleer çalışmalara girişti. Bugün Basra Körfezi’ne girecek her gemiyi su altından yok edecek füzelere sahip ve devrimden sonra gerçekleşen ırak savaşında zuhur eden bilim adamı eksikliğini hızla kapattı.

Humeyni‘nin Lübnan’daki bir kolu Hizbullah, eşi benzeri olmayan gaddarlıkta bir örgüttü. Öyle ki, bazı siyaset bilimcileri ve tarihçilerine göre Hassan Sabbah‘ın Haşhaşiler‘inden bile daha gaddar olduğunu söyler. Hizbullah, Lübnan’daki iç dinamikleri bozdu. Şiiler çoğaldı. İsrail saldırılarına cevap verdi, hala veriyor. Kendi içlerinde bir dönem “İsrail’i Lübnan’dan biz çıkarttık!” şeklinde bir övünçleri olmasına rağmen, bugün hala İsrail, Lübnan ile sıcak temaslar içindedir. Bir dönem partileşme çalışmalarına giderek, mutedil/ılımlı bir hava yaratmaya çalıştıysa da bunu başaramadılar.

El Cihad, Mısır’da, 1980′de Müslüman Kardeşler Örgütünü zayıf bularak sivrildi. CIA‘yi yıllardır uğraştırıyor. Kör İmam ismiyle maruf Ömer Abdurrahman‘ın dünya ticaret merkezine saldırısıyla dünya manşetlerinde onlarca yıl başköşeyi koruyor. Siyasilere suikastlar düzenledi, laikleri, Amerikan yanlılarını hiç affetmedi.

El Cihad‘dan daha sert ve tuhaf bir örgüt daha var: Tekfir. Kendileri dışında herkesi kafir ilan eden bu örgütün zalimliği başka konu.

Cezayir’de halkın desteğiyle iktidara gelip, laik bir darbeyle saf dışı kalan Cezayir İslam Hareketi(kısa adıyla FIS) iç savaş başlattı. Katliamlar, katliamlar, katliamlar. Zamanla FIS‘ı dahi zayıf bulan, Afganistan direnişinden dönen İslamcıların başlattığı Silahlı İslam Hareketi Cezayir’i tam bir kan gölüne çevirdi. FIS, İslami Silahlı Hareket’in halkı İslam’dan soğuttuğunu/korkuttuğunu görüp, yumuşama kararı aldı.

Filistin’de Hamas, bugün Ortadoğu’nun en ünlü örgütü. Filistin davasında laik, milliyetçi Filistin liderlerle iç siyaset dengeleri bozulmasın diye sürekli taviz verip sessiz kalmayı tercih etti ve sonunda kırk altı yıllık El Fetih iktidarına son vererek, yönetimi eline aldı. Hamas, Ortadoğu ülkeleri tarafından ziyadesiyle seviliyor, hatta bu örgüt ile gurur duyan ülkeler vardır. İntihar komandolarıyla bir dönem sürekli dünya gündemine geliyordu. Koskoca İsrail orduları ve MOSSAD elemanlarının Hamas ile başa çıkamıyor oluşu, sair dinci örgütleri de tetiklemiştir.

Tadat edelim/sıralayalım, Cezayir’de FIS, Mısır’da El Cihad, Filistin’de Hamas, Lübnan’da Hizbullah.

Hepsinin büyük bir güç olmasını sağlayan, inanılmaz halk desteği. Bu topraklarda doğan her çocuk kendini bu örgütlerde buluyor. Hepsinin dünya görüşü, İslam’ın ilk dönemlerindeki hayat görüşü, yani selefilik. Hepsinin ortak davası: Filistin mücadelesine omuz vermek. Sonra Afgan direnişi… Şimdilerde, kısmen de olsa, Irak ve hepsinin bir başka kavga uzayı, ülke içindeki laik ya da batılı kukla yönetimle, kafir ilan ettikleri siyasilerle savaşmak, onları öldürmek. Ortadoğu topraklarında sert İslami hareketler kesin zaferler kazan(a)madı. Son dönem Hamas’ın iktidarı ele geçirmesinin dışında hiçbir ülkede iktidar sahibi olamadılar. Ancak inançlarından ve batı düşmanlıklarından zerre geri adım atmadılar.

