Ana Sayfa / İroni / TEŞEKKÜRÜN ÖDEYEMEDİKLERİ

TEŞEKKÜRÜN ÖDEYEMEDİKLERİ

Abdullah’ın dükkanına uğradığımda başı önüne eğik, tezgahtaki aletle kalıba sıkıştırdığı anahtarı çoğaltmakla meşguldü, tezgahın önünde bekleyen müşterisi için. “Hayırlı işler” deyince başını kaldırdı, beni fark etti. “Ooo hocam hoş geldin” deyip tekrar başını işine çevirdi.

Bende anahtar çoğaltacaktım, hanımda unutkanlık hat safhada; anahtarları kaybediyor ya da koyduğu yerde bulamıyordu. Zaman zaman kapının kilidini değiştirmek zorunda kalıyordum. Birde tedbir bazında bir anahtarı da hanımdan habersiz bir yerlere gizliyordum. Üzerinden çok zaman geçince tedbir amaçlı yedekte tuttuğum bu anahtarı nereye koyduğumu unutuğum bile oluyordu.

Abdullah çalışırken dükkanı incelemeye başladım. Gözüm tezgahta paralığa değdi. Bunun adının “paralık” olduğunu o gün öğrendim (Alış veriş yaptıktan sonra müşterinin parayı üzerine bıraktığı ya da dükkan sahibinin para üstü bıraktığı nesne). Bunca yıllık hayatımda, günde birkaç kez gördüğüm ve kullandığım bu nesnenin adının “paralık” olduğunu, o içine monte edilmiş kare şeklindeki küçük kağıda bilgisayarla yazılmış uyarı yazısını görmeseydim belki de hiç öğrenemeyecektim.

Dükkanlarda, bürolarda, iş yerlerinde çok değişik uyarılarla karşılaşmıştım ama bu uyarıyla ve paralık içine yazılanıyla ilk kez karşılaşıyordum. Dükkan sahibine konuyu sormadım. Önce sorma fırsatım olmadı, sonra da unuttum.

Paralık içine yazılan bu uyarı uzun yıllar öncesinde iki çağrışıma götürdü.

İlki lise yıllarıma denk gelir, İnce Nuri’ye ait, rahmeti bol olsun, ince, uzun, dalyan gibi bir adamdı, adı o yüzden İnce Nuri kaldı. Yakışıklıydı, parayı severdi. Almanya’daki küçük kardeşiyle birlikte ortak bir dolmuş aldılar. Bu dolmuşla köyden ilçeye, ilçeden köye yolcu taşırlardı. Müşteri çıkarsa çarşıdan ilçenin mahallelerine de yolcu alırdı. Yörede dolmuşun adı kornasının sesinden dolayı “tırıvıri” kaldı. O yıllarda insanlarda para yok, ilçeyle köy arasında öyle yoğun bir gidiş geliş de yoktu. İlçenin pazarı olan çarşamba günleri yolcu trafiği daha yoğun olurdu, üç-beş kuruş para kazanabiliyordu. Çarşıdan mahalleye gitmek için insanlar kolay kolay araç kullanmıyorlardı, problemlerini kendi imkanlarıyla çözmeye çalışıyorlardı. Yürüyerek gidip-geliyorlardı mahalle-çarşı arasında. Zaten küçücük bir ilçe nihayetinde.

Mahmut Usta omuzuna taktığı davul ve elinde sopasıyla yanında elindeki zurnasıyla arkadaşı Neşet çarşıdan mahalleye doğru gidiyorlardı. Düğünlerde davul-zurna çalarak ekmeklerini kazandıklarından, yörede kendilerine “Usta” diye hitap edilirdi. İlçede hepsi aynı mahallede oturuyorlardı.

