Ana Sayfa / Edebiyat / Anı / Vuslat
Vuslat

Vuslat

Gün ağarmak üzereydi. Bir yılın daha sonu gelmiş, nihayet vuslata saatler kalmıştı. Bir kez daha ikimizden birine bir şey olmadan onu göreceğim heyecanı ile o gece uyku uzaktı bana. Vakit adeta saatte takılmış geçmek bilmiyordu. Bitmek bilmeyen bir seyahat nihayet sonlanmış, duyduğum özlem ve hasreti içime çektiğim toprağının kokusunda hissettiğim vatanımdaydım. O gece onun da hiç uyumadığını ve saatlerle aynı kavgayı yaşadığını biliyordum çünkü O, benim annemdi. Sonundaki ayrılıkta, göz yaşı ve aynı endişelerle ayrılacağım bir kavuşma için dakikalar kalmıştı.

“Lütfen emniyet kemerlerinizi bağlayın, inişe geçiyoruz!” Bu cümle içimde tarifsiz ve hiç kaybolmayan bir heyecana ve mutluluğa yol açmıştı. Tekrarını dönüşte, göz yaşlarım ile duyacağım bu cümle kısa sürede iki ayrı anlam ifade ediyordu. Nihayet inmiştik…

Herkesten önce işlemleri bitirip O’nun o eşsiz kokusunu duymak için adeta diğer yolcularla savaş veriyordum. Bantta bavulumu beklerken arkamdan gelen yorgun ve mahcup bir sesle irkildim.

“Kızım yardım edebilir miyim?”

Arkama döndüğümde; yaşlıca, bir kolu olmayan temiz yüzlü bir amca karşımda duruyordu. Bavulu banttan alıp arabaya kadar bana ücret karşılığında yardım etmekti amacı. Kolunun eksikliğine aldırmadan ekmek parası için tek kolla taşımak istediği yükler ondan çok bana ağır gelmişti.Ben herkesten önce kavuşma kavgası verirken, O’nun verdiği onurlu ekmek kavgası bendeki heyecanı hüzne çevirdi… Yardım etmeden asla para almayacağı, duruşundan, gözlerindeki o muhteşem gururdan belliydi. “Peki Amca” deyiverdim kendime gelince. Bavulu ondan önce banttan alıp taşıma arabasına koymuştum. O an için O’nu ezmeden yapabileceğim tek şey buydu. Birlikte çıkışa kadar yürüdük. Tek koluyla taşıma arabasını sürmesine bile aslında gönlüm razı gelmiyordu. Sonunda dışarıya çıkmıştık. Teşekkür ederek emeğinin karşılığını verip hayır duamı da almıştım.

Artık tek düşüncem bir an önce annemi görmekti. Ayaklarım kendi topraklarıma basmanın, gözlerim kendi insanımı görmenin gururunu ve heyecanını yaşıyordu. Nihayet arabamız karşıdan göründü. O bir kaç saniyeye bile sabretmek istemiyor koşup bir an önce anneme sarılmak, O’nun o essiz sıcaklığında huzur bulmak istiyordum.

“Kızımmmmmm! Şükürler olsun kavuşturana.”

Ayrılmamacasına sımsıkı sarılmıştık birbirimize. Gözlerimizdeki yaşlarla ıslattık birbirimizin yanağını. Bir daha ayrılmayalım dercesine kaldık öylece. Ta ki döneceğim, aynı anları yaşayacağım, hasretin başlangıcı, o gelmesini istemediğim anlara kadar, özlemini duyduğum vatanımda ailemle olmanın tadını çıkarmaya doğru beraberce yola koyulduk.

Sevgilerimle…

2 yorum

  1. Vuslata tüm kucaklar açık da, hasrete cesaret kimse de yok.

    Amca’ya takıldım aslında ben…
    Vuslat sevinciyle hoş gelenin bavuluna tek kol yetti de, bir gün de O’nun hoş gelenine o tek kol nasıl yetecek?
    O kavuşmanın sevinç yükünü nasıl taşıyacak?
    Uğurlarken nasıl yetiyorsa öyle yetecek, daha kuvvetli, daha sımsıkı…
    Burdu ve sevindirdi bu hikaye beni.
    Sevdiklerinizden uzak kalmamanız temennisiyle.
    Teşekkürler…

    0
    • Bazen kendi sevinçlerimizin arasında öyle bir şey olur ki… Bir anda karşılaştığımız olayın içinde buluruz kendimizi… Ben de aynı sizin gibi o anda onun dünyasına takıldım. Bir yandan üzüldüm bir yandan da işte benim insanım dedim. Onurlu, başı dik bana göre ve aslında ona göre de ekmek parasını kazanmak için hiçbir engel yoktu.
      Teşekkür ederim. Sevgilerimle…

      0

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>