Bu grupların bir diğer ortak özellikleri; eğitim düzeyi yüksek yöneticilerden cem olunması. Yalnız burada bir açmaz var, hepsinin başında batılı üniversitelerden mezun olmuş insanların olmasına rağmen, her örgütün kendi devletindeki laiklerle uğraşarak beyhude zaman kaybetmesi, erimelerine/zayıflamalarına yol açmıştır.

Yeni bir diriliş beklenirken, bu bekleyişi El Kaide Örgütü kıvılcımlaştırmıştır. 11 Eylül saldırılarını üstlenen El Kaide, bütün bu radikal gruplara; “Başınızı ülkenizden dışarı kaldırın!” diye yeni bir hedef mi gösterdi? “Savaşınızı batı topraklarının içine taşıyın” mı demek istedi? “Kendimizi/halkımızı fazlasıyla ve boşuna öldürdük” mü dediler, bilinmiyor. El Kaide‘nin enternasyonal ve popüler eylemleri Ortadoğu coğrafyasından büyük sevinçle karşılandı. Afganistan’da yakalanan binlerce el kaide militanının sorgulanma aşamasında Amerika, El Kaide’nin yok edilemeyecek kadar büyük bir örgüt olduğunu anladı. Çünkü yukarıda adını verdiğim sert örgütler aynı zamanda potansiyel El Kaideli. Hal böyle olunca, CIA; “radikal İslam yön mü değiştiriyor, eskiden ne güzel kendi ülkelerinde birbirlerini boğazlıyorlardı, şimdi tüm dünyada sahne alıyorlar” şeklinde düşünmeye başladı. Çünkü tadat ettiğimiz tüm örgütler asla kimyasal/biyolojik silah kullanmadı.

Ortadoğu’da üç defa kimyasal silah kullanıldı. İlki İran-Irak Savaşı‘nda, ikincisi Irak’ın Halepçe Katliamı‘nda ve son olarak da Hafız Esad tarafından Hama‘da atılan bombalar. 1991 körfez Savaşı’nda Amerika Bağdat’ta seyreltilmiş uranyum kullandı, bugün dahi çocuklar sakat doğuyor. Bu dönemde de dört tane kimyasal bomba kullanıldı. İkisini Saddam, birini Esad, birini de Amerika kullandı. Bu dört bombanın da bu terör örgütleri ile alakası/rabıtası yok. Oysa ki Hizbullah isterse bu bombayı İran’dan pekala alabilir ya da El Cihad. Kimyasal bombaları önce ve ilk defa El Kaide, 11 Eylül’den sonra kullandı. Hatırlayalım o dönem şarbonlu mektuplar, dünya siyasetini derinden etkilemişti. Bu inanılmaz kararlı, keskin ve milyonlarca üyesi olan örgütler, kimyasal/biyolojik silah kullanmaya başlarsa, işte dünya devletleri, sınırları, antlaşmaları, güvenlik sınırlarını kısacası her şeyi yeniden tart(ış)mak zorunda ve yeniden bir yapılanmaya girilmek zorunda. Amerika’nın ve dünyanın esas korkusu bu noktada başlıyor.

Batılılara göre teröristlerin, yani potansiyel olarak milyonlarca üyesi olan bu örgütlerin, bu kimyasal-biyolojik bombaları ele geçirmesi, bütün hesapların gözden geçirilmesi anlamına gelmektedir.

1 yorum

  1. İslam dini her türlü terörü ve terör örgütünü reddeder.Bu terör örgütlerinin İslamla yakından ve uzaktan bir ilgisi yoktur. Finansmanlarını batı ve ABD sağlamaktadır. Özellikle İsrail ve Mossad ile yakın bağlantıları olup, amaçları İslam ülkelerini kaos ve kargaşa içerisine sokup, gelişmelerini engellemek, zengin yeraltı kaynaklarını paylaşmaktır.İnsanları korkutarak sindirmek İslam dininin kabul edemeyeceği şeylerdir.

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>