Ana Sayfa / Edebiyat / Anı / ZEVAHİRİ KURTARMADAN (Nefes Aldım Huzura)

ZEVAHİRİ KURTARMADAN (Nefes Aldım Huzura)

Ölü gözleriyle baktı bana ve

“Anlat her şeyi…”

Dediğinde, içimi elime alıp gösterdim, bak işte burada dedim. Ellerini ellerimin altına tutup, bırak dök içini dedi, avuçlarına bıraktım onu, içimi. Saatlerce hapis kaldım onda, tutsak oldum. Yere battık ikimiz birlikte, dibine yerin…

İki gün bir gece sonra ondan bana ait olan şeyi alıp serbest kaldım. Özgürdüm tüm bedenimle artık… Sokaklara saldım kendimi, her adımda yüzüme dönen gözleri fark ettim. Farkındalığım; hafif içkili geceden kalmaydı, sanırım. Çünküsü; dengem bozuluyordu ve sendeliyordum. Kahvemi henüz içmemiştim, bu bana pahalıya patlamış oldu. Dengesiz(leşen) bedenim, bana ait olduğunu inkar etmeye devam edince kahve molası vermek zorunda kaldım.

“Bana acı Türk kahvesi lütfen!”

Buyur etti kahvemi, sunucum. Başka talebimin olup olmadığına gözleri üzerimde yanıt aradı. Yoktu, arzına müteşekkil olduğumu iletip, iste(di)ğimin acı bir uyanışla sınırlı kalması gerektiğine dair yaptığım açıklamadan sonra minnetimi buyurdum ona. Tez davrandı adımları… Kahvemi yudumlarken içime akan acılık hafif geldi o gecenin yanında; onun avuçlarındaki (içim) acımıştı en çok.

Döktükten sonra avuçlarına (ben); bir bir ayırdı acıtanlarımı ve işe yaramazları, iyi(sini) yaptı. Ellerini yüzümde dolaştırması bir işaretti her şeyin bittiğine…

“Hadi son yudumunu da al içkinden ve sonra git davetsiz misafir(im) gelmeden”

Avuçlarımı uzattım, hazırım gelebilir dedim. Kabul etmedi, yapmamamı söyledi, acı(tı)yormuş, içi acıyormuş. O da acıyormuş(kendisi).

“Acıma n’olur, akıt(tır) tüm zararlı(lık)larını sen de, kaçalım bu acı geceden,”

“el ele.”

Gözlerimdeki baygın boşalmışlığa gülümsedi ve,

“Rahat(lamış)lığın baş döndürüyor matmazel.” dedi. Kabul etmedi isteğimi.

Onu, “dolu” bıraktım sabahın kör uyanışında, a(r)tıklarım ellerindeydi tekrar.

“Temizlen,” dedim. “Ruhun, çök(tür)meden (seni)…”

Sonrası veda, ayrılık… Şimdi buradayım. Sandalyede oturuyor ve yudum yudum uyanıyorum sabahın parıltılarına, insanlarına ve yaşamına. Uyandım…

İçtiğim kahveye biç(tir)ilen bedeli ödedim ve kalktım yerimden…

Yollara yalpa vuruyordum bahar kokum eşliğinde, içimden çıkan taze nefesten şu sesler döküldü:

 

“Ohh,”

“huzur yaşıyor, bu sefer gerçekten yaş(at)ıyor (bana)…

 

Özdür

Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.Gerekli alanlar işaretlenmiştir *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>