Mahmut Usta ve arkadaşının yolu çarşıda, Savcılı Durağı’nda İnce Nuri ile çakışır. Tam dolmuşun önünden geçerlerken “Nereye Mahmut Usta” sesine döndüklerinde, dolmuşun camından kafasını sarkıtmış İnce Nuri’yi görürler. “Eve doğru gidiyoruz ağam.” deyince ; “Gelin bırakayım” dedi İnce Nuri. Ustalar gelmek istemeseler de ısrar sonucu dolmuşa bindiler. İnce Nuri sevindi bu duruma. Bugün daha siftah yapmamıştı. Üstelik omuzunda davul elinde zurnayla ustalar büyük bir olasılıkla düğünden geliyorlardı, ceplerine üç beş kuruş para da girmiştir diye umuyordu. Durumu iyi değerlendirdiğini düşünür İnce Nuri. Dolmuşa binmeleriyle mahalleye gelmeleri bir oldu. Mahalleyle çarşı arası iki dakikalık yol. Ustalar davulunu kucağına alıp indiler dolmuştan.”Çok teşekkür ederiz Nuri Ağam” dediler ve eve doğru yönelirler. İnce Nuri şaşkınlık evresini atlatır atlatmaz “Ustalar bu araba teşekkür yakmıyor” dedi. Ustalar şaşkınlıklarını atlatınca “Valla ağam bizde para yok, iş tutamadık, sen gel sizi bırakayım dedin biz de bindik, teşekkür ederiz…” Bir yandan İnce Nuri’ye söz yetiştirirken bir yandan da evlerine doğru hızlı bir şekilde yol alırlar. İnce Nuri arkalarından dolmuşla gitse de diyaloglar bu minvaldedir. İnce Nuri sonunda korna çalarak “tırıvıri tırıvıri” çarşıya döner.

Rivayet olunur ki ustalar bir daha asla çarşıya inmediler ve İnce Nuri, çarşıda, mahallede, köyde, düğünde dernekte nerede ustaların izine denk geldiyse korna çalmıştır.

“Tırıvıri… Tırıvıri…”

İkinci çağrışım üniversite yıllarına götürür beni. Üniversitenin yemekhanesinde öğle yemeği yedikten sonra değişik bölümlerden arkadaşlarla sohbet-muhabbet bölümlerimize doğru gidiyorduk. On beş metre ileride aynı şekilde kız öğrenci grubu gidiyordu. O yıllar kız erkek arkadaşlıkları çok rahat değildi. Kızlarla erkekler arasında bir mesafe, bir utangaçlık, bir uzaktan sevdalanma muhabbeti hakimdi. Ufak bir işaret çok şeye sebep olabilir, farklı algılamalara yol açabilirdi.

Olay aynı Türk filmlerindeki gibi gelişti, sonucu hariç. Önümüzde gitmekte olan kızlar grubundan bir kız, sanki bilerek -tam da anlayamadık orasını- cüzdanını düşürdü. Grubumuzun tümü olaya şahit oldu ama hemen ileriye fırlayan Ferit oldu. Ferit uzun boylu yapılı bir çocuk. Behçet Nacar gibi bir adamdı. Koşa koşa gitti düşen cüzdanı aldı “Hanımefendi, hanımefendi cüzdanını düşürdün!”, dedi. Kız sanki çok mutlu olmamış, sanki cüzdanını grubumuz içindeki arkadaşlardan bir başkası versin diye düşürmüş gibi bir edayla, önemsemez bir havayla, dil ucuyla “Teşekkür ederim.” deyip cüzdanını alarak koşa koşa kendisinden uzaklaşan arkadaş grubuna yetişti. Ferit şaşkın, büyük bir hayal kırıklığı yaşamış halde şoktaydı. Grup olarak da Ferit’e yaklaşınca, Ferit’ın tepkisi; “Tooo ben ne yapayım teşekkürü” dediğinde grup koptu. Kahkahalar arasında “Ne bekliyordun Ferit?” sorusuna cevap verilmedi.

Abdullah’ın “Hocam buyurun, ne yapılacaktı?” sorusuyla düşüncelerimden sıyrıldım ve paralığa doğru yeniden kaydı gözüm.

Evet, el emeği, göz nuru teşekkürle ödenmez…

6 yorum

  1. Paralığı ben de ilk defa duydum. Ne güzel anılar, hikaye kıvamında olmuş. Teşekküre koptum yalnız :)))

    Kaleminize sağlık, keyifle okudum .

    0
  2. Güzel bir yazı. Severek okudum .emeğinize sağlık.

    0
  3. Tırıvıri… tırıvıri… bu ses bana da çok tanıdık geldi… Türk filmlerinden mi acaba? Yoksa, çocukluk yıllarımdan kulağıma çalınan bir ses mi bilemiyorum… Sıcacık ve yine içten bir yazı…Yüreğinize sağlık.

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>