Ana Sayfa / Edebiyat / Umut Kelebeğin Kanadında
Umut-Kelebegin-Kanadinda

Umut Kelebeğin Kanadında

Yavrularını nazikçe büyük bir yaprağa bıraktı ve son dansını yapmak üzere gözden kayboldu.

Yumurtalarından çıkan tırtıllar kendilerine biraz yiyecek ve barınacak güvenli bir ortam bulma amacıyla etrafa dağıldılar. Bizim küçük tırtıl da bir ağacın altında olan oyuğu kendine yuva yaptı. Dışarı çıkıp mis gibi havayı içine çekti. Etrafa bakıyor ve gördüklerine hayran kalıyordu. Oysaki minik gözleriyle sadece toprağı, etrafta koşuşturan böcekleri ve uzun otları görüyordu. Tüm bunlar bile onda hayranlık uyandırmıştı. Dünya hayal ettiğinden çok daha güzeldi. Sevgiyle güneşe baktı. Güneş ona göz kırptı ve gülümsedi. Çok mutluydu çünkü yaşıyordu, bu kocaman dünyada artık o da vardı. Yaşamak, ben de varım diyebilmek… Mutlu olmanın anahtarıydı ona göre. Karnı acıkmıştı. Büyükçe bir yaprak yiyerek karnını doyurdu ve yuvasına girdi. Minik bir dal parçasını ve yaprak parçasını alarak yazmaya başladı: “Merhaba sevgili günlük. Bugün ilk kez birlikteyiz. Bugün yaşamaya başladığım gün. Çok mutluyum çünkü yaşıyorum. Mutlu olmak için iyi bir sebep. Kardeşlerimi ve annemi hiç tanımadım. Acaba anneme benziyor muyumdur? Kim bilir… İyi geceler.” Günlüğünü rafa kaldırdı ve yapraktan yatağına yattı. Güneş bütün güzelliğiyle dağların ardında kayboldu.

Günler günleri kovaladı. Bu kovalamaca bir haftayı, haftalarda bir ayı oluşturdu. Zaman tırtıla iyi davranmıştı. Sağlıklı ve güzel bir tırtıldı. Çok yardımsever olduğu için diğer böcekler tarafından da çok seviliyordu. Büyüdükçe gökyüzüne daha çok merak sarıyor, kuşlara ve özelikle de kelebeklere hayranlık duyuyordu.

Güneş yeniden doğdu “Merhaba” dercesine. Tırtıl kararlıydı, bir yolunu bulup uçacaktı. Başını yukarı kaldırdı fakat rüzgar hızla eserek onu düşürdü. Hayal kırıklığına uğramıştı ancak bu kadar kolay pes etmedi, edemezdi.

Bir hafta boyunca uçmak için uğraşıp durdu. Ne yaptıysa olmadı uçmayı hiç beceremedi. Hayalleri, umutları, yaşama sevinci yıkılmıştı. Yaşamak istemedi. Evet, ölecekti. Kendine bir kefen örüp içine girdi ve göz kapakları ağırlaşıp kapandı. Onu oradan ne güneş ne rüzgar hiç kimse çıkaramadı.

Derin bir uykuya dalmış olmalıydı. Her şey siyahtı. Gözlerini açmayı denedi ancak açamayacak kadar bitkindi. Düşünmeye başladı. Bir hayal uğruna hayattan vazgeçmek mantıklı mıydı? Yaşamak kadar güzel bir şeyden bu kadar kolay vazgeçilebilir miydi? Hata yapmıştı. Hem de büyük bir hata. Buradan hemen çıkmalıydı. Gözlerini açtı. Büyük bir hızla kefenini yırtıp dışarı çıktı. Etrafına toplanmış olan böcekler onu alkışladı. O da selam verdi. Kendinde bir değişiklik hissediyordu sanki eskisinden daha hafifti. Kollarına, ellerine ve kanatlarına baktı. Bir kelebek olmuştu. Rengarenk kanatlı, güzel bir kelebek…

Uçarak güneşe selam verdi, yeni kelebeklerle tanıştı, arılarla ballı kek yedi. O sırada ileride, çayırın kenarında bir hareketlenme gördü. Arılara teşekkür edip o yöne doğru uçmaya başladı. Yakınlaştıkça dev yaratıkları daha net görebiliyordu. Onlar çayıra kamp yapmaya gelmiş üç çocuktu. Bir şeyler yiyorlar ve sohbet ediyorlardı.

İçlerinden birisi ayağa kalkıp kalem kağıdını aldı, diğerlerinden uzaklaşıp bir ağaç gövdesine sırtını dayadı ve bir şeyler çizmeye başladı. Çizdiği resme gülümsüyordu. Kelebek onun yanına geldi. Çocuk onu görmüştü.  Gülümseyip, dokunmak istedi. Kelebek önce korkup geri çekildi ancak çocuktan bir zarar gelmeyeceğini anlayınca avucuna kondu. Sanki iki yakın dostmuş gibi hemen alıştılar birbirlerine. Kelebek dans ediyor, çocuk da onu alkışlıyordu. Hava kararmaya başlamıştı. Kelebek halsizleşmeye başlamıştı. Çocuk ayağa kalktı. Kelebek son bir kez etrafında döndü ve hüzünle avuçlarına düştü.

