Ana Sayfa / Bakış Açısı / Sevgi Sahrâsındaki Mayınlı Arazi
Sevgi Sahrasındaki Mayınlı Arazi

Sevgi Sahrâsındaki Mayınlı Arazi

İnsan yapı itibariyle bütün kainatın ayrı ayrı her kademesine yetip artacak bir muhabbet kabiliyeti, bünyesinde mahfuzdur (gizlidir). Hatta bunu kullanma isteği, yani sevme ihtiyacı yemek içmek gibi bir zaruretten çok da farklı değildir. Hele ki insanın ferdi olarak hayatını idame ettirememesi, toplu halde hayat sürdürmeye ihtiyaç duyması, muhabbet duyma sevme hissiyatını kullanmasına resmen cebreder, zorlar.

İnsanın hal ve vaziyeti bu iken, hayat-ı ictimaiyyenin hali de malumdur. Artık asrımız Avrupa seyyahlarının Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye tebasına dair kaleme aldıkları eserlerden çok uzakta. Bu eserlerde insanımızın nezaketini dürüstlüklerini öyle bir tasvir ediyor ki akıl ve hayal idrakinden aciz kalıyor. Artık asrımız Anadolu insanı Bâki, Şeyh Gâlip, Nedim ,Tahir’ül Mevlevinin beyitlerindeki duygu ve düşünce inceliğinden mahrum bir hal üzereler.

Acaba bu bi-çare insanlar nasıl bir yol izlesinler de ahlakî bûhranın tuğyan olduğu asrımızda, hem muhabbeti rencide olmasın hem de dostlar ve akâribini (akrabasını) sevsin? Sualinizi duyar gibiyim. Muhabbet ve sevmeden alınan yara fevkalade tahripkârdır, yakıcıdır. Sadece dil ile değil her zerratımız çare-i necat diye feryad-ü figan eder.

Bu derde çare olarak benim acizâne kalbime hutûr eden mana, ilk olarak sevmek hissinin neden rencide olduğuna dairdir. İnsan muhabbetin sınırını belirlemez haşa ilahi kudrete olan sevgiyi aşmış ise mutlaka sevdiği dostunun eliyle yaratıcının tokadını yiyecekir. Evet insan kırılgan ve alıngandır, özellikle sevdiği insana karşı daha da hassas bir hal alır. Eğer dostuna kırılmışsan bil ki muhabbet ve sevmede ayarı kaçırmışsın. O yüzden dostuna bir hata payı bırak ki rahat edesin. Nihayetinde beşerdir şaşar, hangimiz mükemmeliz.

Bir diğeri ise -kusura bakmayınız yazı çok uzadı ama- bunu da eklemeden edemedim. İlahi kudrette bulunan ilim ve hikmetindeki genişliğe dikkatle bakarsan, göreceksin ki hepimizden bir tane var, sizin aynınızdan bir ikinci yok. Dolayısıyla ne kadar da en sevdiğim en anlaştığım dostum deseniz de mutlaka şu huyları olmasa daha iyi olurdu diyeceksiniz. Hiç kimse size tam manasıyla küfüv, denk değil. Biz, bize denk olan fanileri ararken eğer muhabbette ayarı kaçırırsak tokat yiye yiye sonunda baki olanı aramaya yöneleceğiz. İlahi kudretin hangi konuda olursa olsun kendinin bulunması ve ona yönelinmesi için sinyal ve işaret fişeği gibi olaylar perdesi arkasından ”Fanilerin peşinde koşup kırılmaktan bıkmadın mı? Ne diye sana verdiğim sevgi kabiliyetini yanlış kullanıyorsun?” diyerek bir sille-i tedipte bulunur. Cenab-ı hakkın böyle icraatları dikkat edilirse hissedilebilir.

Bu iki meseleyi kendi iç aleminde hallettikten sonra, değil dostane sevmekler en zifiri aşklar derya olup üstüne gelse korkma, topuğun dahi ıslanmayacak.

Mihraki

(26 cemaziyelahir 1435 / cumartesi)

18 yorum

  1. Kim bilmiş, kim kullanmış ki sevgiyi layıkı ile Mihraki? Ya arkadaş küs yola, ya sevgili sevdasına ! Bencillik diz boyu , yerlerde. Kimsenin hiçbir şeyi ne kendi için de ne de başkaları için bu alemde düzeltmeye niyeti yok. Yol kadar dostluklar, yol bitince onlarda pek kalmıyor yenilerde… An gelmiş kalem bile küser olmuş kağıda..

