Ana Sayfa / Edebiyat / Unutma… Bul… Özür Dile… Yoksa…
Unutma Bul

Unutma… Bul… Özür Dile… Yoksa…

Önünde koca bir ömür olduğuna inanırsın. Çok kolay kaybedersin bu yüzden. Son model cihazlar bile üç ay sonra eskimiş oluyor. Böyle bir çağda yaşıyoruz. Hiçbirini kaybetmekten korkmuyoruz. Nasıl olsa yenisini daha iyisini alırız ya…Sadece kullandığımız cihazları mı? İnsanları da kaybetmekten korkmaz olduk. “ Ne olacak ki giderse gitsin.” denir. Çünkü tıpkı cihazlar gibi insanların da daha iyisini bulacağımıza inandırdık kendimizi.

Bak çevrene, hep aynı şeyi duymuyor musun arkadaşlarından?  “ Amaan, takma kafana ya… Unutursun. Elini sallasan ellisi… Sen daha iyilerine layıksın.” Hep bu dolduruşlarla telkinlerde bulunmadılar mı sana? Ama hiçbiri demedi ki “ Tak kafana. Peşinden git. Unutma. Bul onu. Özür dile. Konuş. Yoksa yalnız kalacaksın.” Bunlar söylenmediği için yalnız kalmayacağına inandırdın kendini. Kafana takmaman gerektiğine, çabuk unutacağına, yalnız kalmayacağına…

İşte en çok bu yüzden yalnız kalacaksın. Bir bakacaksın ki etrafında kimsecikler yok. Geçmişine bakacaksın, şimdine; göreceğin yalnızlık, duyacağın sessizlik… Gelenler, gidenlerden hiçbir zaman daha iyi olmayacak, olamayacak. Çünkü seni anlayan gidendi. Hep yarım kalmış duygular acıtacak kalbini. Çok kolay kaybedilmiş insanların yüzleri gözlerinin önünde olacak her dem. En şen şakrak ortamlarda bile tek başına oturup, iliklerine kadar yalnız olduğunu hissettiğin an anlayacaksın bunu. Deli gibi özlediğinde anlayacaksın o gidenin değerini. Gidenin yüzü gözlerinin önünde, o yarım kalmış duyguların gölgesinde yaşayacaksın. Ve sonra “Hayat hiçbir zaman derdi ve kederi unutturmaz, insan sadece yaşadıklarına alışır” sözüne kızacaksın. Zira hayatın derdi ve kederi hiçbir zaman unutturmadığı doğru ama yaşadıklarına alışamadığını anlamış olacaksın. Kendine kendine “Hayat hiçbir zaman derdi ve kederi unutturmaz ve insan yaşadıklarına da alışamaz.” diyeceksin.

Ve aklında sana okuduğum o şiir gelecek.

Ben olsaydım, papatya falı bakmazdım.
Ben olsaydım, bu kadar çok düşünmezdim.
Ben olsaydım, akşamlarım güzel geçsin diye başka şeyler yapardım.
Ben olsaydım, o şarkıyı onlarca kez dinlemezdim.
Ben olsaydım, bunları okumazdım çünkü
Ben olsaydım, sen bu kadar yalnız olmazdın.

Unutma; dipsiz bir kuyu, dilsiz bir korku ve koyu bir karanlıktır yalnızlık…

Tahsin LALE
4413

2 yorum

  1. İşte böyle koyu bir yalnızlıkta kendini buluyor insan bazen… Ne vazgeçişler ya da vazgeçilişler, ne yanışlar ya da yakarışlar, ne sevdalar ne aşkıszlıklar, ilaç dediğimiz zamanı tüketiyoruz böyle zamanlarda… Ama gidiyor işte güzellikler ucundan tutamıyoruz… Unutmak isterken unutulmak var bir de… Bazen de ışıksız bir tünelde kalıyorsun ya da uçsuz bucaksız bir vahada…

    Gururun kölesi olup, umarsızlık takınıyoruz, mutluymuşuz gibi bir gülücük . Daha iyilerine layıksın da ki layık olma durumu nedir? Kime göre doğrudur kişi, kime göre yanlıştır. Belki de tamamen yanılışdır.

    Vazgeçmemeli, yürek yanıp kül olsa da , takatin kalmasa da, küsmemeli sevdaya, vazgeçmemeli…

    Yüreğinize, kaleminize sağlık Tahsin Bey. Sevgiyle,

    0
  2. Vazgeçmek… Sevdadan vazgeçemezsin ki… istesen bile… o seni istemese bile…

    Öyle bir oddur ki o düştü mü bir kere yüreğe, yakar kavurur ama asla sönmez…

    “Takma kafana” diyenler ya hiç sevdalanmamışlar ya da onu kaldıracak yürekleri yok bana göre…

    Çok doğru, çok güzel bir yazı sevgili Tahsin Lale…

    Mürekkebiniz hiç kurumasın…

    0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>