Ana Sayfa / Edebiyat / Sorgulanmamış Gerçekler
Sorgulanmamış Gerçekler

Sorgulanmamış Gerçekler

Elif babaannesinin, balkonun altında ahırın kapısının pervazında çakılı duran iri kalın çiviye bir ucunu, diğer ucunu da balkonun bahçeye uzanan tahta direğe bağladığı kalın sicimden yaptığı salıncakta bacaklarını kesen ipin acısına aldırmadan sallanıyordu.  Gözleri dalgın ve boş bakıyordu. Beynindeki yoğun düşünceler, küçücük bedeninde ağırlık yapıyordu. Babasına olan kini de damla damla yüreğini acıtıyordu. Hayatın üzerlerine indirdiği ağır sille, etrafını kapkara bir sis mantosuyla karartmıştı. Bu karanlıktan kurtulmak için var gücüyle ipi tutmuş geriye doğru sallandığında ümitsizliğin pençesine düşmüş bir güvercin gibi ürkek ve korkak, ileriye doğru sallandıkça küçük bir umut ışığı beliriyor düşüncelerinde. Umutlanıyor kendini avını yakalamış bir kartal gibi güçlü hissediyordu. Bir müddet salıncakta gitti geldi. Arkasına dolanan bir gölge ipi yakalamış bırakmıyordu. Hızla salıncaktan atladı.  Babası ile göz göze geldi. Durdu sessiz ve tepkisizdi. Zira bakışları ile verdi mesajını.  Bazen insan susarak, çok fazla sözle anlatmak istediğinden fazlasını anlatır.

Hasan Elif’e doğru bir adım attı gülümsedi,

- Kızım  ben geldim seni çok özledim neden gelmedin yanıma? Dedi. Niyeti şaka ile karışık sitem etmekti.

Lakin Elif babasının sözünü bitirmesini beklemedi, onun yaklaşmasına bile izin vermedi.  Yanından,  ipinden boşalmış küheylan gibi  hızla koşarak eve çıktı. Hasan olduğu yerde donakaldı. O an  şaşkınlığın ve pişmanlığın soğuk nefesini iliklerine kadar hissetti… Yere çakılmış gibi kımıldayamıyordu. Nefesi kesilmiş, yüzü kızarmış ve kalbi hızlı hızlı atıyordu. Yüreğindeki boşluk ve onu huzursuz eden yalnızlık hissi öylesine rahatsız ediyordu ki; kendisi ile hesaplaşmanın  vicdan muhasebesinin içinde kıvranıp duruyordu. Zihninde sorular, sorular, sorular nedenli niçinli sorular… Cevabı verilemeyen sorular sarmıştı. Soru ve cevaplar, doğru ve yanlışlar Arapsaçı gibi bir birine girmiş vaziyette içinden çıkılmaz bir hal almıştı. Çoğu, ön yargı ile beslenen, gerçeklerden uzaklaşılan doğru sanılan yanlışlar çember içine almıştı tüm düşüncelerini.

İnsan hayatı ile ilgi karar alırken,  en önemli etkenin kendisi olduğu yanılgısı içine düşüyor. Vicdanının sesini dinlemeli değil mi?  Oysa bilmeli ki; hayatın idamesi kişiye kendinden başkalarının da olacağı gerçeğini yüzüne bir tokat gibi çarpmakta. Zira, alacağı kararların  etkileşim halinde oldukları üzerinde nasıl bir etki yapacağını da hesaplamalı değil miydi?

Hasan ayrılma kararını tek başına aldı ve uyguladı.  Gelişmelerin bu yönde olacağını hesaplayamadı. Her şeyin kolay olacağını düşünüyordu.

Kendisi ile iç hesaplaşma devam ediyordu. Ön yargılardan kurtulmak için her şeyi sıfırdan değerlendirmeli idi. En başa döndü;

- Biz bu hale nasıl geldik ile başladı sorgulamaya… Düşündü taşında kendini tekrardan bir karmaşanın için de buldu.  Cevabı veremedi. O da biliyordu ki suç tek taraflı değildir. Kabul etmek istemese de kendisi de suçlu idi.

Pişmanlık ve suçluluk duygusu Elif’in tepkisi ile ortaya çıktı. Bu his öyle güçlü idi ki, tüm bedenini esir almıştı. Lakin suçu kabullenmek çok kolay değil. “Suçu allayıp pullamışlar gelin etmişler de alan olmamış.” Öyle ya, insan hatasını kabul edebilse, kendine itiraf edebilse keşke!  O zaman birçok sorunun da üstesinden gelebilecek. Ama nerdee?