Çocuğun yanaklarından akan bir damla gözyaşı kelebeğin kanatlarının arasına damladı. Çocuk ona küçük bir mezar hazırlarken o çoktan umutlarıyla beraber yıldızlara doğru yolculuğa başlamıştı…

20 yorum

  1. Çok ama çok güzeldi…
    İlk nefesten son nefese, başarısızlık ve imkansızlığı tattığımızda bile gücünü nereden aldığını bilmediğimiz -aslında bildiğimiz ama maalesef görmezden geldiğimiz- bir “umut” hep var di mi?…
    Kalemine sağlık, sevgiyle…

    0
    • Teşekkürler… Evet, umut hep var. Sadece içimizde olan umudu bulmak, olduğuna inanmak bizi hayata daha sıkı bağlar. Hep umutlu kalmanız dileğiyle…

      0
  2. Öyküdeki mesajın işlenişi, anlatım dili, tırtılın kozasını kefene benzetmek gibi betimlemeler oldukça güzel. Umut hepimizin ekmeği…

    Kalemine sağlık…

    0
    • Teşekkürler… Bence bir hikayeyi özgün ve yaratıcı yapan betimlemeleri ve anlatım dilidir. Ben de hikayelerimde bu iki konuya çok önem veririm.:)

      0
  3. Hikayeni zekvle okudum anlatim dili harika ve sürükleyici .. umutlarimizin bittigi an yeniden canlanir bazen hayat.. kücük yasina ragmen usta kalemlere tas cikartmissin:) tbrkler bilgecim

    0
  4. Tek kelime ile ”Süper”…Başka bir sürü kelime bulabilirdim ama en coşkulu kelime bu gibi geldi bana…Çünkü senin cümlelerin de ,betimlemelerin de ve en önemlisi hayata bakış açın bu coşkuyu hakediyor…Çok etkilendim…En kısa zamanda yepyeni bir yolculukta buluşmak dilegiyle:) teşekkürler ve tebrikler ..

    0
  5. Ellerine sağlık Elifciğim, çok duygulandım, başarılı yazılar bekliyoruz senden…

    0
  6. Karşımda başka bir çocuk olsa ona aferin sana derdim. .
    Aferinle bitirirdim bütün diyeceklerimi. Ama sen bundan çok ötesini hak ediyorsun. Sana bir tek aferin ya da bravo yetmez. .

    Zor bir yola çıkmışsın. Yazmak kolaydır. Okutmaksa çok zor.
    Baksana herkes televizyon izliyor, çay bahçelerinde bile elinde gazete olan kimsecikler yok. Bu beni hiç yıldırmadı. Çünki hep kendim için yazdım. Hiç saklamadan duygularımı, korkularımı ve heyecanımı.

    Ben de senin gibiydim. Yazardım, çizerdim, çalardım elime hangi enstrüman geçse. Sonra çıkar deli gibi koştururdum top peşinde. Top peşinde birlikte koştuklarımdan hep bir adım öndeydim nedense. Neden mi? Çünki korkularımı ve heyecanımı asla gizlemedim. Bence sır burada yatıyor.

    Sana kelebekler hakkında birkaç şey söyleyeyim mi?
    Evet, kelebeklerin ömrü çok kısa. Kozada haftalarca kalıyor, kendilerini kelebek olmaya hazırlıyorlar. Hiç de sandığımız gibi sakin bir hayat değil koza hayatı. Ama unutmamak gerek, her şey kozada başlıyor. Orada ne edindiysen kelebekken onu taşıyorsun sırtında.

    Sen sırtına bir sürü meziyetler yüklemişsin zaten. Sakın vazgeçme. Sakın pes etme. Yazıp yazmamak önemli değil. Gün gelir canın yazmak bile istemeyebilir. Ama duygularından asla uzaklaşma. Eğer yazarsan, yazmak istersen büyük bir iştahla her kelimeni okuyacağım. .
    Sevgiler başarılar sevgili Elif. .

    0
    • Teşekkürler… (biliyorum bu yorum için yetersiz kalır) Aslında insan kendim için yazıyorum diyerek başlamalı yazmaya. Çünkü yazmak; öğrendiklerini, umduklarını, hayallerini vb. anlatmaktır bence. Evet, okutmak zor. Ancak yazdıklarını okutabildikçe başarıya ulaşmış olunuyor.
      Kozada iken ne umduysak kelebek olunca o kanatları taşıyoruz aslında.

      0
  7. Bilge her yazın birbirinden güzel ve okunası.Bazı yazılar vardır tasvirlerle doludur okurken sıkar boğar seni. Ama senin yazıların bol tasvirli olmasına rağmen çok akıcı. Sürüklüyor insanı bakmışsın yazının sonu gelivermiş. Aslında söylenecek her şey söylenmiş. Bizler anne ve babalar gurur duyarız çocuklarımızla. Ne mutlu sana, ne mutlu ailene. Bir tek çocuklarımızın bahtını yapamayız. Umarım bahtında yolunda yazıların kadar çok çok çoookkkk güzel olur. Sevgiyle umutla kal:)

    0
  8. elif bilge yüreğine sağlık …büyük bir keyifle okudum …

    0
  9. Elif Bilge kalemin daim olsun. Çok güzel bir öykü – yazı okudum. Başarılar diliyorum.

    0
  10. Gayet güzel :) sanki hadiseler hemen önümde cereyan ettiler :)

    0
  11. Tek kelımeyle HARIKA …Duyguların dam olsun.Yuregıne saglık Elıf cıgım…

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>