Ana Sayfa / Edebiyat / Anı / Seni Unuttum Sanıp Gücenme…

Seni Unuttum Sanıp Gücenme…

– Uyu artık oğlum, kapat gözlerini!
– Ama babaanne uykum yok ki…
– Ooouuuuuuuuuuvvv …
– Bak canavarın sesi duyuldu, gözlerini kapatmazsan ocağın içinden çıkar gelir yer bizi. Uyu gari oğlum…
– O dedemin sesi…

Uyumayınca dedem canavar efekti yapardı. Bilmeme rağmen yine de korkarak, gözlerimi sıkıca yumardım hemencecik. Hayalimde acayip görünüşlü canavarlar canlanırdı. Babaanneme iyice sarılır, nasıl uyuduğumu bilmezdim. Dedem, odanın bir köşesinde yer döşeğinde, babaannemle ikimiz, geniş divanda yatardık. Sac sobalar henüz evlere girmezden evvel yapılmış olan evimizin her odasında şömine benzeri ocaklar vardı. Sonradan soba (biz zoba derdik) kullanılmaya başlanınca, ocaklar işlevini yitirmiş, bir örtü ile kapatılmıştı. Yattığımız odada gündüzleri bile açmaya cesaret edemezdim içinden canavar gelecek sandığım ocağın örtüsünü…

Parfüm niyetine koynuna sakladığın güllerin kokusuna, avlunun ortasında kazanda su kaynatıp küllü suyla yıkadığın pamuk gibi saçlarına hasret kaldığım, koruk ekşili semizotu salatasını özlediğim babaannem, seni unuttum sanıp gücenme.

Yufka ekmek yapıp sonrasında ocaktaki küle benim için gömdüğün ayvaları, patatesleri… Sabah ezanında uyanıp pişirdiğin tarhana çorbasının, ellerinle kıydığın erişteden yaptığın içine sapsarı renkli tereyağı kattığın makarnanın lezzetini bulamıyorum hiçbir yemekte. Tarladan gelip “Ekmeğin kuru olacağına, ayranın duru olsun” diyerek hemencecik eziverdiğin yoğurdun içine gevrek yufkayı ovcaladığın günler aklımdan çıkmadı hiç.

Tabak büyüklüğünde domatesleri ellerimizle bölerek yediğimizi, dedemin sahici tiyatrocular gibi rol yaparak “Saman gibiymiş bu biber!” diye sofraya atıverdiği, sonra da ikimiz tatlı sanıp yiyince acısından su içerken “Ekmek ye oğlum suyla geçmez.” deyişini unutmadım.

Evimizin sahanlığındaki koca küpten gizlice pekmez doldurup yerken yakalayınca, “Dökme oğlum etrafa” derdin. Bayram gelmeden aldığın şekerleri iki ayrı yere sakladığını bilirdim, ikisini de bulur sadece birinden yerdim de azaldığını görünce hiç kızmazdın.

 “Öğretmenimiz televizyon izleyin dedi.” diyerek, o küçük yaşımda aşık olduğum Emel Sayın’ın filmlerini izlemek için kandırıp komşulara televizyon izlemeye az sürüklemedim elinden tutup.

“Yavrımmmm koşturma beni bu yaşımda, naha gözün kör olmayasıca!”  diye bağırarak peşimden koşarken yorulurdun ve sonunda tatlılıkla ikna ederdin banyo için. Halis yeşil sabunla acıta acıta yıkayıp, en son semaverin dibindeki suyu dökerken “Sağlık şenlik suları oluvesin gari” diyerek banyonun bittiği sevincini yaşatırdın her seferinde.

Yaramazlık yaptığımda dedemin bastonunun önüne gerilerek beni kurtardığın günleri, domates salçası yapıp, şehre inip satarak, dedemden gizli verdiğin harçlıkları nasıl unutabilirim…

 “Erkek kısmı eşeğinden, garı kısmı döşeğinden belli olur”, diyerek her sene hallaca pamukları attırıp kaba döşeklerde oturturdun bizleri.

“Huuuuu Hatça Nine!” diye seslenerek sana danışmak için evimize gelen komşu kadınlara bilgeliğinle yol gösterdiğini unutmadım.

“Yedi sene kapısında kul olup, yetmiş lira biriktirdim de öyle aldım babaanneni. Kolay değildir sevmek. Oğlum Üsen (Hüseyin) öğren bunları, ilerde anlarsın…” dediğinde dedem, ak yüzün nasıl da kızarırdı.

Siyatiğinin geçmesi için bileğine bakır bir bilezik takardın. Buzdolabı, çamaşır makinesi nedir bilmeden, avludaki çeşmeden ibriklerle su getirmekle geçip gitti ömrün.  Kıymetli kalaylı tencerelerin hatıra niyetine paylaşıldı halalarım tarafından.

“İbramım oğlum, neden bırakıp gittin bizi” diye ağıt yakıp, gizli gizli ağlarken yakaladığım, ana kokusunu sende bildiğim babaanneciğim, seni unuttum sanıp gücenme…

Hiç unutmadı oğlunun mirası seni…

11 yorum

  1. Duygulandım, vefa bu olsa gerek…Sevgi ve muhabbetle…

    0
    • Duygulanmamak elde değil. Simaları gözümün önüne gelir. Çok emeği vardır üzerimde…

      0
      • sabah sabah ağlattın ya kardeş …kendi çocukluğumun hikayesini yazdım bian …annanemin gözlemeleri geldi aklıma …ve daha pek çok şey…

        0
  2. Ne tuhaf; yaşamak özlemsiz, özlemekte sevgisiz olmuyor işte… Düşündüm de ne çok bezerlikleri var büyük annelerimizin büyük babalarımızın. Ne çok anılar canlandı gözümde, ağlasam mı gülümsesem mi bilemediğim…

    0
  3. Ayşe kardeşim, yorumunla sitemize hoş geldin. Bu tür anılarda farklı bir hüzün oluyor ister istemez. Hep gülmek dileğiyle…

    0
  4. Tebrik ederim kardeşim bir anda çocukluğumun geçtiği günlere götürdün beni teşekkür ederim.

    0
  5. Offffffffff başka söze hacet yok

    0
  6. Ne güzel anılar bunlar… Ne güzel anlatmışsınız… İyi ki paylaşmışsınız…

    Yüreğinize, emeğinize sağlık…

    0
  7. “Parfüm niyetine koynuna sakladığın güllerin kokusuna, avlunun ortasında kazanda su kaynatıp küllü suyla yıkadığın pamuk gibi saçlarına hasret kaldığım, koruk ekşili semizotu salatasını özlediğim babaannem, seni unuttum sanıp gücenme.” ne güzel duygular bunlar. Bu güzel duyguları yazıya döken kaleminize sağlık.

    0
  8. Hüseyin beyefendi, hıçkırıklarıma engel olamadım derinden hissettim ve sizi gördüm… Kaleminiz dert görmesin :(

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>