Hanife MERT

13 yorum

  1. Ayrılık ve çocuğun içindeki depremler. Ayrılmak tek kişinin karar vereceği bir eylem değildir. Duyguları çok iyi yansıtmışsınız. Kaleminize sağlık …

    0
    • Ayrılık tüm aile bireylerini derinden sarsan istenmeyen bir durum. O ruh halinin etkisi olacak ki, tarafların sağlıklı düşünmesini engelleyen… Bir zamanlar uğruna çok şeyini feda eden, dünyada kimseyle olmayacak kadar yakın olan bu insanlar en azılı düşman haline gelebiliyor. Oysa sağlıklı düşünebilse kendini sorgulamasını bu ayrılıkta benim rolüm neydi? sorusunu sorabilse ve karşılıklı konuşulabilse belkide her şey daha farklı olacak. Neredeyse her gün tanık olduğumuz kadın cinayetleri yaşanmayacak… Toplumumuzun erkek erkil toplumlara yakın bir konuma sahip olaması sebebiyle, ayrılan erken kadının üzerinde ki hakimiyetini kaybetmek istemiyor. Ayrılsa bile kadına özgür olma hakkını tanımıyor. Öldürülen kadınlar genel olarak hep eski eşler, eski sevgililer tarafından öldürülüyor olmasının sebebi bu olsa gerek..
      Kusura bakmayın Ay ışığı yorumunuza cevabımı yanlış yere yazmışım…Yorum için tekrar teşekkür ediyorum.
      Sevgiyle kalın.

      0
  2. Sanırım bu yazı da romanınızdan bir bölüm.

    Yazıda roman havası hemen seziliyor. Daha önce göndermiş olduğunuz yazıyla da birleştirince, romanınızın anne-babası ayrılmış ve babası yeniden evlenmiş bir kızın hikayesi olduğunu anlıyorum. Hem boşanmış, anne ve babası yeniden evlenmiş bir ailenin kızı, hem de kendim boşanmış bir anne olarak ilgiyle okuyorum yazılarınızı. Bildiğim bir dünya ve acı, izleri bu günlere kadar süren…

    Teknik olarak bir kaç şey söylemek istiyorum, kusuruma bakmazsanız.

    Yazı da sıklıkla “lakin” ve ” zira” kelimelerini kullanmışsınız, bunları alternatifleri ile değiştirirseniz tekrardan kaçınmış olursunuz.

    “Zira bakışları ile verdi mesajını.” cümlesine gerek yok bence. Arkadan gelen cümlede açıklıyorsunuz zaten.

    Arapsaçı kelimesinde A’yı neden büyük harf kullandınız?

    Bir kaç noktalama hatası gördüm ama kitabınızı yayınlamaya verdiğinizde editörünüz onları düzeltir zaten.

    Yüreğinize sağlık, mürekkebiniz hiç kurumasın Hanife Hanım.

    0
    • Yasemin Hanım, ilginize teşekkür ediyorum. Yazımın tecrübeli bir uzaman gözü ile değerlendirilmesi beni memnun ediyor. “zira” ve “lakin” kelimelerini kullanmak hoşuma gidiyor. Anlatımıma zenginlik kattığını düşünüyorum. Diğer yandan eleştirinizi dikkate alacağım. Çünkü kızım da benzer bir eleştiride bulundu. Haklısınız romanımın ana fikri annesi babası ayrılmış bir çocuğun dramı… Ayrılığın eşler ve çocuklar üzerinde ki olumsuz etkilerini anlatmaya çalışıyorum. Zira toplum olarak en fazla muzdarip olduğumuz bir konu olması sebebiyle otobiyografik tarzda yazmaya çalıştım. Kendi hayatımdan hareketle çok fazla kurguya yer verdim.
      Eleştirileriniz en güzeline, en doğrusuna ulaşmamda yardımcı olacaktır.
      Tekrar teşekkür ediyor, size de başarılar diliyorum
      Sevgiyle kalın.