    Hep bir memnuniyetsizlik hali , hep bir serzeniş, kusur bulma… Yaşayıp gidiyoruz işte öyle ya da böyle :))

    Sevmek hissini rencide eden sevgisizlik değil mi? Anlayamamazlık, aymazlık, vurdum duymazlık diye gidiyor işte…

    Sualinize cevap olamadım ama teşekkürler yine de , emeğinize sağlık zira pek bir düşündürdü yazınız…

    0
  2. Size katılmamak mmkn değil …. Fakat dost herkese denilmiyor :) işte o mertebeye ulaşabilmiş biri eğer denk gelir ise veyahutta o mertebeye erişebilemeye namzet aday biri olursa onlra uygulanabileck hükmlerdir bnlar :) veya yaşamaya mecbur oluğun kişileri de dahil edebilrz :) bilmyorm ben cvp oldm mu :) ………………. rica ederm efendm :)

    0
    • Herkese dost denilseydi düşmanlıktan eser kalmazdı Mihraki … Haset,kıskançlık, garez gibi duygularda barınamazdı o zaman . O namzet’in adaylıktan çıkıp bize ulaşması için çok fazla yol kat etmesi gerekiyor sanırım. Güvelerin yemiş olduğu bir güven yeleğimiz var. Yaşamaya mecbur olduğum kişiler ise sadece ailemdir. Onlar da beni tanır zaten ancak mecbur olduğum kişiler bununla sınırlı kalmıyor tabi ki ! Mevlam zalimin zulmünden saklasın bizi :))

      0
  3. Erdem Bey, üzülerek yeterli bilgim olmadığından yazınızı tam hakkıyla okuyabildiğimi sanmıyorum. Ancak diyebileceğim hayatta sevgi esastır. Bunu bilir, bunu söylerim. Beklentisiz, olduğu gibi sevmek kolay yapılan bir şey olmamasına rağmen varılması gereken nokta budur. Sevgi her türlü kırgınlığın ilacıdır. Dediğiniz gibi herkes tektir. Aynı olmaktansa farklı olmak hayat paletimizdeki renkleri artırır bana göre. Sevgi ve saygı çerçevesinde bu renkleri hayatımıza katmak zenginliktir.

    Dost kelimesi aslında çok derin anlamlar kapsar. Buna anlamlara vakıf olmak için nice dağlar aşılıp, nice derelerden geçmek gerekir. Sadece iki çift laf edilen herkes dost mertebesine ulaşamaz. Ben herkese dostlukla yaklaşırım en baştan, sonra zaman bana gösterir o kişinin o mertebeyi hak edip etmediğini. Korku ve güvensizlikle başlanan her dostluğun en baştan yara aldığına inanırım.

    Mürekkebiniz hiç kurumasın Erdem Bey…

    0
  4. siz yazıda korku ve güvenszlik mi anladınz .. :)

    0
    • Hayır öyle anlamadım… Sadece kendi tecrübemle korkusuzca karşıdakine güvenle açılmadıkça yürekler, gerçek dostluğun olamayacağını söylemek istemiştim…

      0
  5. Öncelikle yazıyı ve fikirleri beğendim…Hayat bir denge olduğundan ve bütün duygular eylem şeklinde paylaşıldığından ipin ucunu iki türlü de kaçırmamak lazım, evet tokat gibi patlayabilir. Zaten sürekli sınav halinde değil miyiz :) birini bitirip diğerine başlıyoruz. Deneyim bir nevi, eksikliklerimizi deneyimliyoruz. Sevmek paylaşmayı doğuran bir eylemdir ama her şey gibi çift taraflıdır, paylaşmak iki taraflı olduğunda güzeldir, yoksa kendin çalar kendin oynarsın…

