Ana Sayfa / Tartışma / Siyasal Ahlak Zemini
siyasal-ahlak-zemini

Siyasal Ahlak Zemini

Siyasetin babası olarak bilinen Eflatun(Platon) ve bir diğeri Aristo siyaseti şöyle tanımlar:” Devlet görüşlerini belirleme ve yürütme sanatıyla ilgili görüş bildirme anlayışı”. Ama siyaset akımının, her geçen gün yeni tanımlar kazanıp farklı rollere girdiğini görebiliyoruz.

Siyasetin “olması gereken” kavramı içinde çalışmasını yürütebilmesi gerekirken günümüzde “bireysel özgürlüğün sınırları ne olmalıdır?” veya “devlete neden itaat etmeliyim?” gibi normatif anlayışa gelinmiştir. İdeolojinin bastırma eğilimi tüm etik veya ahlak kurallarını gölgede bırakmıştır. Muhafazakarlık, liberalizm, komünizm, anarşizm ve faşizm gibi siyaset kuramları ideolojilerin doğmasına kaynak oluşturur.

Siyaset yapılırken evrensel hakları göz ardı etmek antidemokratik kanalların açılmasına neden olmaktadır. Ama bu kanalların hiçbir zaman kalıcı olmayacağı ve bir gün mutlaka yıkılacağı bilinmelidir. Örneğin; Küba’nın komünizmi devlet tekeline yerleştirirken, halka açık yerlerde dini törenlerin yapılmasını yasaklayıcı gibi antidemokratik adımlar atarken bugünlerde ise bu yasaklamayı ortadan kaldırıyor. Siyasetin verdiği meşru haklar hiçbir zaman evrensel hukuk kurallarının çiğneneceği anlamına gelmez.

Türkiye siyaset tarihine baktığımızda; tek partili dönemden tutun da darbe, siyasi parti kapatma, muhtıra vs. gibi siyasi iradeye engel hareketleri görürüz. Bu da statükonun, 80 yıldır ayakta kalmasına neden olmuştur. Türkiye siyaset tarihinde iktidara gelen her parti statükoya can bağıyla sarılmakta ve kendi varlığını bu şekilde koruma altına aldığını düşünmektedir.

Ortak çıkar etrafında toplanmış siyasi partilerin otoriter bir yapıya dönüşmesi, farklı görüşlerin ortaya atılmaması siyaseti bir araç yerine koymuştur. Şimdi de Türkiye siyasetinde gördüğümüz şey budur. Partilerin sadece MYK(Merkez Yönetim Kurulu) üyelerinin beyin fırtınası yaptığı, diğer parti vekillerinin dışlanması parti içerisinde ortak paydanın oluşmasını engellemektedir. Her vekilin bir kitleyi (bölge, bölüm) temsil ettiğini düşündüğümüzde, o vekilin partide karar alma-verme yetkisine sahip olduğunu düşünmeliyiz.

Siyasi parti genel başkanın bütün yetkiyi kendinde görerek diğer üyelerine kulağı kapalı olması siyasetin ne denli diktatörlüğe dönüşmek istendiğini anlayabiliyoruz.

Toplum beklentileri göz önüne alınıp, siyaset-toplum çatışması yaratamayacak şekilde atılacak adımlar uygun yaşam olanağını sağlar.

2 yorum

  1. Sitemize hoş geldiniz.

    Anlatımı, ifade şekli oldukça seviyeli ve kişiye yönelik suçlamalarda bulunmadan yapılmış, fikir bazında tartışılabilecek bu yazınız için kutlarım. Hangi görüş ya da eleştiri olursa olsun, doğru üslup ile anlatılınca; doğru zemin yakalanmış oluyor. Dalaşma şeklinde ve birbirlerinin görüşlerini, kişiliklerini ezmek ister şekilde kavgalı gürültülü televizyon programlarını izlerken gerilmemek mümkün değil.

    Toplumumuza sanatsal duyarlılık, bilimsel tutum, eşitlikçi yaklaşım, farklı fikirlere saygı ve tahammül dilerim.

    Kaleminize sağlık…

    0
  2. Hoşbulduk. Temenniniz için teşekkür ediyorum.

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>