      0
  3. Ayrılık tüm aile bireylerini derinden sarsan istenmeyen bir durum. O ruh halinin etkisi olacak ki, tarafların sağlıklı düşünmesini engelleyen… Bir zamanlar uğruna çok şeyini feda eden, dünyada kimseyle olmayacak kadar yakın olan bu insanlar en azılı düşman haline gelebiliyor. Oysa sağlıklı düşünebilse kendini sorgulamasını bu ayrılıkta benim rolüm neydi? sorusunu sorabilse ve karşılıklı konuşulabilse belkide her şey daha farklı olacak. Neredeyse her gün tanık olduğumuz kadın cinayetleri yaşanmayacak… Toplumumuzun erkek erkil toplumlara yakın bir konuma sahip olaması sebebiyle, ayrılan erken kadının üzerinde ki hakimiyetini kaybetmek istemiyor. Ayrılsa bile kadına özgür olma hakkını tanımıyor. Öldürülen kadınlar genel olarak hep eski eşler, eski sevgililer tarafından öldürülüyor olmasının sebebi bu olsa gerek..
    Yorum için teşekkür ediyorum.
    Sevgiyle kalın.

    0
  4. İlk paragrafta Elif’in ruh durumunu çok güzel anlatmışsınız Hanife Hanım. Lakin ailenin içinde bulunduğu olumsuz ortam ne yazık ki küçük kızın perişan olmasına neden oluyor. Ailelerin bu tür olaylara meydan vermemesi lazım. Evlenenlerin evlenmeden önce evlenmeyi seçtiği insanı çok iyi tanıması lazım. Çocuk yapıp da bu duruma getirmenin bir manası olmasa gerek. Emeğine sağlık. Saygı ve selamlarımla.

    0
  5. Düşüncelerinize kesinlikle katılıyorum Hüseyin Hocam. Evlenmeyi düşünen eşler eskiden olduğu gibi; “iki gönül bir olunca samanlık seyran olur” zihniyeti artık günümüz aile düzenini yansıtmıyor artık. Evlenme niyetinde olanlar iki defa düşünmeli.
    Teşekkür ediyorum yorum ve katkınız için.
    Saygılar.

    0
  6. “Elif babaannesinin, balkonun altında ahırın kapısının pervazında çakılı duran iri kalın çiviye bir ucunu, diğer ucunu da balkonun bahçeye uzanan tahta direğe bağladığı kalın sicimden yaptığı salıncakta bacaklarını kesen ipin acısına aldırmadan sallanıyordu.” tümcesi

    “Elif, babaannesinin evinde, bir ucunu balkon altındaki ahır kapısının pervazına çakılı çiviye, diğer ucunu da balkondan bahçeye uzanan tahta direğe bağladığı kalın iple yaptığı salıncakta” şeklinde başlasaydı daha iyi olurdu değil mi?

    0
  7. Elif anne ve babası ayrıldığı için, babaannesi, dedesi, amcası, yengesi ve kuzenleri ile birlikte yaşamaktadır. Romanın bütününde detaylı olarak verdim. Dolayısıyla salınacağı yapan “Elif’in babaannesi” Elif değil. Yazılan romandan kısa bir bölüm eklemem anlaşılması konusunda benzer yorumlara neden olabiliyor.
    İlginize teşekkür ediyorum.
    Saygılar.

    0
    • Yanıt için teşekkürler. Anlaşılırlığın kaybı, Elif’ten sonra bir virgül koymamış olmanızdan kaynaklanıyor bu durumda.
      “Elif, babaannesinin bir ucunu balkon altındaki ahır kapısının pervazına çakılı çiviye, diğer ucunu da balkondan bahçeye uzanan tahta direğe bağladığı kalın iple yaptığı salıncakta”
      Doğru tümce böyle olmalı. Özür dileyerek :)

      0
  8. Yazınız sürükleyici bir konu ile çok güzel anlatılmış. Büyük bir beğeniyle okudum. Ancak aklıma takılan bir şey var.

    “- Biz bu hale nasıl geldik ile başladı sorgulamaya… Düşündü taşındı kendini tekrardan bir karmaşanın için de buldu. Cevabı veremedi. O da biliyordu ki suç tek taraflı değildir. Kabul etmek istemese de kendisi de suçlu idi.”

    Bu bölümde konuşuyor mu yoksa sadece düşünceleri mi? Konuşma çizgisi olduğu için sanki biriyle konuşuyormuş gibi algılanıyor.

    Yazınızda benzetmeleriniz beni çok etkiledi.

    Kaleminiz hiç tükenmesin…

    0
  9. Teşekkürler sevgili Elif Bilge. Beğenin ve güzel yorumun için… O bölümde Hasan sesli düşünüyor. Hani deriz ya -Allah Allah! Biz bu hale nasıl geldik dedi ve devamında, düşünmeye başladı.
    Sevgiler sana, başarılar diliyorum. Romanımın kahramanının adaşı.:))

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>