    0
  6. Yazınızdan önce yorumları okudum nedense –sık yaptığım bir şey değildir aslında- Yorumlardan sonra yazıdan beklentim gerçek dost bulmanın zorluğuna değinilmiş olmasıydı ama öyle değilmiş:)
    Girişi de sayarsak ilk üç paragrafta benim algıladığım sadece “insan sevgisi” idi. Ama adam gibi sevmek. Sevgi, saygı ve değer vermeyi birleştirirsek dünya dost olur gibi bir mesaj algıladım ya da işime öyle geldi:) Birkaç yıl önce bir iftar vakti, balkonda sofra hazır vaziyette ezan bekliyoruz. Etraftaki neredeyse tüm komşular da aynı şekilde balkonlarda kurulmuş masalardalar. Yoldan gelen bir gürültüyle herkes aynı yöne döndü. Bir askeri araçla bir sivil araç kaza yapmıştı. Ağır bir şey değildi şükür ama hasar vardı epey. Her kazada olduğu gibi yolcular indi, telefonlar edildi, beklenmeye başlandı. Ahali balkonlarda. 5 dakika kadar sonra top atıldı, ezan okundu ve insanlar–ne için tuttuklarını bildikleri tartışılır- oruçlarını açmaya kurulu masalarına geçtiler. İçim acıdı. Aşağıda vatani hizmetini yapan 2 gencecik askerimiz ve bir yaşlı bey vardı ve büyük ihtimalle niyetlilerdi. Paket yapılabilecek bir şeyler hazırlayıp su vs ile eşime verdim aşağı indir diye, sözlü değil ama gözleriyle bir baktı kısacık bir an “nereden çıktı” der gibi, sonra indi sessizce… Apartmanda ya da yolda çalışan işçilere çay gönderdiğimde “Anadolulu musun abla?” sorusunu da saçma bulmuştum. Ülkemiz 7 bölgeye ayrılmış olabilir ama bu coğrafi bir düzenlemedir sadece; kültürümüz tek ve “Anadolu kültürü”dür kanımca ve öyle kalsın diliyorum.
    Bireysel dostluklarda ise beni etkileyen “Dostuna hata payı bırakmak” fikri idi. Ben buna hata payı bile demiyorum artık. Eğer birini “doğru” ve “dürüst” bulmuş, sevilmeye layık olanlar listesine almışsam, artık tolerans katsayısı çok yüksektir. Yapılan her –yanlış değil- farklı/beklenmeyen davranışın çooookkk eskilerden de geliyor olabilecek bir sebebi vardır ve önemli değildir. Bu yaklaşımın hem çevremi hem gönlümü zenginleştirdiğini gördüm. Günay Hanım’ın “Maskeli İnsanlar” yazısına yaptığım yorumda da azıcık değinmiş ancak uzatmamıştım. En sorunlu insanların en kötü denilebilecek davranışlarının bile altında yine kendi kırgınlıkları, yalnızlıkları vs yatıyor. Olaya böyle bakıldığında ise kızgınlıklar çok azalıp ilişkiler düzelebiliyor.
    Yahu Mihraki n’aptım ben, yine çenemi düşürdünüz:) Güzeldi, çok güzel…
    Kaleminize sağlık, sevgiyle…

    0
  7. Evet yorumlar biraz doğru dost edinmeye kaydı fakat mesele dost edinme değil, edinilen dostluklarda sevgi sınırını muhafaza etmekti ki, edinilen dostluk bağına zarar gelmesin. Hepsi bu idi :) simsiyah :)

    0
    • İlk yorumumda dostlukların kolay edinilmediğinden ya da elimizde tutamadığımızdan hep bir serzeniş durumunda bulunduğumuzdan veryansın etmiştim aslında Mihraki, hepsi bu idi ama tam olarak anlaşılmamış sanırım.

      Sevgiyle :)

      0
  8. Bana göre sevgide sınır olmaz ya seversiniz ya da sevmezsiniz… Kalbe hüküm mğ geçer ki sınır koyabilelim derim ben…

    0
  9. sevgiye sınır koymada şu şeklde, yazıda da ifade edldiği gibi… muhatabına hasbel kader hata yapabilr toleransı verilmesi suretiyle hata payı vermedir …… :)

    0
  10. evet barındırmalı…….. fakat her zaman barındırmıyor :)

    0
  11. :) bahsedilir ….. çünkü muhabbet edinilen kişide kötü özellk görmek istemez ….. kötü özellk dostluğa leke gibi düşünür… bu aşıkane sevmeklerde daha da belirgindir :) ….. tolerans tanımaksınz mutlak bir muhabbetle bağlanır :) … bu kişiyi hassaslaştırır …..sonra bir hatayı kaldıramaz…… müthiş bir duygu helecanına hürsana uğrar :)

    0
  12. Sevgili mihraki , elli yaşımın getirdiği tecrübe ve sevgi anlayışımın sizinkiyle örtüşmediği anlaşılıyor… Ben bu yaşımda artık insanları hataları ve sevapları ile kabullenmeyi ve sevmeyi öğrendim. Diğer türlüsünün eninde sonunda yok olduğunu gördüm.

    Kimsenin mükemmel olmadığını gerçeğini kabul edemediğimiz ve herkesi kendi geçmişi, hayata bakışı ve yaşamdaki duruşu ile kabul edemediğimiz sürece hiç bir dostluk, aşk hatta evlilik uzun süreli olmayacaktır.

    Gerçek sevgide, aşkta karşındakini olduğu gibi kabul esastır. Bu olmadığı sürece en ufak hatada yok olmaya mahkumdur.

    Tabii ki bu benim düşüncem ve hayat düsturum… Herkesin ki kendine göredir. Benim yaşam yolculuğum beni bu noktaya getirdi, sizinki de dediğiniz noktaya demek ki :)

    0
  13. ben aslında farklı şeyler söylediğimizi düşnmüyorm :) neresini anlamadığınızıda tam manasıyla anlamış değilm…………her yazdklarmda mutlak yaşadıklarmdan birşeyler vardr fakat lebalep ben değil :) şahid olduklarım var :) ……….

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>